Sibel Karabel'den, “Birinci Faz Anlaşma” yorumu

Sibel Karabel'den, “Birinci Faz Anlaşma” yorumu

Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki 22 ay boyunca süren üst düzey ekonomik ve ticari müzakerelerde sonunda anlaşma sağlandı. Her iki tarafında daha fazla zarar görmeden birinci faz anlaşmaya gitmesi hem küresel piyasalara derin bir nefes aldırdı.

Uzmanlar, ABD ve Çin arasında diyalog yolu ile sorunların çözülmeye başlanmış olmasının büyük bir adım olduğunu söylerken, söz konusu diyaloğun nihai anlaşmaya sürecine kadar taşınması gerektiğini vurguluyor.

BİLGESAM Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel, konu ile ilgili CRI Türk Türkiye'ye özel değerlendirmelerde bulundu. Söz konusu anlaşmanın içeriğine değinen Karabel, "ABD'nin 1974 tarihli Ticaret Yasasının 301. maddesine istinaden uyguladığı tarifelerde modifikasyon taahhüdü yer almakta. Buna karşılık Çin, 2017 yılı baz alınarak 200 milyar dolarlık alım yapacak. Anlaşmadaki diğer başlıklar ise, fikri mülkiyet hakları, teknoloji transferi, kurda rekabetçi devalüasyon ve anlaşmazlık çözümü mekanizması olarak belirlenmiş durumda." dedi.

"KARŞILIKLI ADIMLAR ATILDI"

Anlaşma içeriklerinin geniş boyutta değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Karabel sözlerine şöyle devam etti:

"İlk bakışta bir değerlendirme yapacak olursak, bu sürece giden yolda bir takım karşılıklı adımların atıldığı söylenebilir. ABD-Çin görüşmelerinde Trump yönetiminin 162 milyar dolarlık Çin ürününe 15 Aralık 2019'da uygulanacak yüzde 15'lik vergiyi kaldırması, 100 milyar dolarlık ürüne uygulayacağı yüzde 15'lik tarifeyi yarıya indirmesi ve karşılığında Çin'in ABD için büyük önem arz eden tarım ürünlerinde ve otomotiv sektöründe tarife kolaylığı sağlaması örnek gösterilebilir. Anlaşmaya giden yolda bir diğer gelişme de Trump yönetiminin Ağustos 2019'da Çin'i kur manipülatörü ilan etmesinin ardından 11 Ocak 2020'de Çin'i bu statüden çıkarması oldu. "

"ABD BAZI KOZLARI ELİNDE TUTMAYA DEVAM EDİYOR"

Birinci faz ticaret anlaşmasının imzalanmasına rağmen, önümüzdeki günlerde iki ülkenin çözüm getirmesi gereken birçok meselesi olduğunun altını çizen Karabel, "Genel bir değerlendirme yapacak olursak, yapılan çalışmalarda tarifeler baz alındığında ticaret ihtilafı başladığında ABD'nin Çin'e olan tarife haddi yüzde 3,1 iken Çin'in yüzde 8'di. Son tahlilde, anlaşma sonrasında ABD'nin yüzde 20 ve Çin'in yüzde 19 civarında kaldığı görülüyor. Buna ek olarak, ABD hali hazırda 200 milyar dolarlık Çin ürünü için nasıl bir tarife uygulayacağını gizli tutuyor. Yani Çin'in yaklaşık yüzde 65 oranında ürünü tarife kapsamında kalıyor. Dolayısıyla, ABD'nin gelecekte sürdürülecek müzakerelerde elinde bir enstrüman bulunduracağını söyleyebiliriz." ifadelerine yer verdi.

KAZANANI OLMAYAN SAVAŞ

Ticaret savaşlarının sıfır toplamlı bir oyundan öteye geçemeyeceği ve küresel durgunluğa katkıda bulunduğu kanıtlanmıştı. Bu adımın rahatlatıcı bir etkiye sahip olacağını vurgulayan Sibel Karabel sözlerini şöyle tamamladı:

"Ticaret ihtilafı en geniş anlamda küresel ticarette daralmaya ve tedarik zincirinin yön değiştirmesine sebep oldu. Dolayısıyla tarafların karşılıklı olarak masaya oturması küresel ekonomik ve finansal sistemde ortaya çıkan olumsuz etkilerini azaltmada ilk adım özelliğini taşıyor. Bu açıdan oldukça önemli bir anlaşmadır."

Haber: Mehmet Emre Öztürk