“Salgın yeni bir gelecek için umut veriyor”

“Salgın yeni bir gelecek için umut veriyor”

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle alınan önlemler dünya çapında aşamalı olarak gevşetilmesine rağmen uluslararası toplum siyasi ve sosyal sistemin bir daha eskisi gibi olmayacağı noktasında hem fikir. Salgının tetiklediği kriz tedarik zincirlerinin geleceğini tehlikeye atarken küreselleşmenin geleceği üzerine tartışmalar zirveler çıktı. Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki büyük güçler rekabetini yeni tip Soğuk Savaş'ın kıyısına getiren salgını Cumhuriyet gazetesi editörlerinden Mustafa Birol Güger, CRI Türk Türkiye için yorumladı.

Uluslararası kamuoyundaki yaygın kanının aksine yeni tip koronavirüsün sınıfsal ayrımı derinleştirdiğine dikkat çeken Güger, kapitalizmin en şiddetli krizini yaşadığını belirtti. Güger, dünyanın yüzde 1'ini oluşturan en zengin azınlığın küresel servetin yarısına sahip olduğunu aktararak "Küresel seçkinler tüm kuralları çiğnemek pahasına çözüm arıyor ancak kısa ve orta vadede bulmaları pek mümkün değil. Küresel sistemin yumuşak karnı olan 'küresel eşitsizlik', adeta sistemi kuşatan bir ura dönüştü." diye konuştu.

"ORTA VADEDE İSTİKRARSIZLIK YANAŞACAK AMA…"

Uluslararası sistemde oluşan karanlık tablonun aynı zamanda fırsatlar sunduğunu dile getiren gazeteci Güger, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dünya çapında işsizlik, salgına bağlı olarak istikrarlı biçimde artıyor ve gelişmiş ekonomiler de dâhil olmak üzere dünyanın istisnasız tüm ülkelerinde yoksullar krizden en kötü etkilenen kesimler olarak öne çıkıyor. Bu karanlık tablo orta vadede istikrarsızlığı işaret ediyor. İstikrarsızlık yayılarak büyüyecek; sermayenin kontrolündeki hükümetler kontrolü ellerinde tutmak için önlemlerini daha da sertleştirecek. Bu durum bütün dünya uluslarına yepyeni bir gelecek inşa etme fırsatı verecek. Gelecekten hiç olmadığım kadar umutluyum."

"CADI AVI ABD'NİN ATA SPORU"

Dünyanın en büyük iki ekonomik gücü olan Çin ile ABD'nin eski büyüme grafiklerine ulaşmasının kısa vadede mümkün olmadığını kaydeden Güger, "İki ülke içinde kolay olmayacak." mesajını verdi. Beijing yönetiminin kamucu ekonomi ve organize toplum özellikleri sayesinde Washington'a nazaran daha kolay toparlanabileceğine vurgu yapan Güger, şu ifadelerini kullandı:

"ABD, halkının en basit sağlık taleplerini karşılayamayan ve milyonları ölüme terk eden bir devlet görüntüsü veriyor. ABD Başkanı Trump da kendi beceriksizliğinin faturasını, Amerikalıların ata sporu olan 'şeytan avıyla' örtbas etmeye çalışıyor. Doğrusu hem ABD hem de Çin'in, fazla değil 1 yıl önceki mali tablolara ulaşmaları belki de yıllar alacak ve sonuç olarak dünya; siyaset, ticaret ve güvenlik başta olmak üzere her alanda hızla anarşiye doğru kayacak. Buna karşın dediğim gibi, Çin ile ABD arasında oldukça temel bir fark var: Çin'deki sosyo-politik sistem daha birleşik bir görüntü verirken, ABD siyasi teşkilatında müthiş bir parçalanma söz konusu. Bu durum ABD'nin sözde küresel liderliğinin geleceği konusunda önemli ipuçları veriyor. Anarşi sonrası oluşan yeni düzende birçok bölgesel oyuncunun küresel yönetimde daha fazla söz sahibi olduğuna şahit olacağız."

"TÜRKİYE VE ÇİN ARASINDA ORTAK ZEMİN VAR"

Oluşması muhtemel yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yönelimini "İki adım ileri bir adım geri Avrasya" olarak betimleyen Güger, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:

"Sanırım hâlihazırda yaşadığımız tarihte benzeri görülmemiş bir soğuk savaşın ilk evreleri. Türkiye, son yıllarda başta Rusya ve İran olmak üzere bölge ülkeleriyle geliştirdiği ittifakları pekiştirmeli. Tabii, kaybeden ata oynamak da bir tercihtir ancak köklü devlet geleneğine sahip devletlerin bu tarz tercihler yapma lüksü yoktur. Türkiye'nin 2016'dan bu yana, jeopolitik kutuplar arasında sürdürdüğü tarihsel denge politikasında, 'iki adım ileri bir adım geri' şeklinde tarif edebileceğimiz bir hareket tarzıyla, Avrasya'daki ağırlık merkezine yaklaştığı gözlemleniyor. ABD-NATO-AB çizgisinin tahakküm gücü zayıfladıkça bu geçiş daha da hızlanacaktır. Elbette bunun için epey zaman var. Bugün Avrasya'da en önemli oyuncu olan Çin ve dünya jeopolitiğinin adeta merkezinde yer alan Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik iş birliği alanlarında paylaşacak epey ortak zemini mevcut. Tarih her iki ülkeye de krizi fırsata çevirmeleri için eşsiz olanaklar sunuyor."

Haber: Gökhun Göçmen