Rekabetin boyutları ve biçimi farklı

Rekabetin boyutları ve biçimi farklı

Tarihte büyük savaşlardan, doğal felaketlerden, salgın hastalıklardan, iktisadi buhranlardan, toplumsal olaylardan sonra önemli siyasal gelişmeler, jeopolitik değişimler yaşanır. 1. Dünya Savaşı (1914-1918), 1929 Ekonomik Bunalımı, 2. Dünya Savaşı (1939-1945) böyle olaylardır. 1989-1991 yılları arasında SSCB'nin dağılması, Varşova Paktı'nın tarihe karışması, Doğu Bloku'nun çökmesi, Berlin Duvarı'nın yıkılması; 11 Eylül 2001'deki terörist saldırılar; 2010 yılı Aralık ayında Tunus'ta seyyar satıcı bir gencin kendini yakmasıyla patlak veren olaylarla başlayan Arap Baharı, akla gelen diğer örneklerdir. Koronavirüs salgını da bu tür olaylar arasına girmiştir şimdiden.

Soğuk Savaş dönemine (1947-1991), 2. Dünya Savaşı'nın galibi olarak giren ve Soğuk Savaş'tan galip çıkan Amerika Birleşik Devletleri (ABD); bir süre sonra tıknefes kalmıştır. 2000'li yılların başında, birkaç hamle yapsa da, devamını getirememiştir. Özellikle son yıllarda artan bir hızla, güç kaybetmeye başlamıştır. Salgın hastalıkla birlikte çok yıpranmış, hayli yorulmuştur. Fakat bu gerçeği kabullenmekte zorlanmaktadır.

REKABETİN BOYUTLARI VE BİÇİMİ FARKLI

Siyaset, diplomasi, strateji gerçekçi ve akılcı olmayı gerektirir. Nesnel koşullar belirleyicidir. Günümüzdeki şartlar, kuvvet dengesi, ittifak ilişkileri, Soğuk Savaş döneminden farklıdır. Soğuk Savaş; ABD ile SSCB arasında yaşanırken, günümüzde ABD'nin karşısında hem Çin hem Rusya vardır. Zaten ABD de bu iki ülkeyi rakip – hasım güçler olarak tanımlamaktadır. ABD'nin özellikle Çin'in ekonomik büyümesinden ne kadar endişe duyduğu; attığı adımlardan, kurmaya çalıştığı ittifaklardan, söylediği yalanlardan bellidir. ABD; günümüzde Çin'le yaşadığı rekabetin, geçmişte SSCB ile yaşadığı rekabetten farklı olduğunun bilincindedir.

Soğuk Savaş'ta SSCB'yi kuşatan; ideolojik, politik, diplomatik, ekonomik, bilimsel, teknolojik ve askeri rekabete zorlayan ve de yoran ABD'nin bu kez işi daha zordur. Çin'i coğrafi açıdan kuşatmaya, diplomatik, politik olarak yalnızlaştırmaya, yeni pazarlar bulmasını engellemeye çalışmaktadır. Çin dışında büyük yatırımlara yönelmesini önlemek, enerji tedarikini zorlaştırmak, askeri ittifaklar geliştirmesini engellemek istemektedir. Çin'in içişlerine müdahale etmek için her yolu denemekte, ayrılıkçı hareketlere her türlü desteği vermektedir. ABD; Rusya'nın da Suriye'de, Ortadoğu'da artan nüfuzunu geriletmek, Karadeniz'den kuşatmak istemektedir.

ABD'nin kabullenmediği şudur: Dünya eski dünya değildir. Değişmiştir. Değişmektedir. ABD, eski ABD değildir. Zayıflamaktadır. Çin'i, silahlanma yarışına çekerek yorması, Çin'in ekonomik adımlarını engellemesi, mümkün değildir. Keza, Rusya'nın Suriye'den vazgeçmesi, Karadeniz'de, Orta Asya'da, Kafkasya'da ABD karşısında geri adım atması, olanaksızdır. ABD'nin, ne Çin'i çevreleyecek ne Rusya'yı kuşatacak gücü vardır. Ne Çin'in çevresindeki ülkeleri ne Rusya'nın etrafındaki devletleri, ABD nam ve hesabına seferber edecek kuvveti vardır ABD'nin. Güvenlik ihtiyaçlarını karşıladığı ülkeleri bile, Çin'e ve Rusya'ya karşı hamle yapmaya ikna edememektedir.  

Sözün özü; ABD ya mevcut durumu kabullenip, ona göre adım atacaktır ya da kendi gerçeğini görmezden gelip, gerçeklerle inatlaşıp, daha büyük sorunlara yol açacaktır.

Barış Doster