Pasifik'te artan Çin nüfuzu ABD'yi her zaman rahatsız etti

Pasifik'te artan Çin nüfuzu ABD'yi her zaman rahatsız etti

Pentagon'un "ABD'nin Çin'e Yönelik Stratejik Yaklaşımı" başlıklı raporu, Beyaz Saray tarafından kısa süre önce Kongre'ye sunuldu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump yönetiminin 2017 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'ne atıfta bulunulan raporda, ABD'nin yıllardır izlediği ve küresel rakiplerle ilişkileri geliştirerek onları uluslararası topluma dâhil etme stratejisinin yanlış olduğunun ortaya çıktığına dikkat çekildi.

İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, Pentagon'un "ABD'nin Çin'e Yönelik Stratejik Yaklaşımı" başlıklı raporunu CRI Türk Türkiye'ye değerlendirdi.

Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, Pentagon raporuna "1979 yılında Çin ile diplomatik ilişkilere başladık" diyerek giriş yapıldığını belirtti. Raporda, "Kesinlikle hem ekonomik hem siyasi alanda Çin Halk Cumhuriyeti'ni sorumlu bir küresel paydaş kabul ederek açık toplum ilkesine dayalı hareket eden bir ülke olarak dikkate aldık. Fakat 40 yıl sonra gelinen noktaya baktık ki, Çin'deki hem ekonomik hem politik reformları hem de Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) birtakım gelişmelerini ve davranışlarını yeterince dikkate almamışız çünkü son 20 yıldır reformlar yavaşladı ya da askıya alındı veya tersine döndü." ifadelerine yer verildiğini kaydeden Küçüközmen, 2017 yılındaki "Ulusal Güvenlik Strateji" raporuna da vurgu yapıldığını söyledi.

Bu raporun 68 sayfadan oluştuğuna ve raporda Çin ile Rusya'nın ABD'ye meydan okuduğundan bahsedildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Küçüközmen, "Bu raporda füze konusuna da değiniliyor. Çin ve Rusya'nın gelişmiş silah geliştirme çabalarından tehditvari olarak bahsediyorlar. Fikri mülkiyet hakları ve teknolojinin çalınması suçlamaları da var. Ayrıca son raporda bunlara da atıfta bulunuluyor." dedi.

"ABD ÇİN'İ EKONOMİK ANLAMDA TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR"

Son raporda dört noktanın hedeflendiği bilgisini aktaran Küçüközmen, bunların "ABD halkını, topraklarını ve yaşam tarzını korumak, ABD'nin refahını korumak, güç ile barışı sağlamak ve Amerikan nüfuzunu artırmak." olarak sıralandığını dile getirdi.

"Bir rapora daha atıfta bulunuyorlar" diyen İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, şöyle devam etti:

"Bu Avrupa Birliği'nin (AB) 'AB - Çin Stratejik Görünüm Raporu'. Bu rapor, çok kapsamlı değil, 16 sayfalık. Ancak bunun içinde en ilgimi çeken şey, beşinci sayfadaki 'Ne AB ne de AB'ye üye ülkelerden herhangi biri tam bir mutabakat içinde olmadan hedeflerini Çin ile birlikte gerçekleştiremezler' ibaresi yani Çin ile beraber bir şey yapmak istiyorsanız 16+1 formatında ana ülkeler+1 (yeni üyeleri tek bir grup olarak görüyor) olabilir."

Raporda, ABD'nin Çin'i ekonomik anlamda tehdit olarak gördüğünü anımsatan Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, "'Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) ortağı olduktan sonra Çin'in tüm dünya ülkelerine girmesi ve nasıl girdiğine ilişkin 2018 yılında biz rapor yayınladık. Çin'in teknoloji transferi, inovasyon ve fikri mülkiyet hakları konularında rapor hazırladık. Çin, ticareti adil rekabete uygun yapmıyor' deniyor. Rapor 215 sayfadan oluşuyor ve Çin'e yönelik suçlamalar var." diye konuştu.

"İLKELİ REALİZM"

Raporda ABD'nin Çin tipi sosyalizm tanımı yaptığını bildiren Küçüközmen,"Çin değerlerimize karşı risk oluşturuyor, deniyor ve Çin'in 'kapitalizm artık ölmek üzere, neticede sosyalizm kazanmak üzere' fikrini yaymaya çalıştığı belirtilip bu raporda 'Çin tipi sosyalizm' olarak adlandırılıyor. ABD, raporda Çin'i güvenlik anlamında tehdit görüyor ve buna ilişkin 2019 Mayıs ayında 'Çin'e İlişkin Ordu ve Güvenlik Gelişmeleri" diye bir rapor hazırlandığı söyleniyor. Bu raporun çok kapsamlı olduğu ve özellikle ZTE ve Huawei isimli firmaların Çin güvenlik servisi ile birlikte çalışmaları ve yurt dışında birtakım faaliyete girişmelerinin ABD'yi zorladığı ve zorlayacağına vurgu yapılıyor. Burada 'ilkeli realizm'in altı çiziliyor ve 'Bu çerçevede kendi çıkarlarımızı uygun bir şekilde korumak zorundayız. Buna uygun olarak da stratejik rekabet sürecini başlattık. Çinli yetkililer ile çok net ve dürüstçe konuştuk.' deniyor." açıklamasında bulundu.

"İKİ SÜPER GÜÇ ÇİN VE ABD"

"Çin tarafından sürecin nasıl göründüğüne de bakmak lazım." ifadesini kullanan Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, şunları kaydetti:

"'ABD bize ticaret savaşı açmış durumda. Tabii ABD ciddi anlamda ticaret açığı veren bir ülke. İkincisi, ABD, Huawei'ye karşı savaş açtı, teknoloji anlamında pek çok yerde özellikle 5G ile ilgili önümüzü kesiyor. ABD, Kuşak ve Yol İnisiyatifi'ni Çin'in nüfuzunu artıran tehlikeli bir proje olarak gördüğü için bu projeyi sekteye uğratmak adına elinden geleni yapıyor' deniyor. Çin, diğer taraftan Pasifik bölgesindeki askeri gücünün ABD'yi rahatsız ettiğinden söz ediyor. Burada daha da önemlisi birtakım iç karışıklıklara sebep olabilecek kışkırtmaları oluyor, deniyor Hong Kong, Taiwan Xinjiang Uygur bölgesi gibi… Peki, koronavirüs sonrası nasıl bir dünyaya uyanılacak? Eskiden 'Washington – Moskova' ifadesi kullanılırdı ama artık 'Washington – Beijing' ifadesi kullanılıyor. İki süper güç Çin ve ABD oldu. Eylül ve ekim ayından sonra ABD nerede kalmıştık diyecek? Seçimler de var ve Trump'ın tekrar seçildiği varsayımı altında konuşuyorum. Ancak Trump yeniden seçilmese de ABD'nin devlet politikasının yine bu şekilde ilerleyeceğini düşünüyorum. 'Ticaret savaşlarında nerede kalmıştık?' deyip oradan devam edilecek. Bu iki ülke çekişmeyi sürdürecek."

PASİFİK'TE ARTAN ÇİN NÜFUZU ABD'Yİ HER ZAMAN RAHATSIZ ETTİ

"Bu iki ülkenin askeri anlamda karşı karşıya gelmesi söz konusu olabilir mi?" sorusunu düşünürsek, buna ihtimal vermek istemiyorum." değerlendirmesini yapan Küçüközmen, "Böyle bir şeyin her iki tarafa ve dünyaya çok büyük zararı olacağı aşikâr. Ancak bir diğer taraftan hem ticari bağlantılara hem tedarik zinciri bağlamında bakıldığında bu iki ülkenin birbirine bağımlı olduğunu görüyorum hatta daha ilginci ticaret anlamında bu iki ülkenin birinin olmaması durumunda diğeri sıkıntıya girebilecek ticari ortaklıkları da var. Netice itibarıyla savaş olmayacak ama Pentagon'un bu son raporu, 'aba altından sopa' gibi ve ABD bundan sonra biraz daha sert çıkış yapacağız demeye çalışıyor. Pasifik'te artan Çin nüfuzu ABD'yi her zaman rahatsız etmiştir ve edecektir çünkü Çin Pasifik'te ABD'nin öngörebildiğinin ötesinde güçlenmiş durumda. Kıtalararası füze teknolojisi anlamında Çin'in geldiği noktayı da görmek gerek." dedi.

"ÇİN PEK ÇOK KONUDA BÜYÜK BİR HIZLA İLERLİYOR, DİĞER ÜLKELERLE ARASINDAKİ MESAFEYİ CİDDİ ÖLÇÜDE AÇIYOR"

İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, yeni bir faza girildiğini anımsatarak sözlerini şöyle tamamladı:

"ABD yanına Japonya gibi AB gibi diğer ülkeler gibi müttefiklerini alarak nasıl bir strateji geliştirebilir? AB'den ayrılmış bir İngiltere'nin Pasifik tarafında Japonya ile flört ediyor olması ve İngiltere'nin oynayacağı rol de önemli. Tabii yine Kuşak ve Yol projesinde Almanya ile İngiltere'nin takınacağı tavır, ABD açısından daha farklı ve belirleyici olabilir. Tüm bunlar ışığında Türkiye nasıl bir pozisyon almak zorunda? Türkiye bu gelişmeler karşısında kendini nerede konumlandırmak zorunda? Bu da denklemin çok önemli bir parametresi. Denklem son derece karmaşık ve birçok bilinmeyenle dolu çok sayıda denklem var. Çin DTÖ'de ve IMF'de var. Dijital paraya da geçti ve pek çok konuda büyük hızla ilerliyor, diğer ülkelerle arasındaki mesafeyi ciddi ölçüde açıyor. Biz de bir şekilde bu sürecin içinde hem ticari hem teknolojik olarak yer almak zorundayız."

Haber: Tuğçe Akkaş