“Olayda herhangi bir kastın bulunmadığı aşikâr”

“Olayda herhangi bir kastın bulunmadığı aşikâr”

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Canan Güllü, son günlerde kamuoyunda çok fazla tartışılan "parkta şiddet gören bir kadını kurtarmaya çalışırken çıkan arbede de kadını döven Özgür Duran'ı bıçaklayan Kadir Şeker"in davası hakkında değerlendirmelerde bulundu.

TKDF'nin çok uzun yıllardır Türkiye'de kadına karşı şiddetin önlenmesi adına çalışmalar yapan bir örgüt olduğunu belirterek sözlerine başlayan TKDF Başkanı Güllü, Türkiye'de şu ana kadar psikolojik danışmanlık hizmetini dört dörtlük verebilen bir acil yardım hattı işletilmesini sağladıklarını bildirdi.

"2008 VE 2019 YILLARI ARASINDA TÜRKİYE'DE 2 BİN 8886 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ"

Yaşanılan olaya şiddetin ülkemizde geldiği durum açısından bakmak gerektiğinin altını çizen Canan Güllü, TKDF olarak çok uzun yıllardır Türkiye'de bir yasal mevzuatın oluşması için gayret sarf ettiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Bu durumun sonucunda bugün 'yasalarımız var' diye gururlandığımız bir süreç içerisindeyiz ancak bu yasaların uygulanmasının eksikliğinden kaynaklı sıkıntılarımız mevcut. 2008 ve 2019 yılları arasında Türkiye'de 2 bin 8886 kadın öldürüldü. Bu kadınlar arasında belki sadece beş tanesinin öldüren erkekle bir ilişkisi bulunmuyordu. Türkiye'de öldürülen bu kadınlarla ilgili bir bilincin oluşmasını sağlayacak bir olay yaşandı. Bu olay, Emine Bulut olayı idi. Emine Bulut olayının video kaydı, sosyal medyada Emine defnedildikten dört gün sonra duyuldu. Bizler dedik ki; 'Neden o video çekildi? Keşke bunu izleyeceği yerde müdahale etseydi.' Emine Bulut, 'Ölmek istemiyorum!' diye bağıran bir kadındı. Belki de bu olayın bir başka versiyonu gerçekleşecekti. Eğer Kadir dershaneden çıkıp evine giderken, farkındalıkla dönüp olaya müdahale etmeseydi, bugün Emine Bulut olayındaki gibi bir katliamın sonucunda bir kadını daha ölmüş olarak bulabilecektik. Tüm bunlara dik durarak ve 17 yaşın vermiş olduğu farkındalık ile bu çocuk (Kadir Şeker), olaya müdahale etti. İşte ben bunu için, ilk fırsatta gidip Kadir'i alnından öpmek istiyorum. Üniversite travmasını yaşayan bir gencin, oraya giderek kendi canını tehlikeye atması çok değerli bir şey."

"DOKTOR OLMA HAYALLERİ OLAN BİR GENÇ AZILI KATİLLERİN ARASINDA TUTUKLULUK SÜRECİ GEÇİRMEMELİ"

Kadir Şeker'in vermiş olduğu ifadelerin tutanaklarını okuduğunu söyleyen Güllü, davayı çok yakından takip ettiklerini belirterek, sözlerine şunları ekledi:

"Kadir, kendi ifadesinde akciğerlerinin havasız kaldığını söylüyor. Biz, tüm gerçekliğiyle gözlerimizin önünde olan bu olaya, düz bir bakış açısıyla bakıyoruz. Hukukun içerisinde bu konu ile ilgili yasal bir mevzuat vardır ve TCK'nın 25. maddesi Kadir'i haklı konuma getirecektir. Hatta biz bu süreci tutuklu olarak geçirmesini istemiyoruz. Hatırlayın, sosyal medyanın kamuoyu oluşturmasıyla, 20. kattan atılan Şule Çet'in failleri bile tutuksuz yargılanmıştı. Kadir'in farkında olmadan insan öldürmek sonucu yaşayacağı travmalar da bir ömür boyu peşinden gidecekken, fen lisesi mezunu, doktor olma hayalleri olan bir gencin, azılı katillerin yanında bir tutukluluk dönemi geçirmesini sağlıyoruz."

"HUKUKU YENİDEN DİZAYN ETMEK YA DA SUÇLUYU AKLAMAK GİBİ BİR GAYRETİMİZ YOK"

"Birileri de diyor ki, efendim elinde çakı vardı. Hangimizin cebinde ya da arabasında kendini korumaya yönelik bir alet bulunmuyor?" sorusunu soran TKDF Başkanı Canan Güllü, "Kadir'in ağabeyi, Kadir'in bir tinerci çocuk tarafından saldırıya uğradığını ve geçtiği yoların karanlık olduğunu belirtti. Ben, arabasında kendini korumak için demir çubuk bulunduran bir kişiyim. Yaşanan diğer olaylarda, 'Keşke yanında kendini koruyacak bir aleti olsaydı ya da birileri ona yardım etseydi…' dediğimiz durumlar oldu. Bu olayı, tüm bunların ışığında değerlendirdiğimizde, Kadir için bölünmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Kadir'in taşıdığı bıçak özellikleri dolayısıyla yasalara göre suç unsuru ise, bunun için verilecek cezalar karşısında boynumuz kıldan ince. Hukuku yeniden dizayn etmek ya da suçluyu aklamak gibi bir gayretimiz yok. Bizim derdimiz, bu ülkede kapı komşusu ölürken sessiz kalan veya yoldan geçerken bir olaya tanıklık ettiğinde başını öne eğecek bir nesil oluşturmamak."

"YARGI, YANLIŞ BİR KARAR VEREREK BU ÜLKEDEKİ ÖLÜM ORANLARINI ARTIRACAĞINI UNUTMAMALI"

Davayı değerlendiren hakimin iki tarafın ifadelerinde de yer alan anekdotları doğru bir şekilde değerlendireceğine inandığını kaydeden Canan Güllü, "Hukuk kurallarında yazmayan bazı durumları da göz ardı etmeyeceklerdir. Bu ülkede bir kadın katliamı vardır. Bu ülke de bir kadın erkek eşitsizliği vardır. Böyle bir ülkede, bir kadını kurtarmak adına canını ortaya koymuş bir genç, bence 2020 yılının kahramanıdır. Yargı, yanlış bir karar vererek bu ülkedeki ölüm oranlarını artıracağını unutmamalı." diye konuştu.

"OLAYDA HERHANGİ BİR KASTIN BULUNMADIĞI AŞİKÂR"

Hukukçular arasındaki görüş ayrılığına da değinen Güllü, "Ben onların kadın konusunda bu ülkede gerçekleşen vakalardan haberdar olmadıklarını düşünüyorum." diyerek, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü bizim çalıştığımız yaklaşık 40 baroya yakın Kadın Hakları Komisyonumuzdan arkadaşlarımızla olayı incelediğimizde, olayın detayına gerek görmeden bu kararı verebilecekken, kendileri ayrıntılara bakmak gerektiğini ve bir kasıt olup olmadığının önemine vurgu yaptılar. Şimdi ise bu olayda herhangi bir kastın olmadığı gün gibi aşikâr olarak ortada iken, Türkiye'nin gerçeklerinden uzak hukukçuların böyle bir bakış açısı sergilediklerini söylüyorum. Bu ikiye bölünme, aslında gözümüzü kapattığımız ve duymazdan geldiğimiz olayların yansımalarıdır. Benimle yol alan avukat arkadaşlarımın hiçbirinden 'Suçludur, cezasını çeksin.' cümlesini duymadım. Bu cümle, onların hukukun üstünlüğünü kabul etmedikleri anlamına gelmesin. Bu ülkede hukukun üstünlüğünü hepimiz kabul ediyoruz. Ancak bazı medya organların, ölen kişinin şiddet uyguladığı kişinin beyanları ortaya çıkıyor. Ben bunların tutanaklarını henüz görmedim fakat kadın tarafından verilen böyle bir ifade de olabilir."

"KADİR SUÇSUZDUR"

Kadına karşı şiddet konusunda vakaların gelişim tarzını ve kadının içinde bulunduğı koşulları bilmeyenler için söylemesi gereken şeyler olduğunu dile getiren Canan Güllü, sözlerini şöyle noktaladı:

"Kim bilir belki de kadın, ölen kişinin ailesi tarafından tehdit edildi. Belki de buradan bir tazminat alabilmek adına, bu yola gidecek tarzda beyanatlar veriyordur. Karşı tarafın içinde bulunduğu durumu bilemiyoruz. Daha önce yaşanan olaylarda, hukukun içerisinde bulunan bazı kişilerin bir suçluyu nasıl akladıklarını da gördük. Bu ülkede hukuk normları sadece kitaplarda yazanlar değildir. Bu ülkenin kendi gerçekleri vardır. Kadir suçsuzdur. Kadir'in şu an hapishanede tutuklu olarak geçirdiği her gün bize bir hakarettir ve üzüntü verir. Hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Olaylara sessiz kalmadıkça ancak o zaman kazançlı çıkabiliriz."