“Macron'un Almanya'nın liderliğine yönelik bazı söylemleri oluyor”

“Macron'un Almanya'nın liderliğine yönelik bazı söylemleri oluyor”

Doğu Akdeniz'de gerilim sürüyor. Geçen hafta yapılan Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi'nde AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Doğu Akdeniz ile Türkiye-AB ilişkileri hakkında gelişmeleri takip ederek aralık ayında yapılacak zirvede konuyu yeniden değerlendireceklerini bildirdi. Zirve sonunda Almanya Başbakanı Angela Merkel'den da açıklamalar geldi. Merkel, "AB olarak, Türkiye'nin Akdeniz'de attığı adımların gerilimi daha arttırdığına mutabık kaldık. İlişkileri iyileştirmek hem Türkiye'nin hem AB'nin çıkarına." ifadesini kullandı.

Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Can Kakışım, CRI Türk'te Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu "Manşet" programına konuk oldu. Kakışım, AB'nin Doğu Akdeniz'deki gelişmelere yaklaşımını ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in açıklamalarını değerlendirdi.

Doç. Dr. Can Kakışım, Merkel'in AB'nin Doğu Akdeniz ve Türkiye üzerine iki hafta önce düzenlediği toplantıda alınan sonuç bildirgesine desteğini yinelediğini belirterek, sonuç bildirgesinde Türkiye'ye hem bazı avantajlar sağlanabileceğine dönük açıklamalarda bulunduğunu hem de Türkiye'nin "tek taraflı" davranmaya devam etmesi halinde Türkiye'ye bazı üstü kapalı yaptırım uyarılarının yer aldığını söyledi.

Bu noktadaki avantajların, Türkiye ile Gümrük Birliği'nin yenilenmesi ile vize serbestisinin sağlanması olduğunu ve bunların uzunca bir süredir tartışıldığını hatırlatan Doç. Dr. Kakışım, "Diyaloğun yüksek düzeyli sürdürülmesi ve Göç Anlaşması'nın yeniden gözden geçirilmesi gibi konular gündeme getirilmişti. Ancak Türkiye'nin 'uzlaşmadan uzak' davrandığı ölçüde de yaptırımları devreye sokabileceklerini andıran uyarılar söz konusuydu. Aslında Türkiye'nin AB'nin bu yöndeki kararlarına ilk tepkisi olumluydu. Fakat sonraki süreçte yani bu AB kararlarında bahsedilen konularda kısa zamanda adım atılmayacağının görülmesi ve özellikle bu konuya Güney Kıbrıs'ın olumlu yaklaşmaması nedeniyle oy birliğinin sağlanamaması 'Türkiye'de tek taraflı bir geri adım mı atıyoruz?' sorusuna neden oldu." dedi.

"ORUÇ REİS'İN TEKRAR BÖLGEYE GÖNDERİLMESİ ÖLÇÜLÜ BİR MESAJDIR"

"Türkiye'nin Almanya ile görüştükten sonra sismik araştırma gemisini geri çekmesi aslında önemli bir diyaloğa kapı aralamaya dönük bir yanıtken Yunanistan bunu hemen Mısır ile anlaşma imzalamak için kullanmıştı." açıklamasını yapan Kakışım, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu da Türkiye'de 'İyi niyetimizin karşılığını neden alamıyoruz?' gibi soruların sorulmasına neden olmuştu. Yunanistan'ın yine bu noktada kendisinden beklenen olumlu adımı atmayacağını göstermesi veya böyle bir algının oluşması sebebiyle bu sefer Oruç Reis gemisinin tartışmalı alana gönderilmesi tercih edildi. Bu yöndeki ilk tepkiyi Sayın Erdoğan, Merkel'e video konferans görüşmesinde belirtmişlerdi. Bu görüşme 6 Ekim'de yapılmıştı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hem Yunan mevkidaşı Nikos Dendias ile hem de Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile görüşerek Türkiye'nin bu noktadaki tezlerini anlatmaya gayret etmişti. Bu noktada Türkiye'ye sağlanması düşünülen avantajlar konusunda akıllıca bir yol alınmaması, AB'nin artık inandırıcı olmaktan uzaklaşması hem de Yunanistan'ın istikşafi görüşmelerin içeriğiyle ilgili olarak sadece deniz yetki alanlarının tartışılabileceğini açıklaması ve Türkiye'nin istediği kıta sahanlığı konusunu tartışmaktan bile kaçınması Türkiye'nin güvenini sağlamadı ki, Türkiye Oruç Reis gemisini yeniden göndermeyi tercih etti. Oruç Reis'in tekrar bölgeye gönderilmesi ölçülü bir mesajdır. Türkiye bu araştırma gemisinin sadece 10 günlüğüne bölgede araştırma yapacağını söyledi. Türkiye sınırına da 15 kilometre uzaklıkta kalacağı ifade edildi. Türkiye'nin tavrını sütten ağzı yanıp da yoğurdu üfleyerek yeme çabası olarak görüyorum. Türkiye bu sefer kolay bir şekilde oyuna gelmeyeceğini göstermek istedi."

"MACRON'UN ALMANYA'NIN LİDERLİĞİNE YÖNELİK BAZI SÖYLEMLERİ OLUYOR"

Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Can Kakışım, Türkiye'nin sadece Yunanistan ile değil aynı zamanda AB ile de sorunlar yaşaması konusunda da değerlendirmede bulundu.

Türkiye'yi avantajlı kılan noktanın Almanya ile Fransa arasındaki Doğu Akdeniz konusundaki anlaşmazlıklar olduğuna vurgu yapan Kakışım, "Blok olarak Yunanistan'ın arkasında duran bir AB olsa biz bu kadar manevra imkânı bulamazdık. Gayet tabii ki temel olarak AB, Yunanistan'ı destekliyor bu doğru ama bu noktada müzakere masasını Yunanistan'ın ya da Fransa'nın devirmek gibi bir politikası yok, bu önemli. Almanya'nın daha kurumsal sorumluluk ile hareket ettiğini düşünüyorum. Bu noktada Almanya, Fransa'nın politikasını hoyratça buluyor olabilir ve aynı zamanda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un özellikle AB içerisinde Almanya'nın liderliğine yönelik bazı söylemleri oluyor. Bu nedenle Fransa'nın tezlerinin yıpranması Almanya tarafından fırsat olarak da kullanılıyor olabilir. O yüzden Türkiye'nin karşısında Fransa ve Yunanistan'ın yaklaşımı kadar düşmanca bir AB politikasının oluşacağını düşünmüyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Akdeniz'de adil tutum olmazsa AB'nin sonu olur." açıklamasını yorumlayan Doç. Dr. Kakışım, "En başta şunu kabul etmek gerekiyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de en uzun kıyıya sahip ülke. Yunanistan'ın sergilediği yaklaşım Türkiye'nin en doğal haklarını göz ardı edecek bir yaklaşım içinde. Bunun kabul edilmesi beklenemez. Aklı başında hiçbir devlet bunu kabul edemez. O yüzden Türkiye bu noktada haklıdır. Türkiye tezlerini sonuna kadar bir diplomatik müzakere yoluyla devam ettirerek bunları korumak noktasında asla çekince göstermemelidir. Türkiye dirayetli durduğu takdirde Almanya'nın bu noktadaki politikasında çözümsüzlükten çıkış için bir gayret göstereceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞINI UMUYORUM"

"Kıta sahanlığı ve deniz yetki alanları karşılıklı anlayışla çözülebilecek konular." diyen Doç. Dr. Can Kakışım, şunları kaydetti:

 "Türkiye'nin tek taraflı davranmakla suçlanması gerçekten de uluslararası politikada anlaşılır bir tavır değil. Deniyor ki 'Türkiye tahrik edici davranıyor' Yunanistan'ın Meis'e Türkiye'ye 2 kilometredeki adaya asker göndermesi bir mesajdır. Bu tahrik edici bir mesaj olarak anlaşılmamalı mı? Türkiye'nin haklı olan tezlerinin büyük devletler tarafında şimdiye kadar çok fazla karşılık bulduğunu söyleyemeyiz ama Türkiye'nin müzakerelere güçlü oturmak için politikalarını devam ettirdiği söylenebilir. Eylül ayında İtalyan merkezli bir enerji şirketi Doğu Akdeniz'de 120 milyar metreküplük bir doğal gaz rezervi duyurdu. Bu bölgedeki potansiyeli doğruluyor. Türkiye'nin Karadeniz'de bazı keşiflerde bulundu Doğu Akdeniz'dekinin bundan çok daha büyük olduğu belirtiliyor. Türkiye'nin bu noktadaki varlığını tezlerini devam ettirmesi gerekiyor."

Yunanistan'ın tek bir araştırma gemisinin dahi olmadığını altını çizen Kakışım, "Yunanistan bu noktada Fransa'nın yönlendirmesiyle Türkiye'ye karşı anlaşılmaz bir tavır takınıyor. Amacı da kendi deniz yetki alanlarını olabildiğince genişletmek olmakla birlikte kısa vadeli bir enerji potansiyelini kullanmak gibi bir niyeti de yok. Gelecek adına kendisine bir alan açmaya çalışıyor oysaki Türkiye'nin araştırmaları onların kısa vadeli çıkarları için de olumlu. Türkiye'nin asla geri adım atmayacağını umuyorum ve ortada bir noktada Türkiye'nin tezlerinde buluşulacağına inanıyorum." diyerek sözlerini tamamladı.