“Küresel büyüme bazı şeyler tersine dönerse mümkün olacak”

“Küresel büyüme bazı şeyler tersine dönerse mümkün olacak”

İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında Washington'da imzalanan birinci faz ticaret anlaşması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

İmzalanan anlaşma neticesinde Çin ve ABD arasındaki "ticaret savaşları"nın sona ermediğini sadece ara verildiğini anlatan Coşkun Küçüközmen, yaklaşık 22 aydır süren ticaret savaşlarında bu süre içerisinde birçok görüşme yapıldığını hatırlattı.

Küçüközmen, 22 aylık süreç içerisinde yapılan görüşmelerde devlet başkanları düzeyinde katılım gerektiren toplantılara her iki tarafın da daha düşük seviyelerde yetkililer gönderdiğini söyledi.

"HER ŞEYİN ÇOK KISA SÜREDE NORMALE DÖNECEĞİ ALGILANMAMALI"

Geçen zaman içerisinde her iki tarafın da bu görüşmeleri yapma konusunda gönüllü ve niyetli olmadıklarını belirten Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, 22 aylık sürece "Bu iş nereye kadar gidecekse gitsin" tarzında bir tavrın hakim olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

"Bir süre sonra gerek Uluslararası Para Fonu (IMF) gerek Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) gerekse uluslararası diğer kuruluşlar ve ülkelerin devlet başkanları, devam eden ticaret savaşlarının sadece bu iki ülkeyi değil, bu iki ülkenin etrafında yer alan ülkelere de ciddi zararlar verdiğini söyledi. Bu durum; ekonominin, ihracatın, satın alma gücünün küçülmesi gibi sonuçlar doğurdu. Bunların hepsi küresel ekonomiyi yüzde 0,8 puan ölçüsünde küçülttü. Bu olay, fakirleşmeyi ve fakirleşmenin beraberinde iş kaybı, istihdam gibi bir sürü şeyi etkiliyor. Dolayısıyla bu anlaşmanın gerçekleşmesi sevindirici bir haber oldu ancak her şeyin çok kısa bir süre içerisinde normale döneceği algılanmamalı."

Coşkun Küçüközmen, anlaşmanın toplamda 94 sayfadan oluştuğunu, 8 sayfanın hangi malların bu anlaşma çerçevesinde işlem göreceğini anlattığını, geriye kalan 86 sayfanın ise tarafların birbirlerine karşı olan yükümlülüklerinden bahsettiğini aktardı.

"ANLAŞMA ÖRTÜLÜ OLARAK ÇİN'E DAHA FAZLA YÜKÜMLÜLÜKLER GETİRİYOR"

Anlaşmadaki yükümlülüklerin ilk maddesinde "ABD ve Çin fikri mülkiyet haklarının korunması konusunda mutabık kalmışlardır." ifadesinin yer aldığını dile getiren Küçüközmen, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu konuda şikâyetçi olan taraf ABD idi. Çünkü ABD, Çin'in fikri mülkiyet hakları konusundaki mevcut yaklaşımını tatminkâr bulmuyordu. Bir sonraki nokta ise, ABD'nin özellikle teknoloji şirketlerinin geliştirdiği birtakım modellerdeki ticari sırların muhafaza edilmesi konusundaki hassasiyetiydi. Anlaşma böyle başlıyor ve buradan devam eden metne baktığımızda, anlaşmanın her iki tarafa ancak örtülü olarak Çin'e ciddi yükümlülükler getirdiğini görüyoruz. Bu anlaşma neticede bir iyi niyet anlaşması ve bu anlaşmanın kısa bir süre içerisinde hemen uygulamaya geçeceği ile birlikte her şeyin normale döneceğini düşünmek, bence biraz fazla iyimserlik olur."

"ÇİN VE ABD BİRBİRLERİNE O KADAR ÇOK KONUDA MUHTAÇ Kİ BİRBİRLERİNDEN VAZGEÇMELERİ MÜMKÜN DEĞİL"

Çin ve ABD'nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) itibarıyla dünyanın en büyük iki ekonomisi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, iki ülkenin GSYİH toplamının neredeyse dünya ekonomisinin 3'te 1'ine denk geldiğinin altını çizerek, sözlerine şunları ekledi:

"Şimdi bu iki ülkenin üzerinde mutabık kaldıkları ile kalacakları o kadar çok madde var ki bu maddelerin hepsini dikkate alıp 'ticaret savaşlarının galibi şu ülkedir' demeye ben cesaret edemiyorum. Bu konuda yapılan yorumlara baktığımızda, 'Bu Trump'ın zaferi çünkü Çin Amerika'dan 200 milyar dolarlık mal ithal edecek.' ifadesini görüyoruz. Evet, anlaşmaya göre Çin iki sene içerisinde 200 milyar dolarlık mal ithal edecek fakat bu sabahtan akşama yapılabilecek bir şey değil. Burada Çin'in en büyük kalemi yağlı tohumlar ve bunların başında da soya fasulyesi geliyor. ABD gümrük tarifelerini koyduktan sonra Çin buradaki ticaretini Brezilya'ya kaydırdı. Bu ticaret 40 milyar dolarlık bir rakama tekabül ediyor ve Çin, birdenbire 'ben artık seninle ticaret yapmıyorum ABD ile yapacağım.' demeyecek. Çünkü ticaret literatüründe ticaret sapması ve ticaret yaratılması denilen iki tane kavram vardır. Bütün bunlara baktığımızda, bugün ticaret sapması sonucu Çin ve ABD'nin farklı ülkeler ile ticarete giriştiklerini görüyoruz. Şu an dünyada birbirlerinden vazgeçemeyecek iki ülkenin hangilerini olduğunu sorarsanız, ben ABD ve Çin'i tek geçerim. Çünkü bu ülke birbirlerine o kadar çok konuda muhtaç ki birbirlerinden vazgeçmeleri mümkün değil."

Çin'in her zaman ihtiyatlı davranan ve Amerika'nın tam tersine devlet başkanı düzeyinde çok fazla konuşmayan bir ülke olduğu bilgisini paylaşan Coşkun Küçüközmen, Amerika'da özellikle demokratların Trump'ın bu hamlesini kesinlikle büyük bir başarısızlık olarak nitelediklerini belirtti.

"DAHA DAYANIKLI OLAN BU SAVAŞI KAZANACAK"

"Demokratlar diyorlar ki; Trump'ın Çin'e karşı ilan etmiş olduğu ticaret savaşlarının sonucunda hem imalat hem de tarım sanayisi ciddi ölçüde zarar gördü ve bu durum şu anki Trump yönetimine ciddi bir sorumluluk yüklemektedir." ifadesini paylaşan Küçüközmen, demokratların ilgili kişilerin bu durumdan kaynaklanan zararlarının tazmin edilmesini isteyebileceklerini dile getirdiklerini anlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"ABD'de böyle imalar da yapılıyor. Çin'de İngilizce olarak yayın yapan Global Times gazetesinin yayınladığı bir tablodan da bahsetmek istiyorum. Tabloya göre, ticaret savaşlarının başlamasından bu yana neredeyse 300 bin kişi işini kaybetmiş. Amerikalı ithalatçılar tarifeler sebebiyle 46 milyar dolar daha fazla para ödemişler ve yıllık bazda hane halkı başına 600 dolarlık bir bütçe eklenmiş. Ticaret savaşlarının etkisinin ne olduğu ve bugüne kadar kimin kazanıp kaybettiğinin hesabının yapılması bence çok kolay değil. Bu savaşların kazananı kim olacak? Kim dayanıklıysa o olacak diyebiliriz."

Çin'in farklı bir strateji geliştirdiğini ve yatırımlarını çok büyük ölçüde ABD'den çektiğini aktaran İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, istatistiklere göre 2018'den 2019'a kadar ABD'den çıkan Çin yatırımlarının yaklaşık 3,5 milyar dolar kadar olduğunu dile getirdi.

FAZ 2 ANLAŞMASININ NE ZAMAN YAPILACAĞINI KESTİRMEK ÇOK MÜMKÜN DEĞİL

Tüm gelişmeleri dikkate aldığımızda ticaret savaşlarının birinci fazının şubat ayı ortasında netleşmeye başlayacağının ancak sonuçlarının iki yıl içerisinde alınacağının altını çizen Coşkun Küçüközmen, faz 2 anlaşmasının ne zaman yapılacağına dair ise bir fikrinin olmadığını açıkladı.

"5G VE YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİLERİNDE İYİ OLAN TARAF BU YARIŞTA ÖNE GEÇECEK"

Bu anlaşmanın bir iyi niyet anlaşması olduğunu vurgulayan Küçüközmen, anlaşmanın hukuki bağlayıcılığının ne kadar olacağını bilemediğini söyleyerek, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bu anlaşmaların uluslararası hukuka transfer edilmesi çok karmaşık bir iş. Ülkelerin bu sürece dâhil olmalarını bekleyeceğiz. Tabii bu süre zarfında herhangi bir olumsuz durumun yenileşme umutlarını çökertebileceğini söylemek mümkün. Dolayısıyla her iki tarafın da bu konuda hassas davranacağını düşünüyorum. Trump'ın bu hamleleri seçimler geldiği için yaptığı söylemlerinin çok fazla dillendirilmemesi gerektiğine inanıyorum çünkü dünyanın her tarafında siyasiler seçim zamanı bu tarz hamlelere başvurabiliyorlar. Ancak ortada bir güç savaşı var. Bu savaş, liderliği elden bırakmamak üzerine sürdürülen bir savaş. Çin son dönemlerde büyük bir ivmelenme kaydetti ve dünya üzerindeki pastadan aldığı pay, hatırı sayılır bir şekilde arttı. Bütün bunlara baktığımızda önümüzdeki dönemde 5G teknolojisi ve yapay zekâ alanlarında başarılı olan ülkelerin bu yarışta öne geçeceğini düşünüyorum."

"TAAHHÜTLERİN GERÇEKLEŞMESİ, İKİ DEVLET BAŞKANININ SÖYLEMLERİNİ BASIN ÖNÜNDE YİNELEMESİNE BAĞLI"

"Birinci faz ticaret anlaşmasında verilen karşılıklı taahhütlerin hukuki anlamda çok ciddi düzeyde bağlayıcılığının olduğunu düşünmüyorum." diyen Coşkun Küçüközmen, bu anlaşmanın bir anlık bir kararla rafa kaldırılabilme ihtimalinin olduğuna dikkat çekerek, şu açıklamaları yaptı:

"Trump yakında Çin'e gideceğini söyledi. Bu ziyaret çok önemli. Taahhütlerin gerçekleşmesi, iki devlet başkanının basının önünde el sıkışarak 'Biz bu anlaşmanın hükümlerine sadık kalacağız ve kesinlikle küresel ekonominin daha iyi olması için çaba göstereceğiz.' demesine bağlı. Diğer taraftan baktığımızda, dünyadaki tüm ülkelerin aynı sıkıntılarla boğuştuğunu görüyoruz. Artan nüfus, işsizlik, sınırlı kaynaklar, iklim değişikliği sorunu gibi konuların hepsi küresel sorun niteliğinde. Küresel sorunları çözmenin tek yolu, küresel çözümlerdir. Hepimiz aynı gemideyiz. Gezegene bir şey olduğu zaman hepimiz zarar göreceğiz. Neticede bu iki büyük gücün nasıl anlaşacağı bence şu an netlik kazanmış değil ancak en azından küresel ekonomiye verdiği zararı idrak ederek masaya oturmuş olmalarını bile çok pozitif bir hamle olarak değerlendiriyorum."

"TÜRKİYE, KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ FIRSATINI İYİ DEĞERLENDİRMELİ"

Birinci faz ticaret anlaşmasının iki ülke arasındaki olumlu gelişmelerin kalıcı olması bağlamında önemli bir adım olduğuna işaret eden Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, "Burada Türkiye bir şey yapmalı mıdır?" sorusunu sorarak, şunları söyledi:

"Türkiye'nin bu konuda kaçırmaması gereken en önemli fırsat Çin'in başlatmış olduğu Kuşak ve Yol İnisiyatifi. İpek Yolu'nun sahibinin Türkler olduğu tarihsel olarak sabit ancak bu yol, birçok ülkenin katılımı sayesinde ortaya çıkmış bir yol ve bugün Çin, 'ben bu konuda inisiyatif sahibiyim.' diyor. İnisiyatif nedir? Gücü elinde bulundurmak demektir. Çin 'güç bende.' diyor ancak bu işi tek başına yapmayacağını söylüyor. Çin, bu konuda son 10 yıl içerisinde inanılmaz derecede büyük ataklar yaptı ve neredeyse 1 trilyon doların üzerinde para harcadı. Türkiye bu noktada ne yapıyor ve Türkiye'nin bu noktadaki rolü ne? Çin-Türkiye ilişkileri hangi yönde gelişebilir? Sorularını ele alacak olursak, maalesef Türkiye açısından ciddi bir hayal kırıklığıyla karşılaşıyoruz çünkü Çin-Türkiye ilişkisi, ticari anlamda olağanüstü dengesiz bir portre çiziyor. 20 milyar dolarlık ithalatımıza karşılık, 3-4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyoruz. Türkiye, Kuşak ve Yol Projesi'ni önemli bir fırsat olarak görerek projeye birinci elden dâhil olmak zorunda."

TÜRKİYE-ÇİN İŞ BİRLİĞİ İKİ TARAFA DA KAZANDIRACAK

Son Çin ziyaretinde Çinli dostlarının kendisine "Türkiye kendisini Çin'e çok iyi anlatmalı." dediklerini belirten Coşkun Küçüközmen, şunları anlattı:

"Diğer taraftan Türkiye'nin Çin'i de çok iyi anlaması gerektiğini söylediler. Biz böyle bir şey yapmak istiyorsak, iş birliğimizi ve ortaklığımızı hem kültürel bağlarımız çerçevesinde iyi tutmamız hem de iş insanlarımızın Çinli muhataplarıyla bir araya gelmesini sağlayacak bir platform kurmamız gerekiyor. Bu konuda düzenlenecek bir zirvenin gerçekleşmesi durumunda Türkiye'nin bu noktada İpek Yolu, özellikle Dijital İpek Yolu üzerinde söz sahibi olması sürpriz olmayacaktır. Ben buradan üniversitelerini bitiren insanların iyi Çin üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora eğitimleri almalarını da tavsiye ediyorum. Dolayısıyla böyle bir iş birliğinin her iki tarafa da kazan-kazan kavramı kapsamında faydası olacak diye düşünüyorum."

"KÜRESEL BÜYÜME BAZI ŞEYLER TERSİNE DÖNERSE MÜMKÜN OLACAK"

Birinci faz ticaret anlaşmasının küresel ekonomiye olumlu yönde etki yapacağına dair yapılan yorumlara da değinen Küçüközmen, "Büyüme rakamları, hemen görülebilen rakamlar değil. Bu rakamlar, üç aylık veriler neticesinde netleşiyor. 'Küresel büyüme' bazı şeyler tersine dönerse mümkün olacak. Batmış şirketleri tekrar geri getiremiyorsunuz ancak yanan ormanın yerine yeni ağaçlar dikiliyor ve bunlar hızlı bir şekilde büyüyebilir. Bu bağlamda beklentilerimizin pozitif olması, işlerin de pozitif olmasına katkıda bulunacaktır. Ancak şu an bir şey söylemek için çok erken."