Karşılıklı adımlar, anlaşmaya zemin hazırladı

Karşılıklı adımlar, anlaşmaya zemin hazırladı

Bilge Adamlar Stratejik Araştırma Merkezi (BİLGESAM) Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu.

Sibel Karabel, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında 23 ay süren ticari sürtüşmenin ardından imzalanan birinci faz ticaret anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karabel, birinci faz ticaret anlaşmasında Amerika'nın ticaret açığını kapatmaya yönelik ilk adımların atıldığı ve Çin'in bu yönde çeşitli taahhütlerinin olduğunun görülmekte olduğunu bildirdi.

Sibel Karabel, ABD'deki 1974 tarihli bir yasanın Amerikan başkanına ekonomik tehdit olarak algılanan birtakım durumlarda modifikasyon yapmak yetkisi verdiği bilgisini paylaştı.

Bu duruma karşılık Çin'in ABD'den 200 milyar dolarlık ürün alacağını taahhüt ettiğini ifade eden Karabel, bu taahhütlerin verildiği kalemlerin tarım, enerji ve hizmet sektörünü kapsadığını anlattı.

KARŞILIKLI ADIMLAR, ANLAŞMAYA ZEMİN HAZIRLADI

Eylül 2019'dan itibaren iki tarafın da birtakım olumlu adımlar atmasının anlaşmanın yapılmasına katkı sağladığını belirten BİLGESAM Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel, sözlerine şunları ekledi:

"ABD-Çin ticaret görüşmelerinde Amerika tarafından taahhüdü verilen ve 15 Aralık 2019'da uygulanması gereken yüzde 15'lik vergiye tabi yaklaşık 162 milyar dolarlık üründeki verginin kaldırılması ve bunun yanı sıra Amerika'nın Çin'in 100 milyar dolarlık ürününe uygulayacağı yüzde 15'lik verginin yüzde 7,5'e indirilmesi ABD'nin atmış olduğu yapıcı adımlar oldu. Çin'in ise buna karşılık özellikle tarım ve hayvancılık sektöründe bazı muafiyetler sağlaması önemli adımlar olarak görülebilir. Buradaki bir diğer önemli nokta da anlaşmanın imzalanmasından üç gün önce Trump yönetiminin Ağustos 2019 tarihinde 'kur manipülatörü' olarak ilan ettiği Çin'i ilgili listeden çıkardığını açıklamasıydı. Bu açıklamadan bir gün önce de Çin, ABD'den yapılacak olan soya alımlarının yüzde 60 oranında arttığını listeledi. Ticaret savaşlarında tarım ürünleri bile politize edilebiliyor. Anlaşma kapsamında, kişisel mülkiyet hakları, zorunlu teknoloji transferi ve finansal hizmetler de önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca Çin'de Ekim 2019'da yeni bir yasa çıkarıldı ve Ocak 2020'den itibaren yürürlüğe girecek. Bu yasa özellikle yabancı yatırımlar ve finansal hizmetlerde kısıtlamaların azaltılmasını öngörüyor. Bu da çok önemli çünkü bu durum, ABD ve Avrupa'nın dillendirdiği bir argümandı."

"ABD, HALEN 200 MİLYAR DOLARLIK ÜRÜN İÇİN ELİNDEKİ TARİFELERİ SAKLI TUTUYOR"

Ticaret savaşlarından önce ABD'nin Çin'e uyguladığı tarifelerin yüzde 3,1, Çin'in ABD'ye uyguladığı tarifelerin ise yüzde 8 oranında olduğunu dile getiren Sibel Karabel, "Bu tarifeler ticaret savaşları sırasında ABD tarafında yüzde 21, Çin tarafında ise yüzde 20'lere çıkıyor. Birinci faz anlaşma sonrasında uygulanan tarife indirimlerinin sonuçlarına baktığımız zaman, ABD'nin yüzde 20, Çin'in ise yüzde 19 civarında kaldığı gözlemleniyor. Ayrıca ABD, halen 200 milyar dolarlık ürün için elindeki tarifeleri saklı tutuyor."  dedi.

"ANLAŞMANIN HUKUKİ BAĞLAYICILIĞI VE NASIL UYGULANACAĞI ÇOK ÖNEMLİ"

ABD'nin elinde saklı tuttuğu tarifelerin sonraki aşamalarda tarife enstrümanını kullanacağının göstergesi olduğuna işaret eden BİLGESAM Araştırma Koordinatörü Karabel, şunları kaydetti:

"Bu durum, Trump yönetiminin müzakere süreçlerinde tarifeleri argüman olarak öne sürmeye devam edeceğini gösteriyor. Bir diğer önemli konu da anlaşmanın yaptırım mekanizmasının ve hukuki dayanağının nasıl olacağı meselesi. Bu bağlamda anlaşma içerisinde çok net maddeler mevcut ancak içeriğinin nasıl doldurulacağı merak konusu. Bu anlaşmanın nasıl uygulanacağı ve bağlayıcılığının nasıl olacağı çok önemli. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın verilerine bakıldığında, ticaret savaşlarının sonucunda küresel ticaretin daraldığı görülebiliyor. Bu iki ülke ile ticaret yapan her ülke, ticaret daralmasından etkileniyor. İkinci önemli nokta da tedarik zincirinin yer değiştirmesi. Bu durum, küresel ticaret pratiklerinin de farklı yönlere evrilmesine sebep oluyor. Bu bağlamda alternatif pazarlar oluşuyor ancak her alternatif pazarın ekstra bir maliyeti oluyor. Dolayısıyla tüm bunların sonucunda kaybedenden ziyade kazanan ve daha az kazananların ortaya çıktığını söylemek doğru olacaktır."