İnsanlık kazanmadan hiçbir insan kazanmış sayılamaz

İnsanlık kazanmadan hiçbir insan kazanmış sayılamaz

Türkiye'de son haftalarda koronavirüs vaka sayısında ciddi bir artış yaşanıyor. Son verilere göre, toplam vaka sayısı 308 bin 69'a, virüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı da 7 bin 711'e yükseldi. Son 24 saatte bin 27 kişinin daha iyileşmesiyle Covid-19 tedavisi tamamlananların sayısı 270 bin 723 oldu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hâlihazırda geliştirilmekte olan 169'dan fazla Covid-19 aşı adayı bulunduğunu, bunlardan 26'sının insan denemesi aşamasında olduğunu açıkladı. Türkiye'de ise sekiz aşı geliştirme çalışmasından ikisinde hayvan deneyleri başarıyla tamamlandı.

Tarım Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, artan koronavirüs vakalarını ve aşı çalışmalarını CRI Türk'e değerlendirdi.

Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, hastalığın yaz dönemi geldiğinde bitmeyeceğini öngördüklerini ancak havalar ısınınca insanların açık havaya çıkması ve yayılımın bir miktar yavaşlaması ile vaka sayısında düşüş beklemenin normal olduğunu söyledi.

Yaz döneminde turizm ve düğün gibi etkinliklerin artması ile vaka sayısında artış meydana geldiğini böylece yaz dönemi öncesindeki rakamlara dönüldüğünü belirten Ayaz, bu dönemde alınacak tedbirlerin çok önemli olduğunu, koruyucu tedbirler, test, tedavi ve aşı stratejileri üzerinde pandeminin kontrol altına alınmasının sağlanmaya çalışıldığını dile getirdi.

Özellikle medya vasıtasıyla ciddi bir risk iletişimi yapıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Ayaz, "Hastalığın önemi ve alınması gereken tedbirler ciddi şekilde anlatılmasına rağmen toplumda bunlara uymakta direnildiğini görüyoruz. Bunda bilinç eksikliği etkili olmakla birlikte zaman zaman özellikle sosyal medyada çıkan bilimsellikten uzak haberlerin hastalıkla mücadeleye zarar verdiğini düşünüyorum. Tabii toplumsal yaşamın da etkisi var. Düğünler, cenazeler ve bayramlaşmalar elbette tedbirlerin gevşemesinde etkili oldu." dedi.

TEST KONUSUNDA CİDDİ BİR KAPASİTEYE ULAŞTIK

İçinde bulunulan dönemde yüz yüze eğitimin başlayamadığını aktaran Tarım Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, 5 Ekim gibi süreç ile ilgili bir açıklama geleceğini tahmin ettiğini ve bu noktada dünyadaki uygulamalardan da faydalanılabileceğini ifade etti.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Almanya gibi pek çok ülkede okulların yüz yüze eğitime belirli tedbirler altında başladığını vurgulayan Ayaz, "Sınıflarda maske uygulaması, açık havada ve seyreltilmiş gruplarla ders yapılması gibi yöntemlerin uygulanması ile yapılan eğitimler yaklaşık bir aylık deneyim oluşturdu. Bu süre içinde özellikle Almanya'da vaka sayısının artması ile kapanan okullar da oldu. Bu tecrübeleri izleyerek biz de önümüzdeki süreci belirleyebiliriz." diye konuştu. 

"Test konusunda ciddi bir kapasiteye ulaştık." açıklamasında bulunan Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Önümüzdeki haftalarda ülkemizdeki toplam test sayısı, 10 milyona ulaşacak. Bu testlerle ilgili bazı adımlar atılması kanaatindeyim. Testlerin bir miktar daha özellikle riskli gruplara kaydırılması, sürecin takibi açısından önemli olacaktır. Salgın kontrolden çıkmadan vaka sayısının tespiti açısından da önemli. Okullarda öğrencilere bu testlerin belirli periyotlarda yapılmasına yönelik tedbirlerin alınması da yine önemli olacaktır. Ayrıca önümüzdeki dönemde gıda tedarikinde, işlemesinde, üretiminde ve arzında sorun yaşanmaması adına bu sektörde çalışanlara özellikle yoğun personelle çalışan fabrikalarda testlerin yapılması iş kaybının önlenmesi açısında oldukça önemli."

İNSANLIK KAZANMADAN HİÇBİR İNSAN KAZANMIŞ SAYILAMAZ

Aşı çalışmaları ile ilgili son durumu paylaşan Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, "Dünyada 169 üzerinde aşı adayı mevcut. DSÖ ile iş birliği içinde ve buraya bildirim yapan 26 aşı insan denemesi aşamasına geldi ancak dünya genelinde bu inisiyatiften bağımsız olarak yaklaşık 40 aşının bu aşamalarda olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada aşıların üretimi çok önemli çünkü ciddi bir tedavi stratejisi henüz geliştirilemedi. Koruyucu tedbirler kapsamında aşı uygulaması bu hastalıktan korunmak için önem arz ediyor. 'Aşı savaşları başladı' diye başlıklar atılıyor, bu ifadeler risklidir çünkü pandemide genel prensip şöyledir; 'İnsanlık kazanmadan hiçbir insan kazanmış sayılamaz'. Bugün her bir hane güvenli olmadan hiçbir insan güvende olamaz, temel prensip böyle olmalı. Bu nedenle de aşıların adil ve eşit şekilde ülkelere dağıtımı çok önemli." değerlendirmesinde bulundu.

Naim Ayaz, aşılarla ilgili toplumda kafa karışıklıkları olabileceğinden de söz ederek, süre ile ilgili endişe olduğunu fakat aşıların üretiminin değil, lisanslanma sürelerinin uzun olduğunu bildirdi. Aşıların lisanslanabilmesi için belirli denemelerden geçmesi gerektiğini, bunların ilkinin hayvan denemeleri olduğunu anlatan Prof. Dr. Ayaz, hayvan denemelerinde özellikle aşının dozlanması ve etkinliği üzerinde denemeler yapıldığını, akabinde klinik çalışmaların geldiğini kaydetti.

DÜNYA GENELİNDE FAZ 3 ÇALIŞMASINA GEÇMİŞ YAKLAŞIK DOKUZ AŞI ADAYI BULUNUYOR

"Dünya genelinde faz 3 çalışmasına geçmiş yaklaşık dokuz aşı adayı bulunuyor." açıklamasını yapan Ayaz, şunları söyledi:

"Bunların bir bölümünün bu yıl sonunda ya da 2021'in başında topluma arz edilmesi söz konusu olabilecek. Ayrıca beş aşı adayının faz3 çalışmaları başlamadan bazı ülkeler tarafından onaylandığı ve temmuz ayından itibaren uygulandığını biliyoruz. Bunlarda umut vadeden seviyelerde bir bağışıklığın oluşturulduğunu görüyoruz. Aşıların bir anda milyarlarca insana eşit şekilde üretilmesi ve ulaştırılması mümkün olmayacak. Bu nedenle ülkeler bir yarış içerisinde. Faz3 çalışmalarının yapıldığı çeşitli ülkeler mevcut. Ülkeler, faz3 çalışmalarını kendi ülkelerinde yapmak istiyor çünkü bu aşıdan öncelikli olarak faydalanmak ve öncelikli satın alıcısı pozisyonunda olmak amacındalar. Bugün ABD, Brezilya, Endonezya, Almanya, İngiltere ve Türkiye gibi pek çok ülkede faz3 çalışmaları devam ediyor. Bazı firmalar ancak 2021 yılı sonunda milyarlar düzeyinde aşı üretebileceklerini açıkladılar. Dolayısıyla ilk etapta tüm topluma aşı uygulanması uygun da değil. Şu anda üretilecek aşı miktarının riskli gruplardan başlamak üzere insanlara uygulanması planlanıyor. DSÖ de aşı üreten ülkeler de bu şekilde adil bir dağılım sağlamak istiyor. Önce enfeksiyona en fazla maruz kalma riski bulunan gruplar sağlık çalışanları, kronik hastalığı bulunan ve 65 yaş üstü kişiler, bu hastalıktan en ağır etkilenen ve hastalığın ölümcül seyrettiği yaş grubu ve daha sonra bu etap etap genişletilecektir."

Son olarak, lisanslanan firma sayısı ile aşı üretim kapasitesi arttıkça kitlelerin genişletileceğini hatırlatan Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, "Okula giden öğrenciler ve aktif çalışanlar gibi zaman içerisinde bunlar topluma yayılacaktır. Bu noktada aşı üretim kapasitesini belirlenmesindeki önemli faktörlerden biri, aşının koruyuculuk süresi olacaktır. Aşının koruyuculuk süresi eğer 4-5 ay ya da 6 ay ile sınırlı kalırsa aşılama periyodu kısalacağından üretilen aşı kapasitesinin de o yönde artırılması gerekecektir." diyerek sözlerini tamamladı.

Haber: Tuğçe Akkaş