“Halen zorlu sürecin içerisindeyiz”

“Halen zorlu sürecin içerisindeyiz”

Akademisyen Altay Atlı, CRI Türk'te Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Ekonomi Basını" programına konuk oldu. Atlı, koronavirüsün ekonomiye etkilerini değerlendirdi.

Koronavirüsün etkilerini hem tartışmaya hem de günlük hayatta yaşamaya devam ettiklerini ifade eden Altay Atlı, "Bütün dünyada iş yerleri kapandı, iflas edenler odu. Üretim ve tüketim durdu. Hizmetler sektöründe ciddi bir çöküş oldu. Fakat bazı hizmetler de öne çıktı. Örneğin evden çıkamadığımız için elektronik ticarete yöneldik. Finans hizmetlerinde de bir artış oldu. Bütün olarak baktığımızda ise 1930'lardaki 'Büyük Buhran'la kıyaslanan hatta onun ötesine geçtiği söylenen, nereye gittiğine de tam olarak kesin bir cevap veremediğimiz böyle zorlu bir süreçteyiz ve halen içerisindeyiz." dedi.

Ülkelerin ekonomik büyüme reklamları ile ilgili de değerlendirmeler yapan Atlı, "Ülkeler yılın ikinci çeyreğin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) rakamlarını açıkladı. Bu dönem pandeminin en şiddetli yaşandığı kısıtlamaların ve önlemlerin en sert alındığı dönemdi ve çok ciddi düşüş rakamları söz konusu oldu. Türkiye'nin yılın ikinci çeyreğindeki büyüme rakamı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde -9,9 oldu. Yani Türk ekonomisi yüzde 10 küçülmüş. Bu çok ciddi bir küçülme ancak dünya genelinde diğer ülkelerle kıyasladığınızda çok daha kötülerinin de olduğunu görüyoruz. Örneğin İspanya'da -22, İngiltere -21,7, İtalya -17, Singapur -13, Almanya -11, Japonya -10, ABD -31,7 Güney Kore'de de -3'lük bir küçülme olduğunu görüyoruz." diye konuştu.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 3,2 oranında bir büyümenin olduğuna dikkati çeken Atlı, "Bu büyümeyi bir açıdan incelemekte fayda var. İlk önce şunu unutmamak lazım. Bu koronavirüs belasını ilk yaşayan ülke Çin. Herkesten önce Çin yaşadı bunu dolayısıyla da herkesten önce önlemleri Çin aldı. Ekonomiye ilk kısıtlamayı Çin getirdi. Ocak ve şubat aylarında çok sıkı tedbirler alındı. Bu dönemde bütün dünya Çin'in meselesi olarak gördü bu durumu. Mart ayından sonra ise bu durumun Çin'in meselesi olmadığı bütün dünyanın meselesi olduğu ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19'u bir pandemi olarak kabul etti. Nisan başından itibaren de bütün dünya önlemlerini almaya ve ekonomik anlamda kısıtlamalar getirmeye başladı. Dünya bu noktaya geldiğinde Çin 3-4 ayını doldurmuştu. Çin çok büyük bir nüfusa rağmen aldığı önlemlerde başarılı oldu, diyebiliriz. Nisan ayında koronavirüs bütün ağırlığı ile çökerken Çin toparlanma sürecine girmişti. Dolayısıyla Çin'in ikinci çeyrekte pozitif büyüme yapması gayet beklenebilir, normal bir durum. 3,2'lik büyüme ise açıkçası benim beklentimin üstünde bir rakam. Bu büyüme rakamını diğer ülkelerin üçüncü çeyrek rakamlarını geldiğinde Çin'in ikinci çeyrek rakamları ile kıyaslamak daha anlamlı olacak. Diğer rakamalar baktığımızda da Çin'de ciddi bir toparlanma söz konusu." ifadelerini kullandı.