Güvenilir bir soruşturma yürütülmesi mümkün görünmüyor

Güvenilir bir soruşturma yürütülmesi mümkün görünmüyor

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta salı günü en az 154 kişinin ölümüne ve 5 binden fazla kişinin de yaralanmasına yol açan bir patlama meydana geldi. Limanda tutulan 2 bin 750 ton nitratın patlaması, ülkede uzun süren savaşlardakilerle kıyaslanabilecek bir yıkım bıraktı.

Son yıllarda Lübnan hem siyasi hem de ekonomik krizle karşı karşıya. Geçen yıl ekim ayında başlayan hükümet karşıtı gösterilerin ardından dönemin Başbakan Saad Hariri istifa etmişti. Diğer yandan ise, Hizbullah'ın Suriye iç savaşına dâhil olması, İsrail'le sınırda yaşanan gerilimler Lübnanlıları ilgilendiren sorunlar olarak karşımızı çıkıyor. Salı günü gerçekleşen patlamanın ardından farklı iddialar gündeme geldi. Büyük yıkıma yol açan patlamanın hâlihazırda kırılgan olan ülke siyasetinde nasıl bir değişikliğe yol açacağını zaman gösterecek.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Ünal Atabay, Beyrut'ta meydana gelen patlamayı ve uluslararası boyutta yansımasını CRI Türk'e değerlendirdi.

BEYRUT LİMANI HİZBULLAH'IN DENETİMİNDE

Ünal Atabay, patlamanın dışarıdan bakıldığında şekli ve rengi itibarıyla amonyum nitrat dışında da patlayıcı düzenekler bulunabileceği yönünde emareler görüldüğünü söyledi. Kırmızı ve mora kaçan rengin barutun parlamasını andırdığını belirten Atabay, net bilginin inceleme sonucu ortaya çıkacağını dile getirdi.

"Bu limanın Hizbullah'ın denetiminde olduğunu bilmek gerek." açıklamasını yapan Ünal Atabay, şöyle konuştu:

"Bu nedenle buraya giriş çıkışlar dikkatli şekilde takip ediliyor. Ancak ihmalden kaynaklanan sebepler de olabilir. Bölgeden gelen bilgilere göre, limanda kaynak işinde çalıştırılanların birkaç gün önce ve olay günü Suriyeli işçiler olduğu belirtiliyor. Limanda hayatını kaybedenlerin önemli bir kısmının Suriyeli mülteciler olduğu yönünde bilgi var. Demek ki, bölgede Suriyeli işçiler var ve kontrolsüz şekilde çalıştırılıyor. Eğer limanda böyle kontrolsüz bir ihmal varsa buna dışarıdan birileri dış etki yaratma konusunda açık oluyorlar. Böyle kullanılmış olabilir. Gürcistan'dan yüklenip Moritanya'ya giden bir amonyum nitrat arıza nedeniyle Lübnan'a uğranıldığı ifade ediliyor ve 6 yıl önce boşaltılmış. Tabii eğer bu gerçekse çok ciddi bir ihmal. 2018 yılında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda kürsüden o limanı işaret etti. Orada bazı patlayıcı malzemelerin muhafaza edildiğini ve Hizbullah'ın burada çalışmaları olduğu yönünde iddiası vardı. Daha sonra yine İsrail ordusunun bir sözcüsü tarafından da Hizbullah'ın bu limanda bazı faaliyetlerde bulunduğuna dair ifadeler vardı. Bunları birleştirdiğimizde buradaki hatayı ve ihmali İsrail'in değerlendirmek istediği anlaşılabilir. Buradaki güvenlik boşluğunu ve gözetim noksanlığını İsrail değerlendirmiş olabilir ama hiçbir zaman üstlenmeyecektir, kabullenmeyecektir."

GÜVENİLİR BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMESİ MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Ünal Atabay, patlamaya ilişkin soruşturma yapılması önerisinden de söz ederek, güvenilir bir soruşturma yürütülmesinin pek mümkün görünmediğini kaydetti. Ülke içindeki siyasi karışıklığın ve yönetimdeki güvensizliğin altını çizen Atabay, "Hükümet üç ay önce kurulmuştu. İstikrarda sorun var, ekonomik kriz var, yolsuzluk ve rüşvet konusunda yine ciddi karışıklıklar var. Böyle bir ülkede ve patlama sonrası da büyük yıkım gören bir ülkede bu soruşturmanın tarafsız yürütülmesi çok kolay değil. Fransa başta olmak üzere bazı ülkeler uluslararası bir soruşturma komisyonu kurulmasını öneriyorlar, ben de bunun daha doğru olduğunu düşünüyorum." dedi.

LÜBNAN'DA YENİ BİR KIRILMA NOKTASI YAŞANACAK

"Lübnan'da Hizbullah da yönetime ortak ve toplum tabakasında ciddi bir etkisi var." diyen Ünal Atabay, şunları söyledi:

"Hizbullah'ın İran ile iş birliği var ve destekleniyor. Hizbullah, İsrail'i yakından tehdit eden bir terör örgütü olarak görülüyor. İran ve Suriye üzerinden Lübnan'a kadar uzanan 'Şii hilali' denen Şii hattının Karadeniz'e ulaşan bölgesi, Lübnan. Burada özellikle Hizbullah'ın etkisini ortadan kaldırılmasına yönelik İsrail'in çabaları var. Lübnan'dan tasfiyesi aynı şekilde Suriye'den de tasfiyesini isteyen İsrail var. Avrupa'da bazı ülkeler Hizbullah'ı terör örgütü listelerine aldı. En son Almanya almıştı, İngiltere'nin de listesinde var, ABD'nin de listesinde mevcut. Bu olaydan sonra aslında Lübnan'da yeni bir kırılma noktası yaşanacak yani Hizbullah'ın bundan sonra Lübnan siyasetinde etkili olup olamayacağı ya da tamamen tasfiyesi gündeme gelecek. Lübnan, ekonomik sıkıntıya ve ciddi bir krize girdiği için İran'ın Hizbullah üzerinden burayı ekonomik anlamda desteklemesi mümkün görünmüyor. Dolayısıyla burayı Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere ABD burayı ekonomik anlamda destekledikleri takdirde Lübnan Hizbullah'ın kontrolünden çıkar dolayısıyla bu da İsrail'in işine yarar. Lübnan'dan Hizbullah'ın tasfiyesi veya burada ağır hasar alması demek İran destekli milislerin hasar alması demektir bu da İsrail'in işine yarar yani bu patlama aslında İsrail'in işine yaramıştır."

Haber: Tuğçe Akkaş