Güney Kore iç dinamikleri Kore Yarımadasında barışı engelliyor mu?

Güney Kore iç dinamikleri Kore Yarımadasında barışı engelliyor mu?

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında nihai bir anlaşma sağlanamamış olsa da Kore Yarımda adasında Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) ve Pyongyang yönetimi arasında belirli seviyelerde barış adımları atılmıştı.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve ABD Başkanı Donald Trump arasında ilerleyen ikili ilişkilerin bir sonuç getirmediği görüldü. Fakat bu ilişkileri en iyi şekilde yönetip diplomatik sürece dahil edebilen isim ise Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in oldu. Göreve başladığı 2017 yılından beri Kuzey Kore ile diyalogların geliştirilmesi yönünde çağrılar yapan Moon, son günlerde iç ve dış siyasette zor günler yaşıyor.

2017 SİYASİ KRİZİ YENİ BİR LİDER DOĞURDU

2017 yılında siyasi krizler ile çalkalanan Güney Kore'de Cumhurbaşkanı Park Geun-hye'nin adı büyük yolsuzluk davalarında geçiyordu. Özgür Kore Partisi ile iktidarda olan Park için sokaklara dökülen Güney Kore seçmenleri istifa çağrılarında bulunuyordu. Muhafazakâr kanadı temsil eden Park kabinesi zorlu sınavdan geçiyordu. Hakkında açılan soruşturma ile Parlamento tarafından azledilerek tutuklanmıştı. Muhafazakârlar selef siyasi oluşumlar ile de Güney Kore tarihinde birçok skandala imza atmıştı. Özgür Kore Partisi, 16 Mayıs 1961'de darbe ile başa gelen Park Chung-hee'nin Seanuri Partisi'nin günümüzdeki siyasi oluşumudur. Azledilen Cumhurbaşkanı Park Geun-hye ise diktatör Park Chung-hee'nin kızıdır.

Bu gelişme ile Muhafazakârları artık Güney Kore siyasi sahnesinde görmek istemeyen seçmenler Demokrat bir aday olan Moon Jae-in'den yana tercihlerini kullanarak Birlikte Kore Partisini erken seçimler ile iktidara taşıdı. Eski bir asker ve İnsan Hakları avukatı olan Moon, diyaloğun önemini her konuşmasında vurguluyordu. Tüm bu gelişmelerin yaşandığı günlerde Kuzey Kore'nin artan balistik füze testleri uluslararası camiada büyük panik uyandırmıştı. Şüphesiz bu panik Kore iç siyasetine büyük baskı oluşturuyor ve Moon'u bir aksiyona sürüklüyordu. Moon, ABD'nin saldırgan söylemleri yerine daha ılımlı bir yaklaşım ile Pyongyang'ı diyaloğa davet ediyordu.

DİYALOG ÇAĞRILARI İLE BAŞLAYAN SÜREÇ

Nitekim bu çağrılar boşa çıkmamış ve Moon ile Kim, 27 Nisan'da iki ülke sınırındaki Panmunjom Ateşkes Köyü'nde bir araya gelmişti. Zirve sonunda yayımlanan ortak açıklamada, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması ve mevcut ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürülmesi için görüşmelere başlama konusunda anlaşmaya varıldığı duyurulmuştu. Moon, 27 Nisan'daki görüşmede Kim'in isteği üzerine Kim'le el ele tutuşup önce sınırın Kuzey Kore tarafına geçmiş, ardından Güney Kore tarafına geri dönmüştü. İki lider, nisan ayında yapılan tarihi zirvenin ardından 26 Mayıs'ta da bir araya gelmiş ve ülkeleri arasındaki barış sürecini ele almıştı. Moon Jae-in, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un 3. zirvesi için başkent Pyongyang'da bir araya gelerek, dünya kamuoyunun gündemine oturmuştu. 11 yıl sonra ilk kez bir Güney Kore lideri, Pyeongyang'a gitmişti.

Fakat Moon, gereken desteği seçmeninden alamadı. Durgunlaşan Kore ekonomisi ve artan işsizlik oranları Güney Kore seçmenlerini olayları farklı yorumlamasına neden oluyordu. Güney Kore halkı Moon Jae-in'in çabalarının boşa olduğunu Kuzey Kore'ye yardımlar sağlamak yerine var olan iç sorunlara odaklanması gerektiğini yönünde eylemler düzenlemeye başlamıştı. Bu durumdan faydalanan Muhafazakârlar tekrar sahneye çıkarak, barış görüşmelerine karşı kamuoyu oluşturdu. Ayrıca, ABD'nin Soğuk Savaş ideolojileri ile şekillendirdiği Güney Kore eğitim modelinin izlerini günümüzde de görmenin mümkün olduğunun altını çizmekte fayda var. Güney Kore halkının çoğunluğu bugün Kuzey Kore'yi yok edilmesi gereken bir düşman olarak benimsemiş durumda. Barış Anlaşmasının kendi güvenliklerini sağlayacağını düşünerek olumlu baksalar da Kuzey Kore ile bir birleşme veya sosyo-kültürel faaliyetlerin başlamasına kesinlikle karşı olan büyük kitleler mevcut.

ABD İLE BAŞLAYAN ANLAŞMAZLIKLAR

Moon yönetimi son günlerde zora sokan bir diğer olay ise ABD'nin Güney Kore'deki askeri varlığıdır. ABD ile yapılan Özel Önlemler Anlaşması'na göre Seul yönetimi her yıl ABD'ye savunma ücreti ödemek zorunda. 870 milyon dolar olan bu ücret bu yıl ABD tarafından 5 milyar dolara yükseltilmek istendi. Seul yönetimi kadar tüm dünyayı şaşırtan bu istek için henüz bir anlaşma sağlanamadı. Anlaşma için verilen süre ise 31 Aralık'ta dolacak. Bugün Pyongyang yönetiminin olası bir barış şartı için ısrar ettiği en önemli husus ABD'nin Güney Kore'de bulundurduğu 28 bin askerinin ülkesine geri gönderilmesidir.

MOON OY KAYBETMEYE BAŞLAMIŞ DURUMDA

ABD'ye yakınlığı ile bilinen muhafazakârlar bu paranın Kuzey Kore çabalarına harcanması yerine Amerikan Ordusuna harcanması gerektiğini savunuyor. Güney Kore siyasi mitinglerinde görmeye alışkın olunan Amerikan bayrakları son günlerde Özgür Kore Partisi tarafından "Moon Jae-in'i Durdurun" yazılarıyla tekrar dalgalandırılıyor. Son günlerde Kuzey Kore tarafından test edilen kısa menzilli füzelerin Güney Kore'yi bombalamak için olduğunu savunan Özgür Kore Partisi lideri Hwan Kyo-ahn, "Kıymetli vatandaşları sizlere soruyorum: Menzili 200 kilometre olan bir füze nereye düşecektir? Tabii ki doğrudan Seul'e." diyerek 2020 seçimlerine hazırlanıyor.

Bu söylemlerin ve ABD'nin oluşturduğu algı seçmen dinamikleri üzerinde işe yaramış gözüküyor. Almanya merkezli bağımsız "Statista" araştırma merkezi tarafından temmuz ayında yapılan son anketler Moon'un 4 puan kaybettiğini, muhalefet lideri Hwan Kyo-ahn'nın ise partisine 4 puan kazandırdığını gösteriyor. 2 yıl önce Amerikan bayrakları ile Gwanghwamun Meydanı'nı doldurup muhafazakârların yönetimi bırakmasını isteyen Güney Koreli seçmenler bugün Amerikan bayrakları ile tekrar muhafazakârları yönetimde istiyor gibi gözüküyor.

ASYA PASİFİK HATTINDA YENİ BİR İTTİFAK  

İç ve dış siyasette sıkışan Moon, Asya Pasifik'te dengeleri değiştirecek bir adım attı. Moon, bölgede barış ve istikrarın ancak bölge hükümetlerince sağlanabileceğini düşünerek Çin Halk Cumhuriyeti ile diyaloğunu artırdı.

İlk sinyal 25-27 Kasım tarihlerinde Busan'da düzenlenen Güneydoğu Asya Uluslar Birliği'nin (ASEAN) Ortak Zirvesi ve 1. Mekong Kore Cumhuriyeti Zirvesi'nde Moon tarafından verilmişti. ASEAN'ın temel ilkesi olan diyaloğun Güney Kore'ye birçok ders verdiği söyleyen Moon, "Yarımadadaki barış, Doğu Asya'daki istikrarla yakından ilişkili. Bu bağlamda diyalog ve karşılıklı anlayışla barışı ilerletmeye aktif olarak yardım eden ASEAN üye devletlerinin de yarımadada kalıcı barışı sağlama yolculuğuna katılacağına inanıyorum. Yaklaşan zirvelerde de Kore Yarımadası ve Doğu Asya'da barış konusunun derinlemesine ele alınmasını bekliyorum." ifadelerine yer vermişti.

Geçen hafta Çin Halk Cumhuriyeti'ne ziyaret gerçekleştiren Moon çarpıcı açıklamaları Güney Kore siyasetini yeniden şekillendiriyordu. Moon, 70 yıllık Çin başarısından övgüyle bahsederken, Kuşak ve Yol İnisiyatifine olan ilgilerini dile getirerek sözlerine çöyle4 devam ediyordu:

"Çin'in, Kore Yarımadasını nükleer silahlardan arındırma ve barış sağlamada üstelendiği rolü takdir ediyoruz. Son zamanlarda Kuzey Kore ve ABD arasındaki diyaloğun durması ile gerginlikler tekrar baş gösterdi. Kore Yarımadası'nda artan gerginlikler hem Güney Kore'ye hem de Kuzey Kore'ye hiçbir zaman fayda sağlamadı. Kore ve Çin, dünyada karşılıklı refah getirebilecek fırsatlara ve Coğrafi koşullara sahip bu yüzden iki ülke olarak birlikte yeni bir dönemi başlatabiliriz. "Çin Rüyası"nın Kore Cumhuriyeti'ne fırsatlar sunduğu gibi, umarım "Kore Rüyası" da Çin için faydalar sunacaktır. Cumhurbaşkanı Xi Jinping'i yakın zamanda Seul'de görmeyi dört gözle bekliyorum."

MOON'UN ÇİN'E YAKLAŞMASI ABD'Yİ DAHA DA RAHATSIZ EDECEK

Bu adım Güney Kore'de büyük tartışmalara yol açmış durumda. Muhalefete yakın basın kaynakları Moon Jae-in'in ABD ile olan müttefiklik ilişkisini tehlikeye sokarak vatana ihanet ettiğini iddia ediyor. Moon, 21 yüzyılda diyaloğun ve iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu bilen bir lider. Bu açıdan ABD güdümünde sürdürülecek bir siyasetin küresel barışa katkı sağlamayacağını görmüş durumda. ABD'nin Çin'e karşı uyguladığı çevreleme politikası göz önünde tutulursa Moon Jae-in'i zor günler bekliyor. Güney Kore-Çin ve Japonya'nın bölgede iş birliği içinde hareket etmesi bölgesel ve küresel kalınmayı artırarak müreffeh toplumların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. ABD'nin Güney Kore üzerinde uyguladığı yumuşak güç politikası ve Soğuk Savaş düşünce sistemi göz önüne alınırsa Moon ile iç dinamikler arasında büyük çatışmalar yaşanabilir. 2020 seçimleri Çin ve Kore rüyalarını ortak paydada buluşturmak için önemli bir dönüm noktası olacak. Kısa vadede Çin önderliğinde Kuzey Kore ile barış müzakerelerinin başlaması da muhtemel seçenekler arasında.

1. Bölüm - Pyongyang somut adımlar bekliyor (Tıkla ve oku)

Mehmet Emre Öztürk