“Eğitim sistemimiz maalesef ezbere dayalı”

“Eğitim sistemimiz maalesef ezbere dayalı”

Hüseyin Şuekinci'nin hazırlayıp sunduğu Spor Hikâyeleri'nin bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turgay Biçer oldu.

Turgay Biçer, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle öğretmenlerin sorunlarını, çevrimiçi eğitimin handikaplarını ve eğitim sistemindeki çarpıklıkları değerlendirdi.

Öğretmenlik mesleğinin adı konmamış bir sanat olduğunu vurgulayan Biçer, "Hani derler ya 'Tiyatro, insanı, insana insanla anlatmaktır.' diye, öğretmenler olarak bizler de insanı insanlığa insanla anlatıyoruz. Yani insanla şekillendiriyoruz geleceği ve toplumu. Öğretmeni de böyle tanımlamak lazım." dedi.

"ÖĞRETMEN İNSANIN ÖNCE KALBİNE DOKUNABİLMELİ"

Prof. Dr. Turgay Biçer, eğitimin tek başına yapılan bir eylem olduğunun altını çizerek, eğitim ve öğretimin karıştırıldığını dile getirdi.

Öğrenciyle bağ kurabilmenin önemine değinen Biçer, "Afrikalıların 'Dünkü güneşle bugünkü çamaşırı kurutamazsınız.' sözü vardır yani insanın kendini sürekli geliştirmesi gerekmektedir. Öğretmenler olarak bizlerin devamlı olarak yeni şeyler söylememiz lazım. Kendimizi sürekli tekrar ediyorsak olmaz. Öğretmen gücünü unvanından alıp sürekli asan kesen olmamalı. Aksine, önce insanın kalbine dokunan olmalı. Bir insanın kalbine dokunamazsanız, beynine ulaşamazsınız." diye konuştu.

"EĞİTİM SİSTEMİMİZ MAALESEF EZBERE DAYALI"

Turgay Biçer, sınıfların çok kalabalık olduğunu da hatırlattı ve eğitimin bireysel yapılması gerektiğini söyledi.

Eğitimin sadece bilgi aktarımından ibaret olmadığını kaydeden Biçer, "Her insanın ihtiyacının farklı, üniversitelerde bile 1937'den sonra ezbere dayalı bir eğitim yapılıyor. Okullarda birtakım dogmalar ezberletiliyor ve ezberletilen şeyler bir süre sonra da unutuluyor, kaslara geçmiyor yani. Öğrenilmesi için kaslara geçmesi lazım." açıklamasında bulundu.

"ÖĞRENMEYE DAYALI EĞİTİME GEÇİLMELİ"

"Öğrenmeye dayalı eğitime geçmemiz gerekiyor." diyen Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turgay Biçer, sözlerine şöyle devam etti:

"Öğrencinin tek terdi sınıf geçmek olmamalı. Bu yüzden yüksek not veren hocalar sevilir. Öğretmenin sevilmek gibi bir derdi olmamalı. Yurt dışında da eğitim aldım. Tokat yemiş gibi oldum oralardaki eğitimi görünce, 'Biz eğitim almamışız' demekten alamadım kendimi. Koronavirüs salgını nedeniyle insanlarının psikolojisinin iyi değil. Mücadele etmeyi öğrenmemiz lazım. İnsanlara unuttukları değerleri yeniden hatırlatmamız lazım. Öyle bir paranoya oluştu ki toplumda, dibe vurmuş durumda birçok insan. İşler sıkılaşınca sıkılar işe başlar derken, zor anlarda daha güçlü insanlar işe başlar, zayıflar telef olur gider. Biz, hayatta ne olursak olalım, önce güçlü olmayı öğrenmemiz lazım. Ayakta kalmayı, direnmeyi öğrenmemiz lazım. Birçok insan yaşama düşman. Hâlâ sigara içiyor, hâlâ kendine iyi bakmıyor, uykusuna dikkat etmiyor, mikroba meydan okuyor. Hâlbuki insan önemli bir değer. 'Kendini sanatla, sporla, tarihle, edebiyatla, felsefeyle eğitmen lazım.' diyorsun, hiç umurunda değil. Eğitim sadece bilgiye odaklı değildir. Aldığınız bilgiler yaşamı geliştirmiyorsa, bazı şeylere daha mükemmele dönüştürmüyorsa, kendinizi ve hayatı daha iyiye götürmüyorsa, o eğitim, eğitim değildir."

"OKULLARDA EĞİTİM DEĞİL, ÖĞRETİM YAPILIYOR"

İnsanın aldığı eğitime, yaşadığı tecrübelere rağmen, aydınlanamaması durumunda yaptığı işin yobazı ya da hamalı olacağını vurgulayan Biçer, "Sakallı Celal'e atfedilen bir söz var, 'Bu kadar cehalet ancak eğitimle, okumakla mümkün olur.' der. Bazı kişiler vardır çevremizde, hayat okulundan mezundur. Bilgedir, bu tür insanlar. Bizim kuşaktakilerin birçoğunun anne babası gibi. Hayatı başka türlü okuyabilmek lazım. Okullarda, başta söylediğim gibi eğitim değil, öğretim yapılıyor. Öğrenme tek başına yapılan bir eylemdir. Okumuşun cahili diyebileceğimiz kişilerin ise çoğunda karakter sıkıntı olduğunu söyleyebilirim. Ahlak yok, vefa yok, değerbilirlik yok. Okumuş adamın cahili darmadağın edebiliyor, sizi." dedi.

"BEKLENTİLERİ AZALTMAYA ÇALIŞIYORUM"

"Kontrol edebildiklerime müdahale ediyorum. Edemediklerimi de kabul ediyorum." İfadelerini kullanan Turgay Biçer, son olarak şunları aktardı:

"Kendimi dostlarımla motive ediyorum. Çok bunalırsam saygı duyduğum insanlara gidiyorum. Derdimi anlatıyorum. Bana yol göstermelerini istiyorum. Kendimi okuyarak motive ediyorum. Kitapları karıştırıyorum, hayal kurmaya başlıyorum, sorunlarımı nasıl aşarım, diye. Spor yapıyorum. Öyle ya da böyle kontrol edebildiklerimin üzerine gitmeye çalışıyorum. Bir de en yakınlarımdan bile beklentilerimi en aza indiriyorum. Hayat bana şunu öğretti; bir insanı annesinden fazla hiç kimse sevemez. Diğer sevgiler koşullu sevgi. Dolayısıyla beklentileri azaltmaya çalışıyorum ve daha fazla mutlu olduğumu görüyorum. Bir insan eğer öğrenmeye aç ve açıksa, arkası geliyor. Bir insanda öğrenme açlığı varsa, öğrenmenin sorumluluğunu almışsa diyorum ki, bunun kumaşı sağlam. Ona el verilir."

Video Link: https://www.youtube.com/embed/mEH8q_1bdSM