Dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler ölümünün ikinci yılında anıldı

Dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler ölümünün ikinci yılında anıldı

Dünyaca ünlü duayen foto muhabiri Ara Güler, ölümünün ikinci yıl dönümünde anıldı. Bertrand Russell, Nazım Hikmet, Winston Churchill, Arnold Toynbee, Salvador Dali ve Picasso gibi önemli isimleri fotoğraflayarak dünya çapında adını duyuran Ara Güler, 17 Ekim 2018'de aramızdan ayrılmıştı. Ara Güler özellikle İstanbul'u anlatan fotoğraflarıyla hafızalara kazındı.

Usta belgeselci, haber fotoğrafçısı ve gazeteci Coşkun Aral, CRI Türk'te Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu "Manşet" programına konuk oldu.

Coşkun Aral, "Ustam" dediği dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler'in ölümünün ikinci yıl dönümünde Güler ile yaşadığı ve unutamadığı anılarından bahsetti.

ARA GÜLER İLE KARŞILAŞINCA DİLİM TUTULDU

Aral, 13 yaşında Siirt'teki çocukluk yıllarında Ara Güler'in fotoğraflarının yer aldığı Hayat dergisinin kendisi için vazgeçilmez olduğunu belirterek, "Gençliğe yeni başlangıcında ilk adımlarını atan bir çocuk olarak gerçekten hayata açılan pencerelerimden biriydi. Çünkü gazete üç gün gecikmeyle geliyordu ancak Hayat dergisi aylık olduğu için her ay düzenli gelirdi. Biz beklerdik hiç sorun değildi bizim için çünkü dünyadan ve ülkemizden en doğru fotoğraflar, öz anlatımlı, sade dille yazılan röportajlardı bunlar. Gerek kendi coğrafyam gerek komşu coğrafyalarda olan bitenleri Ara Güler Usta'nın objektifiyle beraber onunla yola çıkan muhabirlerin kaleminden alırdık. O zamanlar kafamda doktor olmak ve Ara Güler gibi dünyaya dokunan bir foto muhabiri olma arzusu vardı. 14-15 yaşlarında İstanbul'a gelmiştim tabii ki ona ulaşmam çok zordu. Evini araştırmıştım bir keresinde kendisiyle Galatasaray'da İngiliz Konsolosluğunun bulunduğu yerde troleybüs içinde karşılaştım. Tabii dilim tutuldu bir şey yapamadım." diye konuştu.

Coşkun Aral, ustası Ara Güler ile yaşadığı ilginç anısını "17'li yaşlarımda, sık sık gittiğini öğrendiğim Anka Ajansı'na cumartesi günü arkadaşımdan ofis boyluk görevini devralıp gidip, hizmet etmek istiyordum. Arkadaşıma, 'Ara Güler ile karşılaşmak istiyorum' dediğimde 'Tabii' demişti. 1970'te Anka Ajansı'na gitmiştim ama kendisine servis yaptığım çayı üzerine döktüm, 'Çok soğuk… Hadi geçmiş olsun evladım.' dedi. Ben tabii utancımdan yerin dibine girdim. Böyle bir insanla karşılaşmak muhteşem bir şeydi." ifadeleriyle anlattı.

USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNİN BAŞLANGICI

Usta belgeselci ve haber fotoğrafçısı Coşkun Aral, Ara Güler ile ilerleyen yıllarda başlayan usta-çırak ilişkisine de değindi.

"Beni ilk araması, 1977 kanlı 1 Mayıs'ta oldu." diyen Coşkun Aral, sözlerine şöyle devam etti:

"Malum 34 kişinin hayatını kaybettiği dünya çapında gerçekten içler acısı bir durumdu. Bir bayramın son dakikalarında provokatif bir kurşunla başlayan ve ardından 34 insanın hayatına mâl olan yüzlerce insanının yaralandığı ülkenin geleceğini bile değiştiren bir olaydı. Bunun benzerine dünyanın pek çok yerinde bizzat tanık oldum. Onun akşamında kendisi beni aradı ve çektiğim fotoğrafları görmek istediğini söyledi. Ertesi gün gittim. Yıllarca hayalini kurduğunuz bir insan sizi ofisine çağırıyor. Çok mesafeliydik. O, 1977'deki karşılaşmanın ardından arada bir görüşmeler oldu. Fransa'da Sipa Press muhabirliğini yaptığım için görüşmeler yapıyorduk ama hep mesafeliydi. 1980 yılında Paris'e yerleştim. Benim kaçırılan bir uçağın içinde çektiğim ve korsanlarla yaptığım röportaj Life dergisinde yayımlandığında kendisine özel olarak gönderilmiş dergi, 'Evladım, bu kez bak senin fotoğrafların yayımlandı. Benim muhabir olduğum Life dergisinde.' dedi. Onu izleyen günlerde artık dostluğumuz başladı. Onunla hem meslektaştım hem bir ağabey hem de baba-oğul ilişkimiz vardı. Ben Türkiye'ye gittiğimde onun ofisindeydim. O Paris'e geldiğinde hep beraberdik. O, dünya çapındaki dünyasına yavaş yavaş beni sokmaya başlamıştı. O güne kadar Abidin Dino ile dostluğum vardı ama o dostluğum daha çok pekişti, Yaşar Kemal ile de yine. Paris'i ve diğer başkentleri onunla tanıdım."

ARA GÜLER İLE ORTAK SERGİ

Coşkun Aral, Ara Güler ile ortak açtıkları serginin hikâyesinden de bahsetti.

1984 yılında askerlik yapmak için Türkiye'ye gelmeden önce Ara Güler'i aradığını ve baskıların orijinallerini de istediğini söyleyen Aral, "Getir burada bir sergi açalım, dedi. Dünya çapında bir foto muhabiri genç bir foto muhabirine 'Gel beraber sergi açalım.' diyor. Baskılar onun atölyesinde bekliyordu. 1986 yılında ilginçtir, Özal Başbakanken bir sergi açılması düşünülmüş. Basın Müzesi'nin dünya gazetecilerine tanıtılması için girişim yapılacaktı. Rahmetli Turgut Özal'ın yardımcısı Kaya Toperi, Ara'yı aradı, bir sergi yapılmasını istedi. Ara bana baktı, 'Evladım, benim yardımcım Coşkun Aral ile beraber hazır sergimiz var. Hemen asalım.' dedi. Gecenin bir saatinde çok değerli rahmetli fotoğraf sanatçımız Şahin Kaygun'u aradı. 'Atla hemen gel. Bu akşam iş var. Yarın sergi açıyoruz' deyince gece orda sabahladık. Sabaha kadar 120 fotoğrafı 40 santimetreye 60 santimetre gibi boyutta bastılar ve ertesi günkü sergiye hazır ettik. O sergi, çok ilginç bir yolculuğun da başlangıcı oldu. Dünya çapında gazetecileri çağırmıştı, Turgut Özal. Bir gazeteci de Danimarka Kraliçesi'nin kültür sorumlusuymuş bakan seviyesinde ve eski de bir savaş muhabiriymiş. 'Ben bunu Danimarka'daki Kraliçe'nin Odense Sarayı'na istiyorum.' dedi. Kartlarımızı verdik. Bir hafta sonra sarayın küratörü geldi. Sergi bir ay Kopenhag'da sergilendikten sonra İsveç, Finlandiya ve Oslo'yu dolaştı. Sonra Almanya'ya gitti. Usta-çırak böyle bir sergiyle dünyayı dolaştık." dedi.

ARA GÜLER'İN SON GÜNLERİ

Coşkun Aral, ustası Ara Gürel'in son günlerinde yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

"Özel bir insandı. Foto muhabiri olarak düşünmeyelim. İnsan tarafı, yerelden ulusala ulusaldan evrensele ulaşan kâinata mesaj veren bir insandı. En son Nürnberg'deyiz diyalize gitmesi gerekiyor. Özel bir seans var. Sağ olsun, en büyük desteği olan Fatih Arslan onun başında. Ben de o sıra yeni bir telefon almıştım. 'Bak, bir makine var, çok iyi kaydı var, gel seninle bir röportaj yapalım.' dedim. Meşhur V2 roketlerini yaratan Wernher von Braun var… Başladı onunla ilgili anılarını anlattı.

'Peki, usta. Carl Sagan ile ilgili ne düşünüyorsun?' dedim. 'Onunla da takılmıştım. Vallahi çok güzel şeyler söyledi, uzayın sonsuzluk olduğunu ama insanın uzayda yok olamayacağını söyledi.' dedi. Birdenbire ustamın gözleri bembeyaz oldu. Dokundum ses çıkmıyor, elimden geldiğince bağırdım hemen şok cihazını getirdiler. Oksijen getirdiler, bir iki dakika içinde kendine geldi. Ben kaydı bırakmışım, umurumda değil hiçbir şey, aniden bana baktı 'Evladım kaydetmiyor musun?' dedi. Bu en son anekdotlarımdan biriydi.

Londra'ya gitmiştim. Fatih Arslan aradı. Ara, ölümünden tam 12 saat önce benimle konuşmak istedi. Anlıyordu, duyuyordu ama el hareketleriyle cevap verebiliyordu. Önceki gün bir gitme gelme olmuş. Hastaneye gittiğimde 10 dakika sonra hayatını kaybetmişti. İnsanlık için çok önemli biri çünkü salt bir fotoğrafçı değil. Tıpkı Carl Sagan ile yaptığı muhabbetteki gibi insanların bıraktıkları enerji evrenin bir parçası olur. Bana çok insanlık dersi verdi. Yani biliyorsunuz Türkiye'de 1915'te yaşanan bir trajedi var. Baba tarafının tümü yok oluyor. Buna ilişkin bile hiçbir kindarlığı olmadığı gibi, beni aldı, o köye götürdü."

ORTAK PLANLANAN SON PROJE

Coşkun Aral, son olarak Ara Güler ile birlikte planladıkları ortak İpek Yolu projesinden söz etti.  Usta Ara Güler ile İpek Yolu'yla ilgili bir projeleri olduğunu belirten Aral, "Bitiremedim. Bir şekilde sergi açmayı düşünüyordu. Umarım önümüzdeki süreçte pandemi geçtikten sonra yapabiliriz. Ulusal değerlerimize her zaman sahip çıkmış, evrensel değerlerini hiçbir zaman kaybetmemiş, bir ustaydı benim için." diyerek sözlerini sonlandırdı.