Dr. Kerem Gökten, Covid-19'u CRI Türk Türkıye'ye değerlendirdi

Dr. Kerem Gökten, Covid-19'u CRI Türk Türkıye'ye değerlendirdi

2019'un son günlerinde ortaya çıkan Covid 19 salgınının gerek ortaya çıkışındaki gerekse yayılışındaki gizem varlığını sürdürmekte. Çin'in Hubei eyaletinin başkentinde (Wuhan) başlayan salgın, merkezini sürekli yeni coğrafyalara taşırken elimizde ne belirgin bir ortaya çıkış nedeni ne de tedavi bulunuyor. Bu yazının kaleme alındığı günlerde salgının altıncı, pandeminin ikinci ayını doldurmuş bulunuyoruz.

Pandemi süreci, yalnızca kamu otoritelerinin karar verme süreçlerindeki başarılarının ve sağlık sistemlerinin etkinliğinin tartışılmasına sahne olmadı. 21. yüzyılın dönüm noktalarından biri olan Covid 19'un ardından insanlığın nasıl bir görünüme sahip olacağına yönelik düşünsel egzersizler hemen her gün sosyal medyada önümüze düşüyor. Fütüristlere gün doğdu… Kâh sosyalizm yeniden kuruluyor, kâh yeni bir içe kapanma dalgası dünyayı bütünüyle teslim alıyor. Tıbbın Covid 19'un üstesinden geleceğini biliyoruz; ama pandeminin yaratacağı politik ve iktisadi etkiler konusunda kafamız oldukça karışık.

Covid 19'un pandemi ilan edilmesi, 2008'den bu yana varlığını sürdüren "uzun durgunluk" koşullarını ortadan kaldıramayan neoliberal düzenin mevcut açmazlarını derinleştirici etki yarattı. Kapitalizmin egemen formu olan neoliberalizm iki açıdan -ölümcül olup olmadığını zaman içinde göreceğimiz- darbe aldı. İlki etki finansal piyasalarda görüldü ve her finansal sarsıntıda olduğu gibi gündemde öncelikli yer aldı. 19-20 Şubat'ta başlayan borsa düşüşleri ve buna eşlik petrol fiyatları gerilemesi en kötüsünü değil, sadece ilk dalgayı simgeliyordu. Martın ilk haftasında toplanan OPEC+ toplantısına damga vuran Suudi Arabistan-Rusya anlaşmazlığı yeni dalgayı tetikledi. Brent petrolü bir hafta sonu zarfında yüzde 25'in üzerinde değer yitirdi. 20 Nisan günü petrol fiyatlarının ilk kez eksiye düştüğü tarihsel bir gün olarak kayıtlara geçti. Küresel sermayenin performansını ölçen MSCI Dünya Endeksi ise tüm saat dilimlerine yayılan kıpkırmızı ekranlara dikkat kesildiğimiz 19 Şubat-23 Mart tarihleri arasında %34 düşüş kaydetti[1]. Kaç trilyon dolarlık servetin silindiğini yakın gelecekte net biçimde görebileceğiz.

Dünya borsaları bir ayı aşkın süredir yaralarını saradursun, asıl önemli darbe ideolojik düzlemde yaşandı ve bunun çözümü para yaratmak, bilanço genişletmek, "devre kesici" kullanmak değil. Sermayenin toplum üzerindeki egemenliğini maksimize etme girişimi olan neoliberalizm, sermayenin mekânsal yayılımının önündeki engelleri kaldırmakla yetinmemiştir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere en temel insani gereksinimlerin piyasaya içerilmesi söz konusudur. Bu süreçte devlet iktisadi rolünden sıyrılmış, toplumsal işlevleri bir yana şiddet kullanma tekelini bile piyasa ile paylaşmıştır. Bugün krizde olan budur.

Dizginlerinden boşalmış bir sermaye birikimi modelini hayata geçiren neoliberalizmi durdurmayı dünya halkları beceremedi. Ekosistemi hiç olmadığı kadar tahrip eden neoliberalizme dur diyen yine doğa olmuşa benziyor. Çalışan sınıflara özel sağlık sigortalarını ve özel emeklilik programlarını dayatmak sermaye için artık pek kolay olmayacak. Dünya burjuvazisi bir süre için sağlık üzerindeki piyasa kontrolünün azalmasına göz yumacak, hasar kontrolünün tamamlanmasının ardından yeni hamleler yapacaktır.

Devletin sağlık sektöründen başlayacağı kesin olan geri dönüşünün ne türden bir program ile yaşama geçirileceği ise belirsizdir. Sağlık sektörüne daha çok yatırım yapılırken, emek cephesinin örgütlenme olanaklarını iyiden iyiye yok edecek emek rejimlerinin kurulması pekâlâ mümkündür. Çalışan sınıflar doğanın verdiği şansı iyi kullanmalı, yaşamları üzerindeki kontrolü güçlendirmelidir. Bunun yolu burjuvazinin kriz sonrası normalleşme stratejilerine karşı alternatif bir programı, dayanışma ve örgütlenme biçimlerini gecikmeksizin pratiğe dökmekten geçmektedir.

[1]Brent petrolü ve MSCI dünya endeksine ilişkin hesaplamalar için investing.com ve tradingeconomics.com verilerinden yararlanılmıştır.

Dr. Kerem Gökten / Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi