“Doğru haber yapan kuruluşlara büyük iş düşüyor”

“Doğru haber yapan kuruluşlara büyük iş düşüyor”

Gazeteci Erkin Öncan, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu.

Erkin Öncan, son aylarda bazı gazete ve televizyon kanallarında yapılan Çin karşıtı haberler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Çin ile ilgili bu tür yayınların sürekli yapıldığını dile getiren Öncan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin arasındaki "ticaret savaşları"nın başlaması ve iki ülkenin ilişkilerinin bozulması sonucu son bir senedir bu tip haberlerin arttığını belirtti.

Çin'e karşı yapılan bu tip haberlerin çoğunun, kaynağı belli olmayan ve salt politik tutumların etkisinde kalan haberler olduğunun altını çizen gazeteci Erkin Öncan, Batı medyasının tavrını Çin'e karşı başlatılmış olan enformasyon savaşının bir parçası olarak gördüğünü bildirdi.

"KANITI KENDİLERİ YARATIYOR, ARGÜMANI KENDİLERİ ÜRETİYOR VE YARGIYA VERİYORLAR"

Çin ile ilgili yapılan haberlerin, Türkiye'deki muhalif partiler tarafından hükümeti eleştirmenin bir aracı olarak kullandığını söyleyen Erkin Öncan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugüne kadar söz konusu partilerin Uygur konusuna ilişkin ne bir adımları ne de bölgeye gidip inceleme talepleri olmadı ki Çin yönetimi bu talepleri karşılıyor. Türk medyasında bu tip haberlere yer veren kurumlar arasında Karar Gazetesi başı çekiyor. Bu tip haberler genellikle daha önceden Batı medyasının yayınladığı haberler oluyor. Batı medyasının yayınladığı haberlerde genellikle kaynak yok ancak kaynak olarak gösterdikleri yerel haber kuruluşları ve isimsiz tanıklıklar bulunuyor. Batı medyasının kaynak gösterdiği yerel haber kuruluşları ise, Amerikan Senatosu tarafından fonlanıyor. Kanıtı kendileri yaratıyor, argümanı kendileri üretiyor ve yargıya veriyorlar. Konuya ilişkin eleştirel yayın yapan herhangi bir yayın kuruluşu bunu biliyor mu? Bence biliyor. Türk hükümeti 'muhafazakâr milliyetçi' bir portre çiziyor. Bu duruma karşı olarak hükümet sanki bununla çelişiyor gibi bir görüntü yaratarak hükümeti vurmaya çalışıyorlar."

Türkiye ile Çin arasındaki en hassas sorunun Uygur sorunu olduğunu aktaran Öncan, "Bu gibi dönemlerde Uygur ayrılıkçılığını destekleyen Türkiye'deki yapılar, sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi, çoğunun da yalan olduğu çok belli olan uçuk haberler piyasaya sürmeye başlıyor." dedi.

"HONG KONG'DA İNGİLİZ SÖMÜRGESİNİN TALEP EDİLDİĞİ BİR KALKIŞMA MEVCUT"

Hong Kong Özel İdari Bölgesi hakkında çıkan haberlerde de aynı durumun söz konusu olduğunu vurgulayan gazeteci Erkin Öncan hem Batı hem de Türk medyasının Hong Kong'da sanki baskıcı bir Çin yönetimi varmış gibi gösterdiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Sanki Çin Hong Kong'u işgal etmiş ve oradaki insanlara nefes aldırmıyor gibi bir tablo çiziyorlar. Hong Kong'un Çin'in elinden çıkması ve İngiltere'ye kiralanması, Çin-İngiltere arasında yaşanan bir savaş sonucu oldu. Bu kiralama dönemi bitti ve Çin Hong Kong'un bir anlamda bağımsızlığını kazanmasına yol açtı. Hong Kong'da ayaklanan yapılara baktığımızda, ABD ve İngiliz bayrakları, "Trump Hong Kong'u özgürleştir" sloganları ile doğrudan İngiliz sömürgesi istiyoruz diye gerçekleşen bir kalkışmanın var olduğunu görüyoruz. Bu tepki, doğrudan Çin'in oradaki yönetim şekline karşı çıkan bir tepki. Hong Kong'daki eleştiriler sürekli olarak Çin Komünist Partisi'ne (ÇKP) yöneltiliyor. Çin'in 'Bir ülke iki sistem' olarak nitelendirdiği yönetim şekline karşı çıkılıyor ve buna alternatif olarak da açık bir şekilde Amerikan ve İngiliz yönetimi talep ediliyor. Hong Kong'da yerel yöneticileri halkın kendisi seçsin deniliyor ancak İngiltere 100 yıl boyunca valileri merkezden atadı. Hatta Hong Kong olaylarında İngiltere'nin son valisini selamlayanlar dahi oldu."

"DOĞRU HABER YAPAN KURULUŞLARA BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR"

Türk medyasındaki sorunun Batı odaklı hareket etmesinden kaynaklandığını dile getiren Erkin Öncan, "Devletin resmi kurumu olan TRT'de geçen gün gördüğüm bir haberde bir Uygur ayrılıkçısı 35 milyon Uygurlunun Çin'in toplama kamplarında olduğunu söylüyordu. Bunların kanıtı nerede? Ortaya bir çorba hazırladılar ve bu duruma kim inanırsa o çorbayı kaşıklamasını istiyorlar. Enformasyon savaşlarının özü budur. Ortaya atılan olgunun kanıtlanmasına gerek yoktur, ortaya serilir ve insanların onu yemesi beklenir. Bu noktada doğru haber yapan kuruluşlara da çok büyük bir iş düştüğünü düşünüyorum." diye konuştu.