Dezenfektan alırken nelere dikkat edilmeli?

Dezenfektan alırken nelere dikkat edilmeli?

Gazeteci Yusuf Özkan, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu ve Avrupa gündeminde yer alan gelişmeleri değerlendirmede bulundu.

Koranavirüs ile birlikte dezenfektanların hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girdiğini hatırlatan Yusuf Özkan, "Evlerde, iş yerlerinde çantalarda yer alan dezenfektanlar günlük yaşamın olmazsa olmazları arasında. Peki, bunlar ne kadar sağlıklı ve yaz sıcaklarında insan sağlığına etkileri neler? Bu konuda yoğun araştırmalar yapılıyor. Belçika'da yapılan bir araştırmaya göre kororanavirse karşı üretilen bu dezenfektanların özellikle renkli olanları insan sağlığına ciddi sorunlar açabiliyor. Parfümlü jellerin güneşli havalarda kullanılması halinde vücutta tahriş meydana geliyor. Ciltte asla geçmeyen kahverengi lekeler yol açabildiği belirtiliyor. Çünkü jeldeki kokular ışığa duyarlı hale gelebiliyor ve ciltte koyu kahverenginde bir madde içeriyor. Bunlarda uzun süre vücutta kalabilir hatta bazıları hiç geçmiyor. Bu yüzden de güneşli havalarda kullanılmaması ya da sürdükten sonra güneşe çıkılmaması konusunda uyarılar yapılıyor. Özelliklede dezenfektan alırken de kokusuz olanların tercih edilmesini tavsiye ediliyor." dedi.

Süper marketlerde yaşanan balık sahtekârlığı konusuna da dikkat çeken Özkan, "Avrupa'daki büyük süper marketlerin et-balık reyonlarında çok sayıda farklı türde balık bulmak mümkün. Ancak birçok tüketicinin almak istediği balığı alamadığı ortaya çıktı. Bu konuda çok ciddi yolsuzlukların olduğu belirlendi. Örneğin siz somon alıyorsunuz. Eve geldiğinizde bunun gerçekten somon olmadığını anlıyorsunuz. Anlaşılmayacak şekilde olanlar da oluyor. Ancak DNA testi ile gerçek somon olmadığı belirlenebiliyor. Bu hile işini yapanlar artık bu işin uzmanı olmuşlar ve balığa hile karıştırıyorlar. Mesela morina balıklarının yüzde 7'si ve dil balıklarının yüzde 2'sinin gizlice daha ucuz bir balık türü ile değiştirildiği ortaya çıktı. Yapılan araştırmalarla Avrupa'nın birçok yerinde benzer sahtekârlıkların gündeme geldiği belirtiliyor. İşte bu gelişmeler sonrası Belçika'da Tarım Bakanlığına bağlı Balıkçılık Araştırma Enstitüsü tarafından DNA veri tabanı geliştirildi ve 42 ticari balık türünün DNA'sı buna yüklendi. DNA veri tabanı sayesinde balıklar üzerinde sahtekârlık yapılıp yapılmadığı böylelikle kanıtlanacak. Uygulamanın önümüzdeki günlerde diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yaygınlaşabileceği de konuşuluyor." ifadelerini kullandı.