Deprem tehlikesi henüz geçmedi

Deprem tehlikesi henüz geçmedi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Taymaz, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Prof. Dr. Tuncay Taymaz, son dönemde Türkiye'de meydana gelen depremlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğu Akdeniz bölgesinde levha tektoniği kuramı çerçevesinde gelişen tektonik hareketlerin Türkiye'yi etkilemekte olduğu bilgisini veren Tuncay Taymaz, meydana gelen depremlerin Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde oluştuğunu anlattı.

Taymaz, Richter ölçeğine göre 6,7 büyüklüğünde Elazığ'da meydana gelen depremin; Karlıova'dan itibaren başlayıp İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan yaklaşık 750 kilometre uzunluğundaki bir fayın 500 kilometrelik karada olan kesiminde oluştuğunu aktardı.

"BÖLGEDE HÂLÂ KIRILMAYAN FAYLAR BULUNUYOR"

Depremin gerçekleştiği fayın, sol yönlü bir doğrultu atımlı faylanma olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tuncay Taymaz, şunları kaydetti:

"Depreme neden olan yaklaşık 55-60 kilometre uzunluğundaki fay hattı, 12-15 maksimum 18 kilometre genişliğinde bir bölge üzerinde 8 kilometre derinlikte kırıldı. Enerjisini, 15-18 saniyelik bir zaman diliminde açığa çıkarttı. Bu deprem, 1971 Bingöl depreminden sonra yaşadığımız en büyük deprem. 1000'den fazla artçı deprem gerçekleşti. 4'den büyük 30'a yakın artçı meydana geldi ve 3 ile 6 ay arasındaki dönem içerisinde bu büyük artçılar etkinliğini tekrar gösterecek. Bölgede hâlâ daha kırılmayan faylar bulunuyor. Bunlar, potansiyel deprem riski taşıyorlar ve bazı yerlerde 7-7,5 büyüklüğünde depremler oluşturabilirler. Halkımızın bu dönemde daha dikkatli olması gerekli. Hasarlı olan binalara girilmemeli. Deprem tehlikesi henüz geçmedi."

"DOĞAYA UYUMLU, İNSANA DOST, MODERN BİR HAYATI PLANLAMALIYIZ"

Türkiye'nin Batı Anadolu kesiminde de meydana gelen depremlerin olduğuna işaret eden Tuncay Taymaz, Türkiye'nin bir aktif tektonik fay zonu üzerinde bulunduğunu söyleyerek, "Bu doğamızın bir gerçeği. Doğaya uyumlu, insana dost bir modern hayatı planlamalıyız." dedi.

Manisa'da gerçekleşen depreme ilişkin de görüş bildiren İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Taymaz, bugün yaşanan Manisa depreminin önceki depremin önemli bir artçısı olduğunu ifade etti.

Manisa bölgesindeki deprem silsilesinin henüz sonlanmadığının altını çizen Tuncay Taymaz, depremin münferit bir deprem olduğunu düşünmediğini kaydederek, "Bu depremi, önceki sistemin devam eden artçıları olarak yorumluyoruz. Bölgedeki deprem riski sürüyor. Ülkedeki yapı stoku, geleneksel mimari ve zemin şartlarından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı özellikle kırsalda hasar yaratabilir. Kişisel olarak düşüncem, depremlerin hasarların baktığımızda ucuz atlattığımız yönünde. Çünkü depremlerin merkez üsleri yoğun nüfusun yaşadığı yerlerden uzak noktalarda bulunuyor." diye konuştu.

"BİNANIN SAĞLAMLIĞINI ÇIPLAK GÖZLE BAKARAK ANLAYAMAYIZ"

Prof. Dr. Taymaz, "Binaların sağlam olup olmadıklarını nasıl anlayabiliriz?" sorusuna ise, şu yanıtı verdi:

"Binanın sağlamlığını çıplak gözle bakarak anlayamayız. Bu durumu, betonarme konularında uzman arkadaşlarımız anlayabilir. Dolgu alanlarında yapılaşmak mümkün ancak bu alanların doğal dolgu alanları olması gerekli. Ancak teknolojik olarak kendi yarattığımız dolgu alanlarının tehlikeleri daha farklı. Mühendislik anlamında bakıldığında her türlü zemine depreme dayanıklı konut inşa edebilirsiniz fakat bunun maliyeti çok yüksek olacaktır. Bunun örneklerini, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İtalya gibi ülkelerde görüyoruz. Bu konularda işin uzmanına danışmak gerekli. Doğaya karşı çıkmamalıyız ve tarıma elverişli araziler üzerinde yapılaşmamalıyız. En önemli felaket kuraklık. Eğer siz tarım arazilerinizi imara açarsanız ve yer altı sularını sulama amaçla kullanırsanız, hiçbir depreme gerek kalmadan Konya'da gördüğümüz gibi yerel çöküntülerle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu da bir doğal felaket ancak insanlar tarafından yaratılıyor. Benzer şekilde derin madencilik sonucu oluşan depremlerde mevcut. Konunun uzmanlarına danışarak ve mühendislik hizmeti alarak Japonya'da olduğu gibi 9 büyüklüğündeki depremlere dayanıklı yapılar üretmek mümkün."

"DOĞA, YER VE YAŞAM BİLİMLERİNDE HİÇBİR DOĞA OLAYI ÖNCEDEN TAHMİN EDİLEMEZ"

Doğa, yer ve yaşam bilimlerinde hiçbir doğa olayını önceden tahmin etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tuncay Taymaz, "Biz sadece varsayabiliriz. Tıpkı bir hava tahmini yapar gibi… Bu sadece bir öngörüdür. Dolayısıyla doğanın kendi yasalarına uymamız gerekiyor. Doğaya uyumlu, insana dost, mühendislik hizmeti almış yapılaşmalar gerçekleştirilmeli. Bir yer bilimci olarak benim için en büyük sorun kuraklıktır. Bu nedenle, yapılaşma sırasında su kaynaklarını, tarım arazilerini ve özellikle gıda güvenliğini ihmal etmemek lazım."

Tuncay Taymaz, "Doğru bilgilendirme ve eğitim şart. Gerçek bilim üreten ve bunu da halkın hizmetine hiçbir çıkar gözetmeksizin sunan gerçek bilim insanlarına ihtiyacımız var." diyerek sözlerini noktaladı.