“Covid-19 sonrası insanların seyahat alışkanlıkları değişecek”

“Covid-19 sonrası insanların seyahat alışkanlıkları değişecek”

Turizmci Gökhan Şişman, Türkiye ile Çin arasında turizmin geliştirilmesi ve mevcut durum hakkında CRI Türk Türkiye'ye değerlendirmede bulundu.

Gökhan Şişman, 1999 yılından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye turist getirdiğini söyleyerek iki ülkenin turizmine katkı konusunda uzun yıllardır yaptığı çalışmaları anlattı.

16 yıl Beijing'de ve 3 yıl Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nin merkez kenti Urumçi'de yaşadığını belirten Şişman, şu an Çin Halk Cumhuriyet'inde faaliyet gösteren birkaç seyahat acentesinin geçmişte Beijing'deki temsilcilik ofislerini kurup görev aldığını kaydetti.

2010 yılından itibaren kendi şirketini kurup turist getirme faaliyetlerine devam ettiğini dile getiren Gökhan Şişman, "Şirketimin Çincedeki ismi Pingo Travel (Elma Seyahat ), İstanbul'daki partner şirketim ise Pienti Travel`dır. Çin Halk Cumhuriyeti`nden Türkiye'ye yıllık 25 bin kadar turist getiriyorlar. Turizm bir büyüme endüstrisidir ve bacasız sanayidir. Turizm ülkelerin birçoğu için ulusal kalkınma politikasının ayrılmaz bir unsuru haline gelmiştir. Gelişmekte olan birçok ülke ciddi ödeme açıkları dengesine maruz kalmakta ve bir ihracat olarak turizm önemli döviz kazancı kaynağı oluşturmaktadır. Fakat ülkemizde halen seyahat acenteleri ihracatçı firma olarak görülmemekte olup, ihracatçı firmalara devlet tarafından tanınan haklardan yararlanamamaktadırlar." diye konuştu.

SEYAHAT ACENTELERİ İHRACATÇI FİRMA SAYILMALI

"Turizm Bakanlığımızın bu konuda çalışma yapmasını ve biz seyahat acentelerinin de ihracatçı firma olarak sayılması konusunda adım atmasını beklemekteyiz."  açıklamasını yapan turizmci Gökhan Şişman, şunları söyledi:

"2023 yılı itibarıyla 60 milyon turist, 86 milyar dolar dış turizm geliri hedefleyen ülkemiz, bölgesel değişimde turizmin öncü bir sektör konumuna ulaştırılması ile Türkiye'nin uluslararası arenada ilk beş ülke arasında önemli bir varış noktası ve marka olması için seyahat acentelerinin, fiyat rekabeti, ihracatçı statü kazandırılması, mali disiplin, zararına satışlar, hizmet kalitesi kontrolü gibi konulardaki sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Ayrıca tek hedef doğrultusunda politikalar üretilerek amaçlanan hedefe ulaşılması sağlanabilir. Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti, turizmin gelişiminde ulaşım, kültür, akademik bilgi paylaşımı, medyanın kullanılması, her iki ülkede tanıtım, satışa yönelik reklam politikalarının uygulanması ile yine her iki ülkede bulunan, kültürel ve yaşam tarzı farklılık gösteren bölgelerin talep ve özellikleri belirlenerek bölgesel tanıtım stratejilerinin oluşturulması da gerekiyor. Bütün bunların istikrarlı ve birbirini bütünleyici olarak hayata geçirilmesi lazım. Örneğin Guangzhou bölgesinde yaşayan bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı ile Kuzey Çin`de yaşayan başka bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı ülkemize turist olarak geldiklerinde birbirlerinden farklı beklentiler içerisinde olmakta, farklı beğenileri olduğu için alışverişte de farklı ürünlere ilgi duymaktadırlar. Yine Shanghai'da yaşayan bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı olan Çinli turist ile Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı Uygur bir turistin yeme içme, seyahat süresi, gezip görmek istedikleri yerler açısından farklılıklar bulunmaktadır. Dolayısıyla belirttiğim üzere Çin Halk Cumhuriyeti`nde ülkemizi tanıtırken bölgelerin beklenti ve özellikleri iyi analiz edilerek her bölgeye farklı ürünler sunabileceğimiz çok geniş bir turizm yelpazemiz bulunmakta olup, bunun uygulanması gerekmektedir."

"ÇİN'İ ÇOK İYİ ANALİZ EDİP TURİZM SEKTÖRÜNDEKİ İŞ BİRLİĞİ DERİNLEŞTİRİLMELİ"

Gökhan Şişman, Çin Halk Cumhuriyet'inde Türk yılı uygulamasının ve uçuş sayılarının artırılmasının önemli olduğunu ancak gelinen noktada sadece bunların yeterli olmadığını, Çin'i çok iyi analiz edip turizm sektöründeki iş birliğini daha da derinleştirilmesi gerektiğini anımsattı.

Çin'den sayı olarak ne kadar turist getirildiğinin yanında gelen turistin Türkiye'de ne kadar döviz bıraktığının daha önemli olduğunu bildiren Şişman, "Bu anlamda Çin'den gelen turistlerin ekonomik olarak alım güçleri yüksek olmakla beraber bizler Çinli turiste hitap edecek ürün yelpazesinin oluşturulmasında eksikler yaşamaktayız. Örneğin kuzeyli bir Çinli deri alırken, güneyli almaz, güneyli bir Çinli altın alırken (24 ayar) Shanghailı bir Çinli marka tekstil ürünlerine yönelir. Alışveriş turlarında sunduğumuz ürünlerin kalitesini artırmakla beraber garanti süresini en az iki yıl olarak vermeliyiz. Ayrıca uygulanan fahiş fiyat politikalarının ortadan kalkmasının yolu devletin denetim mekanizmasını sıklıkla uygulamasıdır. Çin'den gelen turistlere Türk seyahat acentelerinin maliyet altı verdiği fiyatların alışverişlerinden aldıkları komisyonla kompanse edilmesi mümkün değildir. Yetkililer, bu konuda kanayan bir yara olarak sektöre uzun yıllar zarar veren bu yanlış sistemin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapmalıdır." dedi.

"ÇİN, TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PAZAR VE BÜYÜK ŞANS"

"Ülkelerinde dönen turistlerin aldıkları ürünlerden ve fiyatlardan şikâyet etmemelerini ayrıca ülkemiz ve ülkemiz insanı ile ilgili olumsuz fikirler oluşturmalarını istemiyorsak bu sistemin kesinlikle sonlandırılması gerekmektedir." diyen turizmci Gökhan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemize gelen Çinli turistler Türkiye'ye hayran kalmakta ve çok sevmekteler. Bu hayranlığı ve sevgiyi artırmanın yolu hizmet, ürün kalitesi ve fiyat politikalarının standardizasyonunu oluşturmaktır. Çin, Türkiye için çok önemli bir pazar ve büyük bir şans. Dolayısıyla bu büyük pazarda daha fazla Çinli turistin ülkemize gelmesini ve döviz harcamasını istiyorsak ödedikleri paranın karşılığını eksiksiz ve tam olarak onlara sunmalıyız. Ayrıca belirli bir gelir düzeyindeki insanların seyahat ettikleri turizm sektöründe yine bizlerden kaynaklanan vade/kredi sistemini kaldırmalıyız. Rekabet için verilen uzun dönemli ödeme seçenekleri hem firmalarımıza hem de iki ülke arasındaki ilişkilere olumsuz olarak yansımaktadır. Acenteler arası karşılıklı vade sisteminin kalkması gerekiyor. Sonuçta seyahat eden Çinli turist, Çin'deki acenteye ödemesini tek seferde nakit olarak yapmaktadır. Ülkemizin zenginlikleri düşünüldüğünde Çin turizm pazarına sunduğumuz ürünleri geliştirmeliyiz. Demir yolu ve deniz taşımacılığını ülke içinde faaliyete geçirip Çin turizm pazarına sunmalıyız. Mesela İstanbul-Ankara-Kayseri-Konya-Denizli-Selçuk-İzmir arasında turistik konaklamalı tren seferleri organize edilmeli. 20 yıl önce Antalya-Kıbrıs- İskenderiye-Haifa arasında çalışan Devlet Deniz Yolları'na ait yolcu kruvaziyerler vardı, bu tekrar hayata geçirilmeli ve ilave olarak İstanbul çıkışlı Antalya'ya kadar olan sahil kesimi için yeni kruvaziyerler konulmalı. Ayrıca deniz ile kara sınırımız olan Yunanistan ile Türkiye arasındaki kruvaziyer yolcu gemilerinin Çinli turistler için kullanılabilmesine ve Yunan adalarına ülkemizden gidebilmelerine fırsat verilmeli. Hem Akdeniz'i hem de Ege Denizi'ni ülkemiz lehine Çinli turistler için bir cazibe merkezi haline dönüştürebiliriz."

"COVID-19 SONRASI İNSANLARIN SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞECEK"

Covid-19 salgının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de turizmi etkilediğinin altını çizen Şişman, Covid-19 sonrası insanların seyahat alışkanlıklarının değişeceğini düşündüğünü, öncesinde 25-30 kişilik gruplar halinde Türkiye'ye gelen Çinli turistlerin Covid-19 sonrası daha küçük gruplar (5-10 kişilik),veya aile olarak ya da münferit olarak seyahat edeceklerinin beklentisi içinde olduğunu vurguladı.

Yapılacak kültür turlarında sosyal izolasyon ile hijyenin öneminin ön planda olacağını ve doğa ile organik beslenmenin öneminin artacağına inandığına dikkat çeken Gökhan Şişman, "Sağlık turizmi ile ilgili Çinli turistlere yönelik yeni programlar oluşturmalıyız. Bu bağlamda biz şirket olarak hijyen ve sosyal izolasyonu göz önüne alarak Covid-19 sonrası karavanla kültür turları programları hazırladık. Çin'de faaliyet gösteren Türk seyahat acentelerinin Covid-19 sonrasına yönelik Çinli turistler için hijyen ve sosyal izolasyonun ön planda olduğu yeni programlar hazırlaması ülkemizin lehine olacaktır. Çin turizm pazarı ülkemiz için çok önemli ve Çinli turistin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla Çin'den gelen turistlere verilen hizmet kalitesinin, alışveriş ile ilgili ürünlerin kalitelerinin artırılması, doğru fiyat politikalarının oluşturulması, Çin'de bölgesel satışa yönelik farklı tanıtım stratejilerinin uygulanması, Covid-19 sonrasına yönelik yeni ve hijyen ile sağlık turizminin ön planda olduğu tur programlarının hazırlanması iki ülke arasındaki turizm iş birliğinin daha üst seviyeye çıkmasına önemli katkı sağlayacaktır." diyerek sözlerini noktaladı.