“Çin'in Megatrendleri” yazarı John Naisbitt'den önemli saptama

“Çin'in Megatrendleri” yazarı John Naisbitt'den önemli saptama

John Naisbitt, 1982 yılında yazdığı, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel açıdan yakın geleceğini analiz eden "Megatrendler" adlı kitabıyla dünya çapında tanınırlığa erişmiş bir siyaset bilimci, sosyo-ekonomist ve düşünür. Halen 91 yaşında olan, ülkesi ABD'ye dair öngörülerinin çok büyük oranda doğrulanmasıyla "Geleceği gören adam" olarak da tanımlanan Naisbitt'in şöhretini ikiye katlamasına yol açan çalışması ise eşi Doris'le birlikte yazdığı bir başka kitap: "Çin'in Megatrendleri – Yeni Bir Toplumun Sekiz Dayanağı".

Ümit Şensoy'un çevirisiyle 2011'de Optimist Yayınları tarafından Türk okurlarla da buluşturulan kitabın giriş sayfalarında yazım sürecini özetleyen Naisbitt, söze 1996'da Çin Devlet Başkanı Jiang Zeming'le görüşmesini anlatarak başlıyor.

"Megatrendler"i okumuş olan Jiang Zemin, "Bilseniz, Çin'de ne kadar ünlüsünüz!" diyor ve Beijing'e gelmeden önceki iki üç günü Taipei'de geçiren Naisbitt'in "Taiwan'ın anlatacak küçük bir öyküsü var ve bunu pek güzel anlatıyor. Çin'in ise oldukça büyük bir öyküsü var ama bunu pek anlatamıyor" demesi üzerine şu öneride bulunuyor: "Niye siz anlatmıyorsunuz? Biz size ne destek gerekiyorsa verebiliriz."

NEHİRDEKİ TAŞLARI HİSSETMEK

Jiang Zemin'in, ABD için yazdığına benzer bir analiz kitabını Çin için de kaleme alması teklifini o günler için işlerinin yoğunluğundan dolayı yerine getiremiyor Naisbitt ve "Elime geçen büyük fırsatlardan birini kaçırdığıma yıllardır hayıflanırım." diyor. 10 yıl sonra Çin'in Şirket Birleşmeleri ve Satın Almalar Kurumu'nun başkanı Wang Wei'den gelen aynı teklifi ise kabul ederek kolları sıvıyor ve böylece "Çin'in Megatrendleri"  ortaya çıkıyor.

Başlıca sekiz bölümden oluşan ve "Aklın Özgürleşmesi", "Ormanın Sınırlarını Çizip Ağaçları Büyümeye Bırakmak", "Nehri, İçindeki Taşları Hissederek Geçmek", "Dünyaya Katılmak", "Sanat ve Fikir Mayası" gibi başlıklar altında Çin'in sistemini analiz eden Naisbitt, özellikle Çin ekonomisi hakkında yazdıklarından ötürü bir kez daha "kâhin" muamelesi görmeye başlıyor. Kitabında yer verdiği, aslında daha 1980'lerden itibaren geliştirmeye başladığı Çin analizleri bugün neredeyse tamamıyla doğrulanmış durumda. Çin'e çok az Batılının becerebildiği biçimde kendi koşulları, yetenekleri ve potansiyeli açısından bakabilen "Çin'in Megatrendleri", son yıllarda ülkemizde de sayıca hızla çoğalan Çin konulu kitaplar içinde en iyilerinden biridir ve çok sağlam bir başvuru kaynağıdır.  

"Geleceği öngörmenin en iyi yolu, şu anda neler olduğu hakkında açık bir düşünceye sahip olmaktır." diyen, "Bilgide boğuluyoruz, ancak bilgiye aç kalıyoruz" diyerek sanki tam da şu günleri tarif eden Naisbitt, geçen hafta verdiği bir röportajda Covid-19'la ilgili ilginç noktalara değindi.

Salgının dünyayı nasıl etkilediği konusunda Çin ve ABD kıyaslamaları yapan, "Covid-19, küreselleşmenin, kuralları Batı'nın koyduğu bir dünya anlamına gelmediğini kanıtlayan önemli bir rol oynadı" diyerek ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) Çin'e çok daha fazla bağımlılık hissetmeye başladıklarını, Batı'nın ekonomik ve teknolojik üstünlüğü paradigmasının artık sürdürülemez hale geldiğini belirten John Naisbitt'in şu ifadeleri de önemli:

KOMPLO TEORİLERİ ŞAŞIRTICI DEĞİL

"Küresel toplumda yükselen güç olarak Çin bir yandan nüfuz ve saygınlık kazanırken eleştiriler de alıyor. Böylesi bir salgın varken çeşitli komplo teorilerinin sosyal medyada yaygınlaşması pek şaşırtıcı değil ama bu sorunu siyasallaştırmak çok tehlikeli. Başkan Xi Jinping'in 'İnsanlık için ortak bir gelecek oluşturma' çağrısı, salgından sonra bir kez daha önem kazandı. Bu çağrıyı, salgın nedeniyle bugün yaşanan ve gelecekte yaşanacak zorluklar açısından bir işaret olarak görmemiz gerekli."

Aynı röportajda, Doris Naisbitt de eşinin sözlerini şöyle tamamlıyor ve sanki Trump'a selam gönderiyor: "Bireysel düzlemde, başarı insanlar her zaman kıskançlık yaratabilir ve ona karşı güvensizlik hissi uyandırmak için çaba gösterenler olabilir. Çin Halk Cumhuriyeti'nin başarısı da böyle sonuçlar doğurdu. Ancak Çin halkı ülkelerinin başarısından gurur duyuyor ve önemli olan da bu."

Tunca Arslan