Çin küresel üretim üssü

Çin küresel üretim üssü

Çin'de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,8 oranında azalarak 20,65 trilyon yuana indi. Bu sonuç şaşırtıcı değil, çünkü 2020 yılının ilk çeyreği ayrıcalıklı bir dönemdi. Salgının dünya çapında yayıldığı günlerde küresel çapta sınır ötesi yatırımlar, mal ticareti ve personel değişimi büyük ölçüde azaldı. Çin Ulusal İstatistik Bürosu (NBS), Çin ekonomisinin iyileşmeye devam ettiğini açıkladı. Salgın döneminde Çin hükümeti, kalkınma hedefleri belirledi ve istihdam ile vatandaşların yaşamının güvence altına alınmasına öncelik verildi.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten, Çin ekonomisinin son yıllarda kaydettiği büyümeyi ve 2020 yılının ilk altı ayına ilişkin verileri CRI Türk'e değerlendirdi.

ÇİN 30 YILA YAYILAN ETKİLEYİCİ BİR BÜYÜME PERFORMANSINA SAHİP

Doç. Dr. Kerem Gökten, Çin'in iktisat tarihinin en uzun, en yüksek oranlı ve en kesintisiz büyüme gösteren ülkesi olarak bilindiğini söyleyerek 30 yıla yayılan etkileyici bir büyüme performansı bulunduğunu belirtti.

"Bu eskiden daha etkileyiciydi, Çin çift haneli büyüyordu." diyen Doç. Dr. Gökten, şunları aktardı:

"Çin, yüzde 10 üzerinde büyüme gerçekleştiriyordu. Ülkenin en son çift haneli iktisadi büyümesi 2010 yılındaydı. Son 10 yıldır tek haneli büyüyen bir Çin ekonomisi ile karşı karşıyayız. 2015'ten bu yana hedefler yüzde 6 -6,5 aralığında değişiyor. Bunun sebebi olarak birkaç unsuru öne çıkarabiliriz. Öncelikle Çin artık yüksek orta gelirli bir ülke dolayısıyla 90'lar ve 2000'lerdeki kadar yüksek büyüme oranları beklemek doğru değil, bu oranları yakalaması artık güç. Çünkü gelişmişlik düzeyi arttıkça ekonomilerin potansiyel büyüme hızları geriler. Ayrıca büyümenin niceliği kadar niteliği de önemli ve Çin yönetimi son yıllarda büyümenin niteliğini öne çıkaran daha yüksek katma değer üreten sektörleri destekleme ya da bu alanlara yoğunlaşma eğiliminde. Çin, son yıllarda bir yapısal değişiklik gerçekleştirmeye çalışıyor. Şunu gördüler, 2008 küresel finansal krizinden sonra dış piyasalara çok bağımlı olmak, ihracata çok bağımlı olmak iyi sonuçlara yol açmıyor. İşler iyi giderken bunlar sizin lehinize gelişmeler gibi gözüküyor ama küresel çapta bir talep durgunluğu olduğunda bu sorun yaratabiliyor. Dolayısıyla Çin yönetimi iç tüketim odaklı, iç piyasayı canlandırıcı ve inşa edici bir iktisadi modele yöneldi. Ancak bu zaman isteyen bir süreç. Çünkü birikim modelini değiştiriyorsunuz, yatırım politikalarınız değişmek zorunda, desteklediğiniz sektörleri değiştirmek durumundasınız, yatırımları yönlendirdiğiniz yeni alanlar size hemen hızlı dönüş sağlamıyor. Deneme yanılma süreçleri işliyor dolayısıyla bu gibi sebepler ve hem Çin'in daha gelişmiş bir ülke olması hem de birikim modelini değiştirmesi nedeniyle ülke 6-6,5 bandında büyüyordu ve hedefler tutuyordu. Bu Çin yönetiminin beklentilerine uyumluydu."

"2. ÇEYREK İÇİN POZİTİF BEKLENTİLER VAR"

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten, 2020 yılına da aynı hedefle başlandığını ancak her ülke gibi öngörülemeyen bir durumla karşılaşıldığını vurguladı. İlk çeyrek küçülmesinin yüzde 6,8 olduğunu ve bunun 30 yılı aşkın süredir Çin'in alışık olduğu bir şey olmadığını bildiren Doç. Dr. Kerem Gökten, "Bu şu anlama gelir; ilk çeyrekte yüzde 6,8 küçülüyorsanız bu yılın büyüme hedefi tutmayacaktır. Pandeminin ortaya çıktığı ilk ülke, Çin dolayısıyla küçülmenin de ilk kaydedildiği ülke olması gayet normal çünkü bazı ülkeler ilk çeyrekte bu kadar sert küçülmediler. Onlar pandemiyi daha geç deneyimledikleri için onların 2. ve 3. çeyreklerinde çöküş göreceğiz. İlk çeyrekte küçülme normal ama çıkışa erken geçilecek mi, soru bu. Yani Çin, erken bir iniş ve erken bir toparlanma mı yaşayacak?" açıklamasını yaptı.

ÇİN KÜRESEL ÜRETİM ÜSSÜ

"Birkaç gündür paylaşılan rakamlara bakarsak 2. çeyrek için pozitif beklentiler var." ifadesini kullanan Doç. Dr. Kerem Gökten, sözlerine şöyle devam etti:

"2. çeyrek için pozitif beklentiler yüzde 1- 1,5 aralığında tabii şimdi pandemi ve öngörülemeyen gelişmeler nedeniyle ekonomi hemen yüzde 6- 6,5 oranında büyümeyecek. IMF'nin nisan tahminleri dünyadaki büyük ekonomilerin tümünün küçüleceğini söylüyordu ancak bunun iki istisnası vardı, Çin ve Hindistan. Bunlar küçülmeyecek ülkeler olarak gözüküyordu. Çin, pandeminin ortaya çıktığı ülke olabilir ama iktisaden baktığımızda gelişmiş ülkelerin yüzde 6 civarında küçüleceğini görüyoruz. Çin'in ise farklı kurumların tahminlerine göre, yüzde 1,5-2 oranında büyüyeceğini görüyoruz. Tabii bu büyüme ne zaman gelecek? 3. ve 4. çeyrekte gelecek. Çünkü ilk çeyrekte yüzde 6,8 küçülme, ikinci çeyrekte 1-1,5 arası büyüme gelecek ama 3. ve 4. çeyreklerde ekonominin artıya geçeceği gözüküyor. İkinci dalga gelecek mi, bilmiyoruz. Çin'in büyümesinde ihracatın rolü yüksek, dünyaya satmakta olduğu mal miktarı ne kadar olumsuz etkilenecek henüz net bilemiyoruz. Çin'in küresel üretim üssü olduğunu biliyoruz ama tedarik zincirleri bu süreçten nasıl etkilenecek bunu da bilmiyoruz. Dolayısıyla bu belirsizlik ortamında Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in de dediği gibi net hedefler belirlemek çok anlamlı değil."

İktisadi kriz süreçlerinde bir toparlanma alfabesi çıktığının altını çizen Doç. Dr. Gökten, alfabedeki harflere yayılan bir süreç olduğuna dikkat çekerek "İktisat tarihinde şunu görüyoruz; pandemi gibi doğal afet koşullarında pek sözü edilmeyen 'Z' harfi gibi toparlanmalar ya da değişiklikler olabiliyor. 'Z' şekli şu anlama geliyor; hızlı bir düşüş gerçekleşecekse hızlı bir toparlanma gelecek arkasından. Yalnız bu hızlı toparlanma ani ve pandemi öncesi iktisadi düzeyi de aşan şekilde gerçekleşecek yani bir sıçrama gerçekleşecek. Sonra ne olacak? Kademeli bir şekilde ekonomi afet öncesine dönecek. 'Hızlı düşüşten sonra toparlanacak bir ekonomide, hedefi ve dengeleri bozacak şekilde aniden ekonomiyi sıçratacak bir maliye politikası izlemeye gerek var mı, yok mu?' sorusu gündemde…" diyerek sözlerini tamamladı.

Haber: Tuğçe Akkaş