“Çin İran'ın yanında yer alacak derken iki kere düşünmek gerekli”

“Çin İran'ın yanında yer alacak derken iki kere düşünmek gerekli”

Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu.

Dr. Altay Atlı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında yaşanan gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından İran'ın bu duruma çok ciddi bir tepkisinin olacağının açıklandığını hatırlatan Altay Atlı, İran'ın Amerika'nın Irak'taki iki üssünü vurarak Süleymani suikastına karşılık verdiğini belirtti.

İran-ABD arasında yaşanan gelişmelerin tüm dünyayı ilgilendirdiğini ve durumun ekonomik bir boyutunun da bulunduğunu aktaran Atlı, ABD ve Çin arasındaki "ticaret savaşları" nedeniyle ciddi bir dar boğazdan geçmekte olan küresel ekonominin bu durumdan nasıl etkileneceği konusundaki tartışmaların devam ettiğini söyledi.

"İRAN'IN SERT SÖYLEMLERİ DEVAM ETSE DE UZLAŞMAYA GİDECEĞİNE DAİR SİNYALLER MEVCUT"

Ekonomik açıdan bakıldığında öne çıkan ilk noktanın "enerji piyasaları" olduğu bilgisini veren Dr. Atlı, şunları kaydetti:

"Özellikle petrol ve doğal gaz piyasası öne çıkıyor çünkü İran başlı başına bir petrol ve doğal gaz üreticisi ülke konumunda bulunuyor. Orta Doğu'da yaşanan her gelişme, petrol ve doğal gaz fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Şu an tüm dünya, 'Acaba petrol fiyatları ne olacak?' sorusunun cevabını bekliyor. ABD ve İran arasındaki gerilim çok daha büyük bir seviyeye gelirse, o zaman küresel enerji piyasasında ne yaşanacak? Bu ciddi bir tartışma konusu. Net bir öngörüde bulunabilmek için biraz erken ancak elimizdeki ilk verilere göre, küresel petrol piyasalarının mevcut duruma temkinli bir şekilde cevap verdiğini söylemek mümkün. İlk olayların patlak vermesinin ardından petrol fiyatlarında ciddi bir artış olup, 71-72 dolar seviyesine çıkmıştı fakat sonra tekrar 65-66 dolar seviyesine gerilediğini ve piyasanın rahatladığını gördük. ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklaması, bu durumun böyle olmasında rol oynamış olabilir. Bu konuşmanın etkilerini, önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. Trump, birçok kesimin beklediği gibi çok sert bir konuşma yapmadı, daha temkinli bir konuşma yaptı. İran'ın da buna karşılık verdiğini görüyoruz. İran'ın sert söylemleri devam etse de bir yandan da uzlaşıya gitmeye sıcak bakabilecekleri yönünde sinyaller de mevcut. Bütün bunlar petrol fiyatlarına etki ediyor ve gelişmelerin sonucunda fiyatlarda bir sıçrama olmadığını, aksine gevşeme olduğunu görüyoruz."

"KAYA GAZI ÜRETİMİ DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ"

Küresel enerji piyasasının son dönemde çok değiştiğini vurgulayan Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, ABD'de enerji devrimi niteliğindeki kaya gazının üretilmesi ve LPG'ye (Liquified Petroleum Gas-Sıvılaştırılmış Petrol Gazı) çevrilerek bütün dünya pazarlarına iletilmesinin piyasadaki dengeleri büyük oranda değiştirdiğine işaret etti.

"İran-ABD arasındaki gerginliğe dayalı bir jeopolitik sıkıntı olması durumunda kaya gazı üretimi, fiyatları geriye çekecek mekanizmalardan biri olabilir." diyen Altay Atlı, sözlerine şunları ekledi:

"Eğer fiyatları yukarıya doğru çekecek jeopolitik bir etki yaşanırsa, buna karşılık olarak Amerika'nın müttefiki olan ülkelerin kendi üretimlerini artırarak küresel petrol fiyatlarının aşağı çekilmesini sağlayacağı öngörülebilir. İlk izlenimler, ABD ve İran arasındaki durumun böyle bir artışa yol açmadığını gösteriyor. Petrol fiyatlarında 'petrol şoku' diyebileceğimiz bir durum olmayacak gibi gözüküyor."

ABD-İran arasındaki konuları tartışırken bir yandan da yaptırımları göz önünde bulundurmak gerektiğinin altını çizen Dr. Atlı, Obama döneminde İran ile yapılan anlaşma sonrası Trump döneminde ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin küresel ekonomiye çok büyük bir etkisi olduğunu ifade etti.

Amerika'nın yaptırımlarla birlikte ticari şirketleri İran ile ABD arasında seçim yapmaya zorladığını bildiren Dr. Altay Atlı, "Hiçbir çok uluslu şirket, bu durumu kaldıracak durumda değil. Bunların da tabii ki küresel ekonomiye etkisi olacak." dedi.

İran ve ABD arasındaki meselenin nereye gideceğini kestirmenin çok kolay olmadığı ifade eden Atlı, "Belli ki bu gerilimin artması durumunda herkes için çok ciddi ekonomik kayıplar yaşanacak." diye konuştu.

"ÇİN, DIŞ POLİTİKASININ BİR GEREĞİ OLARAK TEMKİNLİ VE TARAFSIZ DAVRANMAYA DEVAM EDİYOR"

İran-ABD arasındaki gerilim hakkında Çin'in görüşlerinin de çök önemli olduğuna dikkat çeken Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, "Çin'den konu ile ilgili bir açıklama geldi ancak açıklama, bu durumlarda Çin'in her zaman yaptığı gibi son derece temkinli ve Çin dış politikasının prensiplerini ortaya koyan bir açıklamaydı. Çin'in dış politikasında, dışarıdan yapılan müdahaleleri kınayan, sorunların ülkelerin kendi içerisinde çözülmesini öneren, ülkelerin iç politikasına karışılmaması gerektiğini savunan bir yaklaşımı bulunuyor. Çin tarafından yapılan açıklamada da bu politikanın tezahürünü gördük." ifadelerini kullandı.

Çin'in birçok konuda benzer açıklamalar yaptığını dile getiren Altay Atlı, "Bu açıklama biraz daha farklıydı. Çin açıklamasında, suçu biraz daha Amerika'ya yükleyen bir ton benimsemişti. Çin tarafı, ABD'nin İran anlaşmasından çıkmış olmasının, bölgede çok ciddi bir istikrarsızlığa yol açtığını ifade etti. Aynı zamanda ABD'yi, mevcut uluslararası normların dışına çıkmakla itham eden ifadelerde kullandı. Çin ile ABD arasındaki durumdan dolayı bu tip bir tutum takınılması şaşırtıcı bir durum değil tabii ki." değerlendirmesini yaptı.

"ÇİN İRAN'IN YANINDA YER ALACAK DERKEN İKİ KERE DÜŞÜNMEK GEREKLİ"

Çin'in İran'dan birtakım beklentileri olduğunu kaydeden Dr. Altay Atlı, Orta Doğu'nun petrol ve doğal gaz açısından Çin için önem arz ettiğine işaret ederek, şöyle konuştu:

"Çin hâlâ tüketmekte olduğu petrolün yarısından fazlasını yurt dışından almak zorunda ve burada İran'ın da önemli bir konumu bulunuyor. Diğer yandan Çin'in Kuşak ve Yol projesi açısından da İran'ın önemli olduğunu söylemek mümkün. İran ve Çin arasında 'Kapsamlı Stratejik Ortaklık' anlaşması mevcut. Bu, tam anlamıyla bir ittifak durumu teşkil etmiyor ancak iki ülke birbirine ekonomik olarak bağımlı durumda. Bu bağımlılık simetrik değil asimetrik bir bağımlılık. İran'ın Çin'e olan bağımlılığı, Çin'in İran'a olan bağımlılığından daha fazla. İki ülke arasında 'Kapsamlı Stratejik Ortaklık' anlaşması bulunuyor ancak bunu doğru yorumlamak lazım. İran, bu anlaşmaya taraf olan diğer ülkeler gibi bu durumu öne sürüp Çin'i yanına çekmek istese de Çin, Orta Doğu'da taraf tutmaktan imtina eden bir yapıya sahip. Çin'in dış politika yapısı bunu gerektiriyor. Çin, 'Kapsamlı Stratejik Ortaklık' anlaşmasını aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de yapmış durumda. Bu İran'a verilmiş bir ayrıcalık değil. Bu nedenle İran ve ABD arasındaki gerginlik çok farklı bir noktaya gelip daha da şiddetlenirse, 'burada Çin İran'ın yanında yer alacak' derken bence iki kere düşünmek gerekli."

"ÇİN'İN İSTEDİĞİ ŞEY ORTA DOĞU'NUN DAHA İSTİKRALI BİR YER OLMASI"

"Sırf İran'a destek olmak nedeniyle, Çin'in ABD ile olan ilişkilerine bir olumsuz kart daha koymasını, açıkçası çok fazla beklemiyorum." yorumunu yapan Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, sözlerini şöyle noktaladı:

"İran, Çin açısından Orta Doğu'da önemli bir ortak ancak Çin'i istemediği birtakım yükümlülüklerin altına sokacak bir ortak da değil. Bunun da altını çizmek gerekli. Aralık ayının sonlarında Çin, İran ve Rusya arasında yapılan tatbikatı da sadece İran'a özel bir durum olarak yorumlamamak gerekir çünkü kasım ayına baktığımızda Çin donanmasının, Suudi Arabistan ile ortak bir tatbikat yaptığını görüyoruz. Çin'in istediği şey, ekonomik beklentilerini yerine getirmek ile beraber Kuşak ve Yol'un gelişimini sağlamak için Orta Doğu'nun daha istikrarlı bir yer olması. Dolayısıyla İran ve ABD arasındaki işler çok daha gergin bir noktaya gelir ise, Çin'in tabii ki bir konumu olacaktır ancak Çin'in oyunu değiştirecek bir müdahalesinin olmasını da beklememek gerekir diye düşünüyorum."