Çin ile Türkiye'nin tarihsel kader birliği var

Çin ile Türkiye'nin tarihsel kader birliği var

Geçen hafta gündemi meşgul eden uluslararası zirvelerin ardından Çin'in çok taraflılık mesajları ve geleceğe yönelik küresel iş birliği planlarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in söylemleri dikkat çekti.

Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli, CRI Türk'te Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu "Manşet" programına konuk oldu. Dr. Adıbelli, dünyanın izlediği uluslararası zirveleri ve Çin'in zirvelerde verdiği mesajları değerlendirdi.

Sözlerine Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) hakkında önemli bilgiler vererek başlayan akademisyen Dr. Barış Adıbelli, "Bu anlaşma gerçekten tarihi bir dönüm noktası. Dünya ekonomisi ile politikası için ve daha önemlisi Çin için. Bu, son sekiz yıldır müzakere edilen bir serbest ticaret anlaşmasıydı. Hindistan bu sürecin içinde olmasına rağmen son dakikada ayrıldı. Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olarak görülüyor. Bu anlaşma imzalandığında Avrupa Birliği'nin (AB) Asya versiyonunun ilk adımı atıldı demiştim." dedi.

ÇİN, SERBEST TİCARET ANLAŞMASIYLA ABD'YE YANIT VERDİ

"Son dört yıldır Trump'ın liderliğinde Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Çin'e karşı başlatmış olduğu bir savaş vardı." diyen, Dr. Barış Adıbelli sözlerine şöyle devam etti:

"Trump ikinci döneme devam etseydi ticaret savaşı ideolojik bir boyuta gidecekti. Pandemiyle birlikte son bir yıldan beri Çin'e karşı sadece ticari değil, politik olarak da bir meydan okuma vardı. ABD ile AB anlaşmanın dışında tutuldu, bu bağlamda da önemli bir anlaşma. ABD'nin Çin'i izole etmeye çalışmasına rağmen Çin ve ASEAN ülkeleri son yılların belki de en büyük anlaşmasını imzaladı. ABD'nin amacı, Çin'i kendi sınırları içine bir şekilde hapsetmekti. Kuşak ve Yol girişimiyle de entegre serbest ticaret anlaşmasından bahsediyoruz. Çin'in 2013 yılında ilan ettiği Kuşak ve Yol Girişimi, önemli bir iş birliği zemini sunuyor. Pandemiyle birlikte Kuşak ve Yol Girişimi daha önemli hale geldi. Pandeminin başında 'Kuşak ve Yol etkisini kaybedecek.' denildi fakat dünya ekonomisinin giderek hasar alması ve hızlı bir şekilde ayağa kalması için organize kurumsallaşmış altyapısı daha gelişkin olan bir iş birliği zeminine ihtiyaç vardı ve Çin, 'Kuşak ve Yol Girişimimiz iş birliği zemini, kazan-kazan üzerine kurulu.' dedi. Dolayısıyla serbest ticaret anlaşmasıyla birlikte küresel ekonomik iş birliğinin önündeki engeller ki, bunlardan bir tanesi ABD'deydi, kaldırılmış oldu. Bu serbest ticaret anlaşmasıyla birlikte Çin, ABD'ye bir yanıt vermiş de oldu. Ben bunu biraz mizahla da karışık 'Biden'a hoş geldin hediyesi' olarak paylaştım, sosyal medyada. Biden'ın Çin'e bakışı Trump'tan farklı, o biraz farklı bir boyut."

ÇİN İLE TÜRKİYE'NİN TARİHSEL KADER BİRLİĞİ VAR

Çin ile Türkiye'nin tarihsel birlikteliğinden bahseden Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli, şunları aktardı:

"Xi Jinping, 'Dünya artık eskisi gibi değil. Tek kutuplu dünya sistemi daha fazla gitmeyecek. Yeni güç merkezleri var.' diyor. AB, Çin, Hindistan gibi. Yükselmekte olan bir dünya var. Xi Jinping hem bunları hem de küresel ekonomik iş birliğini vurguluyor. Pandemi döneminde ABD, Covid-19 meselesini Çin'e yıkmaya çalıştı. Hatta Trump ısrarla 'Çin virüsü' diyerek biraz da Avrupa'dan da destek alarak her fırsatta Çin'i kuşatmaya çalıştı. 100 yıl önce Türkiye, Avrupa'nın 'hasta adamı' olarak Çin de Asya'nın 'hasta adamı' olarak emperyalist güçler tarafından adlandırılmıştı. Onun için ortak kader birliğimiz var. Bugün gelinen noktada Çin yine 100 yıl önce karşılaştığı kuşatma stratejisiyle karşı karşıya. Bugün Türkiye de 100 yıl önce karşılaştığı Çin'in şu an yaşadığı ne varsa benzerini yaşıyor. Türkiye, Batı'nın kuşatması altında. Çin, Taiwan Adası üzerinden sıkıştırılmaya çalışıyor. Türkiye, Kıbrıs Adası üzerinden sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bu bağlamda mücadelede Çin ile ortak bir iş birliğimiz, tarihsel kader birliğimiz var. Son dönemde Türk-Çin ilişkilerinin gelişmesinde de bunu görüyoruz. Kuşak ve Yol Girişimi'nin orta koridorunun (Karabağ sorunu) yakın zamanda çözülmesiyle önümüzdeki günlerde İran sorunu da çözülecek, Biden 'Nükleer anlaşmaya geri döneceğiz.' dedi. Orta koridoru açacağız. Pandemiden sonra ayağa kalkmaya çalışan dünya ekonomisi için sadece Rusya hattı yeterli gelmiyor. Çin'in bir an önce mal ve hizmet sunması lazım. O nedenle Çin'in Rusya'nın yerine ikinci bir hat olan orta koridoru da açarak daha hızlı mal ve hizmet sunma adına bir tercihi var. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Umarız, bir an önce biter ve Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik iş birliği de daha yüksek noktalara ulaşır."

ABD, KUŞAK VE YOL'U ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Dr. Barış Adıbelli, ABD'nin Çin'e karşı izlediği saldırgan politikalardan da söz ederek, ABD'nin iş birliğini engellemek adına Türkiye ile Yunanistan arasında bir gerginlik çıkardığını belirtti. Pompeo'nun sunduğu çözümün, Yunan hükümetine Pire Limanı'nda Çin varlığının sınırlandırılması ve diğer limanları ABD şirketlerine vermesi olduğunu söyleyen Adıbelli, "Pompeo, 'Bunun karşılığında Türkiye'ye karşı sizi koruruz.' mesajı veriyor. Bütün bunlar, Kuşak ve Yol Girişimi'ni engelleme adına yapılıyor. Ermenistan'ın da durup dururken saldırmasındaki ana neden orta koridor hattının bir şekilde akamete uğratılarak Çin'in ekonomik olarak zarara girmesi. Pakistan'da, İran'da, Hindistan'da, Bengal Körfezi'nde ve Hint Okyanusu'nda ABD'nin girişimlerinin amacı tamamen Kuşak ve Yol Girişimi'ni zayıflatmak. Tam da NATO'nun Çin'i 21. yüzyılın yeni tehdidi olarak ilan ettiği dönemde ABD bir finans ajansı kurdu. 60 milyar dolar bütçesi var yani Kuşak ve Yol'un muadilini kurdu. Orada ülkelerin borçlarına yardım etme amacı taşıyan bir finansal ajans ve önümüzdeki günlerde adını daha çok duyacağız. Bu ajans tarafından ilk ziyaret Yunanistan'a yapıldı. Ajans, Yunanistan'ı Kuşak Yol'dan çıkmaya zorluyor ve arada oluşacak finansal kaybı da ABD'nin karşılayacağı söyleniyor. Çinli yetkililer buna gülüyor. 'Kuşak ve Yol Girişimi, 1 trilyon doların üzerinde bir bütçesi olan bir proje, sen 60 milyar dolarla geliyorsun, bizim sadece yatırım bankalarımızın sermayesi 100 milyar dolar.' diyorlar. Ama önümüzdeki günlerde ABD, daha çok sıkıntıya neden olacak, çünkü sadece finansal değil, politik ve askeri yöntemleri de kullanıyorlar." dedi.

XI JINPING'İN G20 MESAJLARI

Xi Jinping'in G20'deki mesajlarını yorumlayan akademisyen Dr. Barış Adıbelli, "Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping daha önceki zirvelerde söylediği gibi, 'Çin her zaman küresel barışın koruyucusu, küresel kalkınmaya katkıda bulunan ve uluslararası düzenin savunucusu olacaktır. Dünya barışı ve kalkınması için ortak bir çaba gösterelim. G20 yapılanması bize öncülük yapıp iş birliği için bize yardımcı olmalı. Yoksul ülkelere, borçlu ülkelere yardım edelim. Bu konuda dijital ekonomiyi kullanalım. Küresel yönetişimde yeniden bir yapılandırma yapmamız lazım. Özellikle korumacılığın peşinde koşulmamalı, küresel bir iş birliği lazım.' diyor ve ayrıca ekonomik küreselleşmenin de altını çiziyor. Ne demek bu? Küreselleşmeyi sadece ekonomi ve iş birliği alanında Çin olumlu karşılarken burada siyasal küreselleşmeye ve hegemonik güç hâkimiyetine veya askeri anlamda küreselleşmeye de karşı olduğunu üstü kapalı olarak ilan ediyor. Xi Jinping şunları da söylüyor; 'Öncelikle Birleşmiş Milletler (BM) güçlendirilmeli. Tüm ülkeler BM'nin otoritesini sıkı bir şekilde desteklemeli. BM anlaşmalarına uymalı ve küresel fikir birliğinin oluşturulmasında BM'yi desteklemeli. Dünya barışı ve kalkınmasını teşvik etmede BM'nin rolü büyük'. Hatırlarsanız Türkiye de 'Dünya beşten büyük.' diyordu. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyesi olmasına rağmen burada BM sistemini öne çıkararak meselelerin NATO veya AB gibi birkaç güçlü devletin dışişleri bakanlığında değil, BM'de çözülmesi gerektiğini söylüyor. 'Dünya Sağlık Örgütünü (DSÖ) destekleyelim.' diyor. Son bir yıldır Çin'i Sovyetleştirme çabası var. Yeni bir soğuk savaş başlatabilme adına her şeye Çin'in sebep olduğunu söyleyen bir propaganda çalışması var." ifadelerini kullandı.

"ÇİN, TÜM DÜNYANIN MÜREFFEH OLMASINI İSTİYOR"

Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli, Çin'in küresel ekonomi politikasını da değerlendirerek, Xi Jinping'in dijital ekonomiye sürekli vurgu yaptığını anımsattı.

"Eskiden biz Çin 2049'da müreffeh zengin bir sosyalist devlet olacak sözünü duyardık şimdi tüm dünyanın müreffeh bir alan haline gelmesi, yoksulluğun kaldırılması deniliyor." açıklamasını yapan Adıbelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye de bunların altına imzasını atıyor. G20'nin ağırlıklı gündemi pandemi sonrası dünya meseleleri oldu. Kısa süre önce, Çin'de çok önemli bir toplantı oldu 19. Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesinin 5. Genel Oturumu yapıldı ve Çin'in 14. Beş yıllık planı konuşuldu. Pandemiden sonraki Çin'in yol haritası konuşuldu. Çin'in önümüzdeki 5 yıllık planı dünya ekonomisi açısından da önemli. Bu plan kültürel alanda, ekonomik alanda, diplomatik alanda ne tür adımlar atacağını gösteren bir yol haritası. Çin'de müreffeh bir orta sınıfın yaratılması konusuna değiniyor hem de 2049 Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümüne işaret ediyor. 14. Beş yıllık plan da yine Xi Jinping tarafından G20'de tanıtıldı. Buradan yola çıkarak Xi Jinping, 'Rekabetçi, esnek korumacılığın olmadığı ve gümrük tarifelerinin silah olarak kullanılmadığı adil bir ekonomik yapı istiyoruz. Yeni bir ekonomik yapımız var ve bunu da geliştireceğiz.' diyor."

"HİNDİSTAN, ÇİN İLE EŞİT GÜÇTE DEĞİL"

Hindistan'ın ABD ile birlikte Çin'e karşı izlediği olumsuz politikadan söz eden Barış Adıbelli, "1950 yıllarının ortalarında aslında Çin'in dış politikalarının ilkeleri ortaya konulmuştur. Çin bunları Hindistan ile beraber ortaya koymuştu. Bu, barış içerisinde bir arada yaşamanın beş ilkesi olarak geçer. İlkeleri koyan iki ülkeden olan Hindistan, Çin ile adil olmayan bir rekabete girmiş durumda. Ülkeler arasında olan rekabetlerde denklik aranır. Hindistan'ın ne askeri gücü, ne ekonomisi ne toplumsal yapısı ne de rejimi böyle bir mücadeleyi sürdürecek boyutta değil. RCEP'ye de sadece Çin'e kızdığı ve politikalarına karşı çıktığı için katılmamıştır. ABD, 'Asya-Pasifik' yerine 'Hint-Pasifik' adını kullanarak Hindistan'a bir paye verdi böylece Hindistan'ı Çin'e karşı yükselen bir güç olarak göstermek istediği biliniyor. Ancak biz tarihte ısmarlama güçle bunların olmadığını gördük. Hindistan'ın bölge ve küresel istikrara zarar verme potansiyeli yüksek." diye konuştu.

"ÇİN SABIRLI BİR ŞEKİLDE GELİŞMELERİ TAKİP EDİYOR"

ABD'nin Çin'i kuşatma girişimlerine karşı Çin'in sabırla takipte olduğunu vurgulayan Barış Adıbelli, "ABD dışında dünya Kuşak ve Yol Girişimi'ni yeni bir iş birliği zemini olarak görüyor. Borç tuzağı iddialarına Çin, 'Dünyada hiçbir ülke milyarlarca dolarını sokağa atmaz. Ben kendi ülkeme harcamak yerine dünya gelişsin diye bütçemi buna ayırıyorum.' diyor. Bu borç tuzağı meselesi de zaten artık gündemden kalktı. Çin ile Türkiye'nin önündeki en büyük belirsizlik, ABD'nin nasıl adım atacağı konusu. Çünkü ABD'nin Çin ile mücadelesi küresel ekonomiye zarar veriyor. Herkes eksiye düşerken Çin ekonomisi büyüyen tek ekonomi. Trump'ın sürdürdüğü ticaret savaşından kazandığı hiçbir şey yok sadece zarar var. Biden'ın aynı yolu izlemeyeceğini biliyoruz ama bazı mesajları endişe yarattı. Biden bunu NATO'ya götürecek. ABD, Çin konusunu daha küresel bir mesele haline getirip yükü sırtından atacak. Trump, Açık Semalar anlaşmasından çekildi. Başkanlığı kaybettiği halde hâlâ devam ediyor. Rusya ile silahlanma yarışını sınırlayan en önemli anlaşmadan çekildi. ABD neden Rusya dururken Çin'i tercih ediyor? Çünkü Rusya'nın şakasının olmayacağını biliyorlar. Rusya ile böyle bir mücadelenin sonucunda nükleer bir mücadeleye girilebileceğini ABD biliyor. Çin'in binlerce yıllık hoşgörü felsefesine güvenilerek, 'Çin'e ne söylersek yumuşatır, fevri davranmaz biz de istediğimize ulaşırız.' tavrı da var. Çin çok sabırlı bir şekilde takip ediyor ve bunun sonucunda bakalım yeni dönem nasıl olacak?" dedi.

"RCEP, ABD'NİN KUŞATMALARINA ÇİN VE ASEAN'IN YANITIDIR"

Dr. Barış Adıbelli, son olarak, G20 Zirvesi'nde Çin'in mesajlarını özetleyerek, şunları kaydetti:

"Çin, 'Ben küresel ekonominin aldığı bütün hasarı onarmaya talibim. Yoksul ülkelerin zararının karşılanması konusunda üstüme düşen bütün görevi yaparım. Kuşak ve Yol Girişimi de emrinizdedir.' diyor. Yani Çin, 'Bütün ülkeler olarak elimizi taşın altına koyalım.' diyor. Sen, Çin'e muhtaçsan Çin de sana muhtaç. Çin'in söylediği de bu hepimiz birbirimize muhtacız. Birbirimizi kuşatarak, boğarak bir yere varamayız. 2 milyar 200 milyon tüketicinin bulunduğu bir yer ve dünyadaki Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) yüzde 30'undan bahsediyoruz. Bırakın Çin ve Japonya kendi bölgelerinde yeni bir ekonomik cazibe merkezi yaratsınlar. ABD'nin stratejilerine rağmen RCEP, ABD'nin kuşatmalarına karşı Çin ile ASEAN ülkelerinin yanıtıdır."

Video Link: https://www.youtube.com/embed/JMwf0QiLCKw