“Çin hapşırırsa dünya nezle olur”

“Çin hapşırırsa dünya nezle olur”

Bilge Adamlar Stratejik Araştırma Merkezi (BİLGESAM) Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu.

Sibel Karabel, Çin'de ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (Covid-19) ve virüsün küresel ekonomiye etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

"2020'NİN İLK ÇEYREĞİNDE ÇİN EKONOMİSİ OLUMSUZ ANLAMDA ETKİLENECEK"

Koronavirüs salgınının Çin'deki günlük hayatı olumsuz etkilediğini ifade eden BİLGESAM Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel, salgının Çin ekonomisine olan etkilerini ise kısa, orta ve uzun vadeli etkiler şeklinde sınıflandırarak şöyle anlattı:

"En kısa vadeli etki, panik durumunun ortaya çıkması oldu. Ölüm oranı artınca insanlarda bir korku hâli baş gösterdi. Bu durum, her ülkede aynı şekilde karşılandı. Bu çok normal bir etkidir ancak salgının Çin'in ekonomisine ilk etaptaki etkileri belirli sektörlerdeki satışlarda artış yaşanması oldu. Örneğin maske üretimi yapan şirketlerin satışlarında yüzde 10'luk bir artış meydana geldi. Salgının ortaya çıkması Bahar Bayramı dönemine denk geldi. Bu dönemde Çin'de çok fazla seyahat gerçekleştiriliyor. Bu nedenle salgının daha da yaygınlaşması muhtemeldi ki nitekim de öyle oldu. İlk olarak Çin'in ve Japonya'nın hava yolları şirketlerine ait hisseler yüzde 6-6,5 oranında, Çin ile çalışan Avrupalı şirketlerin hisseleri ise yüzde 2 oranında değer kaybetti. Bu, ilk şok etkisiydi. Bahar Bayramı öncesinde Çin'de beklenen satışlar gerçekleşmedi. Çin'in Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının (GSYİH) 2020'nin ilk çeyreğinde olumsuz anlamda etkileneceği bekleniyor. Ancak Hubei eyaleti, Çin'deki GSYİH'nin sadece yüzde 4'ünü oluşturuyor."

Karabel ayrıca salgın nedeniyle ölen kişi sayısının bini geçtiğinin ancak görülen vaka sayısı ile kıyaslandığında ölüm oranının SARS kadar yüksek olmadığının altını çizdi.

"EN ÇOK ETKİLENEN SEKTÖR TURİZM VE ENERJİ SEKTÖRÜ OLACAK"

Çin ekonomisinin büyüme oranlarının yüzde 6 bandında ilerlediğini dile getiren BİLGESAM Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel, "Çin hapşırırsa dünya nezle olur" söylemini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Çin, tedarik zincirinin önemli bir merkezi, dünyanın fabrikası ve ikinci en büyük ekonomisi konumunda bulunuyor. Çin artık ucuz iş gücü ile anılmıyor. Çin, inovatif katma değeri yüksek üretime geçen bir ekonomi yakalamak istediği için de ekonomisindeki büyüme hızı azalıyor. Dolayısıyla Çin'in ekonomisindeki ufacık bir oynama bile, küresel ekonomiye çok büyük bir etki edecektir. Bazı derecelendirme kuruluşlarının salgının ekonomiye olacak etkileri hakkında değerlendirmeleri mevcut. Salgının Çin'in 2020'deki GSYİH'sine yüzde 1 olumsuz etkisi olacağı tahmin ediliyor. Çin ekonomisinin yüzde 1 oranında küçülmesinin küresel ekonomiyi yüzde 0,4 ile 0,8 arasında daraltacağı hesaplanıyor. Ekonomik veri olarak beklenti bu şekilde ancak sektörel bazda baktığımızda en çok etkilenecek sektör, bence turizm sektörü olacaktır. Bununla birlikte enerji sektörü de bu olumsuz etkiden nasibini alacaktır."

"ÇİN EKONOMİSİNDEKİ KÜÇÜK BİR OYNAMA BİLE KÜRESEL EKONOMİYE ÇOK BÜYÜK ETKİ EDİYOR"

Çin'in ekonomik zararlara rağmen SARS'ı atlattığına ve 2009 küresel ekonomik krizinden en kârlı çıkan devlet olduğuna dikkat çeken Sibel Karabel, Çin'in çok güçlü olmasının hem pozitif hem de negatif yönlerinin olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü Çin ekonomisi bu sayede tüm dünyayı etkiliyor. Dünya üzerinde birbirine çok entegre bir ekonomik düzen bulunuyor. Diğer yandan turizmin azalması, enerji sektörüne de olumsuz yansıyor. Turizmin yapıldığı ulaşım araçlarının yakıt taleplerinin azalması, enerji piyasasını da olumsuz etkiliyor. Çin'in Asya'daki en büyük rafinelerinden Sinotec, şubat ayı üretimini yüzde 10 oranında azaltacağını açıkladı. Aynı zamanda Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) günlük petrol üretiminde kesintiye gidilmesini teklif etti. Çin ekonomisindeki küçücük bir oynama bile küresel ekonomiye çok büyük etki ediyor."

"ÇİN YAPMIŞ OLDUĞU HAMLELERLE 'GÜÇLÜYÜZ' MESAJI VERDİ"

Çin'in küresel ekonomideki tedarik zincirinin merkezi olduğunu belirten Karabel, salgının olumsuz ekonomik etkilerine en çok maruz kalanların, Çin'in tedarik zinciri içerisinde bulunan ülkeler olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çin'in salgınla ilgili olarak yapmış olduğu hamlelerden iki sonuç çıkarabiliriz. Birincisi, Çin Merkez Bankası, piyasaya 173 milyar dolarlık bir likidite pompaladı. Bu, piyasayı rahatlatmak ve biz güçlüyüz mesajı vermektir. Akabinde Çin Merkez Bankası 43 milyar doları hemen işlenebilecek şekilde 9 ulusal ve 10 eyalet bankasına verdi. Buna ilave olarak Tarım Kalkınma Bankası, koronavirüs ile mücadele eden 190 şirket için yaklaşık 1,5 milyar dolarlık acil durum kredisi çıkardı."

İŞLER KONTROL ALTINDA

"Çin'in ABD ile arasındaki ticaret ihtilafları kapsamında birinci faz ticaret anlaşmasını imzalaması sonrasında, 200 milyar dolarlık alım taahhüdünü gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğine dair sorular vardı." diyen Sibel Karabel, sözlerini şöyle tamamladı:

"Birinci faz ticaret anlaşmasının 7. Maddesi, mücbir sebeplerin yükümlülüklerin teyidi için kullanılabileceğini içeriyor. Çin bunu kullanmadı ve 14 Şubat'tan itibaren geçerli olmak üzere bin 700'den fazla Amerikan ürününe tarife indiriminde bulunacağını açıkladı. Buradan Çin'in ivedilikle iç piyasayı canlandırmak istediği çıkarımını yapabiliriz. Çin yapmış olduğu hamlelerle, salgının ekonomik etkileri var ancak işler kontrol altında ve salgın atlatılacak mesajı veriyor."