Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü

Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü

37. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği Zirvesi'nde (ASEAN) imzalanan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP) sonrası oluşan ekonomik birlik ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in Asya Pasifik Ekonomik İş Birliği Zirvesi'ndeki (APEC) konuşmasında vurguladığı dışa açılma adımları dünya gündeminde yankılanmaya devam ediyor.

Asya Pasifik ve Avrupa Birliği (AB) Uzmanı Sibel Karabel, CRI Türk'te Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu "Manşet" programına konuk oldu ve iki zirvede öne çıkan konuları değerlendirdi.

Sibel Karabel, Covid-19 döneminde çevrimiçi olarak gerçekleştirilen zirvelerden önemli sonuçlar çıktığını belirtti.

Bu yılki ASEAN Zirvesi'nde gündemde Covid-19 olduğunu söyleyen Karabel, "Ancak burada çok dikkat çeken nokta kısaca RCEP olarak bilinen Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık. ASEAN'ın ve grubun 6 serbest ticaret ortağı ülkenin var olan ticaret anlaşmalarını konsolide etmek amacıyla oluşturduğu bir ekonomik örgütlenmedir. 16 üyeden oluşuyordu Hindistan'ın 4 Kasım 2019'da çekilmesiyle ASEAN artı 5 ülkeyle yola devam edildi. Kapsadığı nüfus itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 30'una denk geliyor. Hem ekonomik olarak hem coğrafik olarak kapsadığı alan çok önemli yer ediyor. Niceliksel veriler önemli fakat ASEAN'da bu sene gündem oluşturan Covid-19 ile mücadele edilen bir dönemde, küresel ekonomide daralmanın yaşandığı dönemde anlaşmanın sonuçlandırılması önem arz ediyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) başlattığı ticaret savaşının neden olduğu küresel tedarik zincirinde kaymalar var. Ek olarak, bir de Covid-19 nedeniyle yaşanan daralmalar var. Her şeye rağmen bu anlaşmanın yapılması bir defa sembolik de bir önem taşıyor." dedi.

"ÇİN KENDİ ALTERNATİFİNİ KURAR"

RCEP ile ilgili detaylara değinen Sibel Karabel, sözlerine şöyle devam etti:

"Anlaşmaya baktığımızda öne çıkanları görüyoruz. Anlaşma sekiz yıl müzakere ediliyor ve 46 müzakere turu geçiyor. Aslında nihai haliyle üyeler arasında ticari engelleri kaldırmak tarifeleri yaklaşık yüzde 96 oranında elemine etmek ve menşei uygulamasında maliyeti azaltmak hedefleniyor. Bu menşei uygulamasında tek bir standart belirleniyor. Paralel şekilde Obama yönetiminin başını çektiği Trans-Pasifik Ortaklığından malum Trump yönetimi geri çekilmişti. O dönemde de geri çekildiği vakit acaba Çin, Trans-Pasifik Ortaklığına liderlik edecek mi? Çin, ABD'den çıkan bir yeri doldurmaz. Çin alternatif oluşturur. Bu anlaşma da bir noktada alternatif oluşturuyor. Ancak Asya'yı sadece Çin-ABD rekabeti üzerinden okumak doğru değil. İmzadaşlara bakalım, hepsinin birbiri arasında sınır anlaşmazlıkları var, ticaret anlaşmazlıkları var ama bu anlaşmada bir araya geliyorlar. Sadece rekabet üzerinden anlaşmayı değerlendirmek doğru olmayacak. Dolayısıyla Çin'in uluslararası sisteme entegre olup sistem içinde alternatif oluşturduğunu söylemek daha doğru olur. Nitekim Kuşak ve Yol bunlardan bir tanesi. Asya Altyapı Yatırım Bankası, Yeni Kalkınma Bankası… Bunları topladığımız zaman tarife artırımında oluşan ticaret ihtilafında Çin'in de ASEAN ülkelerinin de yaptırımlardan dolayı kendilerini bir anlamda korumak istediğini görüyoruz. ASEAN'da resmi anlamda şu geçiyor 'korumacılığa karşı koruma'. Son dönemde yükselen ekonomik korumacılık enstrümanları, bundan dolayı tedarik sürecindeki kaymalar, ülkelerin yaşadığı zorluklar bu serbest ticaret anlaşmalarının öneminin öne çıkmasına sebep oluyor."

BIDEN DÖNEMİNDE BÜYÜK DEĞİŞİMLER OLMAYABİLİR

Asya Pasifik ve Avrupa Birliği (AB) Uzmanı Sibel Karabel, ABD'deki yönetim değişikliğinin bölgede çok büyük değişimlere neden olmayabileceğine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan ABD çıktıktan sonra Çin başı çeker denildi ama olmadı Japonya liderliği aldı ve farklı bir disiplinde devam etti. Fakat aynı şekilde şu an ABD'deki seçilmiş başkan Joe Biden'ın Trans-Pasifik Ortaklığı'na geri dönmesi konusunda yorumlar yapılıyor. Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü. Çin hem Obama yönetiminin ve Biden'ın politikalarını deneyimlemiş oldu hem de Trump yönetiminin agresif tutumlarını deneyimlemiş oldu. Xi Jinping'in APEC'teki konuşmasında geçtiği gibi, çok verilere dayalı bir konuşması var. Hakikaten Covid gibi bir pandemi ile bütün ülkeler kırılırken 2020'nin üçüncü çeyreğini pozitif büyüme ile kapattı Çin. Ama Joe Biden'ın mottosuna bakalım; 'tamamıyla Amerikan yapımı'. Bu bize yöntem olarak Biden'ın korumacılığa devam edeceği mesajını veriyor. Daha diplomatik daha sistem dâhilinde düşünülebilir ama dünya ticaretine karşı biraz daha korumacılık enstrümanlarının devam edeceği fikirlerini alabiliyoruz. Sonuç olarak RCAP hem niceliksel hem niteliksel olarak önem arz eden bir anlaşma. Niceliksel olarak yapılan araştırmalara göre katılımcı ülkeler 2030 yılına kadar 186 milyar dolar kazanç sağlayacak. Anlaşmanın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'yı (GSYİH) yıllık yüzde 0,2 arttıracağı hesaplanmakta ve bu anlaşmada ABD yok, Batı yok.

APEC'İN 2019 RAPORUNDA ÇİN BÖLGESEL İHRACATTA YÜZDE 23,9 İLE BİRİNCİ SIRADA

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in APEC'teki konuşmasında dışa açılmanın Çin'in gelişmesinin ön koşulu olduğu yönündeki ifadelerini de değerlendiren Karabel, sözlerine şöyle devam etti:

"APEC Zirvesi'ne önümüzdeki günlerde yapılacak olan G-20 Zirvesi'nde olacağı gibi Covid-19 damga vurdu. Nicelik olarak APEC dünya nüfusunun yüzde 30-40'ına denk. Küresel GSYİH'nin yüzde 60'ına denk. Dünya ticaretinin yüzde 49 gibi bir oranını kapsıyor. Dolayısıyla boyut olarak çok ciddi bir kapsam. APEC tam Soğuk Savaş'ın bittiği zamanlarda Pasifik ülkelerini bir araya getirmek amacıyla ortaya çıkan bir organizasyon. Hukuki bağlayıcılığı yok gönüllülük esasıyla ilerliyor. APEC'in kuruluşundaki en büyük temalardan biri, korumacılığa karşı mücadeleydi. 1989 yılında 12 üye ile kuruluyor ve Çin 1991 yılında katılıyor. Şimdi 21 üyeye kadar çıktı. APEC'in mantığı aslında serbest bölgeselleşme yani APEC'teki ülkeler bir araya geldiklerinde tarifeleri indirme taahhüdünde bulunurken APEC üyesi olsun olmasın ayrımcılık gözetilmeden bunu yapacaklarını taahhüt ediyorlar. APEC'in geçen seneki zirvesinde bir istatistik yayınlandı. APEC'in küresel ekonomideki yerine bakarsınız 1990 önceki yapılan serbest ticaret anlaşmalarının sayısı 8, 2018 yılına baktığımızda bu ülkelerin yapmış oldukları serbest ticaret anlaşmalarının sayısı 189'a çıkıyor. Ortalama tarifeler de yüzde 10 iken yüzde 5'e iniyor. APEC üyelerinin ihracattaki toplam değeri 2018'in sonuna geldiğimizde 8 kat artmış oluyor ve ithalat değeri 7 katı artıyor. Yine APEC'in 2019 raporunda Çin bölgesel ihracatta yüzde 23,9'la birinci sırada. İthalatta da yüzde 18,5 ile ikinci sırada. APEC'in serbest ticareti savunma anlamında ne kadar ilerlediğini ve Çin'in APEC'teki konumunu niceliksel olarak da görmüş bulunuyoruz."

XI JINPING'İN MOTTOSU 'MODERN SOSYALİST BİR ÜLKE'

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in APEC'te yaptığı konuşmayı yorumlayan Sibel Karabel, "Xi Jinping'in bu seneki konuşması, Çin'in beş yıllık kalkınma planının genel noktalarıyla çok paralel. Xi Jinping konuşmasına Covid-19'un etkileriyle başladı. Sanayi ve tedarik zincirlerini etkileyen derin bir resesyon olduğunu belirtti ve bütün riskleri tek taraflılığın, korumacılığın daha olumsuz etkileyeceğini belirtti. İş birliğinin öneminin özellikle altını çizdi. Daha sonra 14. Beş Yıllık Kalkınma Planı'na da atıf yaparak Çin'in uzun dönemde ekonomik hedefleri ve Çin'in ne yapmak istediğiyle ilgili çok fazla ipucu verdi.  Xi Jinping'in mottosu 'modern sosyalist bir ülke'. Yeni bir paradigmaya geçildiğinden bahsediyor yani iç ve uluslararası dengelerin yer aldığı paradigmalardan bahsediyor. Çin'in ekonomisinde artık yeni normal diye bir kavram olmuştu. Bu yeni normal artık daha fazla orta sınıfı dikkate alan, gelir eşitsizliğini dengelemeye yönelik ve katma değeri yüksek bir büyüme hedeflemişti. Xi, şimdi aynı politikada devamlılık çağrısında da bulunuyor ve çok net veriler aktarıyor. Örneğin, 2006'da dış ticaretin GSYİH'ye oranı yüzde 67, 2019'da bunun yüzde 32'ye düştüğünü belirtiyor. 2008 krizinden bu yana iç talebin GSYİH'ye oranının yüzde 100'ü geçtiği belirtiliyor. Burada ipucu iç tüketimin artırılmasıyla ekonomik büyümenin sağlanması. Xi Jinping, iç talebi artırmak ve inovasyon vurgusu yapıyor. Ayrıca, ekonomik modernleşmenin devam edeceği vurgusunu da yapıyor ve çok önemli bir sözü daha var, 'Ekonomik büyüme geri döndürülemez bir ticaret halini aldı.' diyor. Hiçbir ülkenin kapısını kapatıp duvarlar örerek sistemi devam ettiremeyeceğinin altını çiziyor. Çin'in uluslararası sistemle entegrasyon içinde olduğu, çift taraflı bir dönüşüm vurgusu var. Buradan Çin'in teknolojiye olan yatırımının artacağını anlayabiliriz. Kuşak ve Yol'u uluslararası iş birliği çerçevesinde değerlendiriyor." ifadelerini kullandı.

"ÇİN PLANLARINA SON DERECE BAĞLIDIR"

Çin'in APEC'te verdiği küresel ekonomik mesajlara da değinen Sibel Karabel, "Hepimiz biliyoruz ki, Çin kalkınma planlarına son derece uyan bir ülke. Söylemiş olmak için söylemeyen, bunlara uyan bir ülke. Kalkınma planlarını merkezi hükümet onaylar, daha alttaki idari birimler kendi bireysel kalkınma planlarını merkezi hükümetin onayladığı plana adapte eder. Bütün makamlar bu şekilde hareket eder. Xi Jinping'in APEC konuşması da son beş yıllık kalkınma planının detaylandırılması olarak nitendirilebilir. Yani Çin önümüzdeki beş yıl uluslararası platformlarda neler yapacak detaylı şekilde belirtiliyor. Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in konuşması da dikkatimi çekti. Çünkü çok benzer şekilde bir anlayışla korumacılığa karşı mücadelenin altını çiziyor. Konuşmaların hepsi APEC'in kuruluş nedeniyle ilgili. Japonya Başbakanı'nın konuşmaları da aynı şekilde. Şimdi G-20 Zirvesi'nde de Covid-19'un yıkıcı etkileri konuşulacak, hepsinde ortak olarak küresel iş birliği, korumacılığın sebep olduğu zararların bertaraf edilmesi gibi konular öne çıkacak gibi görünüyor. Bu zirvelerden, uluslararası yönetişim metotlarından anladığımız bu." diyerek sözlerini noktaladı.

Video Link: https://www.youtube.com/embed/Ew2HtdfMZR4