“Bugün büyük bir devrimin yıl dönümü”

“Bugün büyük bir devrimin yıl dönümü”

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye genelinde sevinçle kutlanırken, Cumhuriyetin getirdiği ekonomik ve sosyal özgürlükler, kadın hakları, modern hukuk ve diğer devrimler bir kez daha Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları anılarak kıymetlendiriliyor. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 97. yıl dönümü büyük coşkuyla karşılanırken Eski Devlet Bakanı Önay Alpago, CRI Türk'te Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu "Manşet" programına konuk olarak Cumhuriyet'in kazanımlarını değerlendirdi.

"BUGÜN BÜYÜK BİR DEVRİMİN YIL DÖNÜMÜ"

Cumhuriyetimizin 97. yılını sevgiyle ve minnet duygusuyla anan Eski Devlet Bakanı Önay Alpago, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını da selamladığını belirterek "Bugün büyük bir devrimin yıl dönümü." ifadesini kullandı.

Emperyalist devletlere karşı muhteşem bir mücadele verildiğini hatırlatan Alpago, 600 yılı aşkın süren teokratik ve monarşik yönetimden ulus temeline dayalı laik, çağdaş yeni bir devlet kurulduğunu ve saltanat yönetiminin Atatürk sayesinde tarihe karıştığını bildirdi.

Önay Alpago, saltanat, hilafet, tekke ile zaviyeler, medreseler ve Arap alfabesi gibi çağ dışı kalan engellerin ortadan kaldırıldığının altını çizerek, "Üniversite, sanat, alfabe, şapka, ölçü, takvim, modern eğitim, laik hukuk, kadın hakları, ekonomi ve benzer alanlarda kendi kültürü üzerinde çağın gereklerine uygun devrimler birbiri ardına hayata geçirilmiştir." dedi.

Batının işgalci ve emperyalist devletlerinin savaşta mağlup edilmesinin ardından yüzünü yeniden batıya dönmenin bir paradoks olmadığını aksine rasyonel bir bakış açısı olduğunu vurgulayan Alpago, "Batı ile mücadele edebilmek onlarla eşit bilgi ve teknolojiye sahip olmakla mümkündür. Ancak o zaman rekabete direnebilmek imkânı bulunur." diye konuştu.

ATATÜRK ANADOLU'DAKİ AYDINLANMA ÇAĞININ IŞIĞIDIR

Eski Devlet Bakanı Önay Alpago, Mustafa Kemal Atatürk'ün Anadolu'daki aydınlanma çağının Anadolu'daki ışığı olduğunu dile getirerek, " Özgür akıl ancak laiklik ilkesinin varlığı ile mümkün olacağından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en önemli temel tanımı, Cumhuriyetimizin laik olduğunun ifadesinde kendisini bulur. Cumhuriyetin bütün kurumları da bu ilke üzerinde yükselmiştir. Bu içeriğiyle de Cumhuriyet bir yanıyla kadın devrimidir. Cumhuriyet, kadınları önce birey olarak var etmiştir. Sonra kul kadın yerine, yurttaş kadın kimliğine kavuşturmuştur, onları. Ailede, eğitimde, toplumda, istihdamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmuştur kadınlar. Atatürk, 10 yıl içinde kadın devriminin önderi ve örneği oldu." açıklamasını yaptı.

ATATÜRK HER SÖZÜ İLE KADINI YÜKSELTMİŞTİR

Avrupa'da giderek yükselen faşizm ile nazizme değinen ve Atatürk'ün yapmış olduğu devrimlerin zorluklarına dikkati çeken Alpago, "Atatürk, her sözü ile kadını yükseltmiştir. Sakarya Savaşı devam ederken bir Maarif Kongresi toplamış ve kadın erkek bütün öğretmenler aynı mekânda bu toplantıya katılmıştır. Latife Hanım'la evlenirken Medeni Kanun henüz kabul edilmediği halde iki tanık huzurunda nikâh kıyılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) oturumları takip etmek için Latife Hanım dinleyici locasında yer almıştır. Kız kardeşi Makbule Hanım'ı, Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulurken kurucu üye olarak yazmıştır. Kadının, hem medeni hayatında hem meslek hayatında hem siyasette erkeklerle var olması gerektiğinin örneğini daha devrimleri gerçekleştirmeden vermeye başlamıştır." değerlendirmesinde bulundu.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ARKASINDA BÜYÜK BİR MUCİZE BIRAKTI

Kurtuluş Savaşı başlarken 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nda 40 bin köy olduğunu ancak 37 bininde yol, dükkân, posta ve okul bulunmadığını aktaran Önay Alpago, ülkede sadece 337 doktor, 40 bin köyde 136 ebe olduğunu, evlerin yüzde 97'sinde tuvalet dahi bulunmadığını hatırlatan Alpago, tarım, bilim, sanayi ve eğitimde dünyanın gerisinde kalındığını kaydetti. 

Atatürk'ün vefat ettiği zaman Türkiye'de 17 ayrı sektörde fabrikaların açıldığını söyleyen Alpago, Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan borçlar hariç borcun bulunmadığını ve Mustafa Kemal Atatürk'ün arkasında büyük bir mucize bıraktığını bildirdi.

 "Türkiye, 1935 yılında yapılan seçimlerde TBMM'ye katılan 18 kadın milletvekiliyle dünyada ikinci sıradadır." diyen, Eski Devlet Bakanı Önay Alpago, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, en hızlı sanayileşen dünyadaki üç ülkeden biridir. Rusya, Japonya ve Türkiye'dir, en hızlı sanayileşen üç ülke. Ülkenin her yerinde okullar açılmıştı, demir yolları döşenmiş, Lozan'da kapitülasyonların kaldırılmasıyla deniz yolları açılmıştır. Bugün yurt dışından nasıl bulacağımızı düşündüğümüz aşı, Türkiye'de üretilmiş ve yurt dışına satılmıştır. Atatürk öldüğü zaman Merkez Bankasında 26 ton altın rezervi, 36 milyon liralık dövizimiz vardır. Bunlar bir ekonomik mucizenin göstergeleridir. Cumhuriyet'in kıymetini bilmemiz lazım. Bizim devrimimiz, Rus Devrimi ve Fransız Devrimi dünyada üç örnek devrim olarak gösterilir. Türk devrimi, bir mazlum ülkenin emperyalizm ile mücadele edebileceğini ve onları yenebileceğini gösteren bir devrim modeli olmuştur. Toplumu tıpkı bir eldiven gibi ters yüz edercesine gelenekleri ve çağ dışı kurumları kaldırarak Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş ve uygar bir ülke olmasının taşlarını döşemiştir. Cumhuriyet, 'Atatürk' demektir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın kahraman komutanı, ilk cumhurbaşkanımız 'Cumhuriyet'in ilan edicisi demektir. O nedenle 'Atatürk' ve 'Cumhuriyet', tam bağımsızlık, demektir. Atatürk, 'yurtta ve dünyada barış' demektir. 'Ulus egemenliği'ne dayanmak, çağdaş uygarlık düzeyini aşmak ve akıl ile bilimi öne çıkarmak demektir."

ATATÜRK CUMHURİYETİ GENÇLERE EMANET ETTİ

Önay Alpago, son olarak Atatürk'ün 'Cumhuriyet'i gençlere emanet ettiğini hatırlattı ve gençlerin Cumhuriyete sahip çıkması gerektiğini belirtti.

Ülkeler ve rejimlerin sürekliliğinin ancak gençler ile genç kadroların onlara sahip çıkmasıyla mümkün olabileceğinin altını çizen Alpago, "Atatürk, dünya gerçeklerinin farkında, iyi eğitim almış, evrensel hukuk değerlerini özümsemiş, aklın ve bilimin önderliğinde yetişmiş gençlerin 'Cumhuriyet'i ilelebet payidar kılacağına inanmıştır. Bu yapıda genç öğrencilerin çok sayıda olmasından kıvanç duyuyorum. Ancak, bugün gençlerin hayallerinin kırıldığını ve kaygıları olduğunu görüyorum. İş bulma, buldukları işi kaybetme ve özgürlüklerinin sınırlanabileceği kaygıları var, onlara çok üzülüyorum. Gençler, 'Cumhuriyet'i yarına taşıyacak tek güvencemiz. Onların geleceği için Türkiye bugün kendine düşeni yapmıyor." diyerek sözlerini tamamladı.