Batı medyasının bulanıklık yaratma girişimine Türk basını da katılıyor

Batı medyasının bulanıklık yaratma girişimine Türk basını da katılıyor

Çin ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında koronavirüs salgınıyla sınırlı kalmayan tartışmalar farklı alanlara, daha doğrusu Çin'in egemenliğini doğrudan ilgilendiren konulara genişledi. Taiwan konusu tartışılırken bir anda gündeme Hong Kong ile ilgili yasa tasarısı geldi.

Önce 1104 kilometrekarelik 8 milyon nüfuslu Hong Kong ile ilgili bazı temel bilgileri Wikipedia'dan aktaralım:

"Resmi adıyla Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdari Bölgesi, Güney Çin Denizi kıyısındaki İnci Nehri Deltası'nda bulunan ve Çin'e ait olan bir metropolitan alan ve özel idari bölgedir. Hong Kong, Dünya'da nüfusun en yoğun olduğu yerlerden biridir. Hong Kong, 1842'de Birinci Afyon Savaşı'nın sonunda Çing Hanedanı'nın Hong Kong Adası'nı Britanya İmparatorluğu'na devretmesiyle Britanya'nın bir kolonisi oldu. İkinci Afyon Savaşı'ndan sonra ise bu koloni, Kowloon Yarımadası'na genişledi ve Britanya'nın Yeni Bölgeler üzerinde 99 yıllık bir kiralamayı elde ettiğinde daha da genişletildi. Bu toprağın tümü 1997'de Çin'e geri verildi. Egemenliğin devri sonrasında özel idari bölge statüsü verilmiş Hong Kong, 'Bir Ülke, İki Sistem' prensibi altında Çin ana karasından ayrı yönetim ve ekonomik sistemlerine sahiptir."

Daha net ifade edelim, Hong Kong Çin'den savaş tazminatı olarak alınmıştı ve varılan anlaşma gereği Çin'e geri döndü. Çin, 1997 yılındaki geri dönüş sırasında bölgede yaşayanların yaşam alışkanlıklarına 50 yıl müdahalede bulunmayacağını taahhüt etti. Tabii, Batı'nın bu durumu kabullenmesi kolay olmuyor. Bölge yöneticilerinin halk tarafından seçilmesi gündeme vardı. Ne de olsa bölge "demokrasiye" alışmıştı. Peki, İngiltere'nin yönettiği 100 yılı aşkın sürede Hong Kong Valisi halk tarafından mı seçildi? Demokrasi 100 yıl sonra akıllarına gelmişti.

BEYAZ SARAY'IN STRATEJİ BELGESİ

Beyaz Saray, Çin'e karşı yeni bir strateji belgesi hazırladı ve bu stratejiyi 21 Mayıs tarihinde Kongre'ye rapor olarak sundu. Raporun adı, "Birleşik Devletlerin Çin Halk Cumhuriyeti'ne Stratejik Yaklaşımı" (United States Strategic Approach to The People's Republic of China).

Yeni stratejinin iki ana hedefi var;

-Çin Halk Cumhuriyeti'nin mevcut meydan okumalarına karşı kurumların, ittifakların ve ortaklıkların devamlılığını sağlamak.

-Çin'i, Birleşik Devletlerin, müttefiklerinin ve ortaklarının yaşamsal çıkarlarına verdiği zararı sonlandırmaya veya azaltmaya zorlamak.

Özetle, ABD tek kutuplu dünyayı korumayı, daha doğrusu geri getirmeyi (zira artık öyle bir dünya yok) ve Çin'i yükselişini engellemeyi amaçlıyor. Bu raporu bir başka yazıda detaylı tartışmak üzere Hong Kong konusuna dönelim. ABD, Hong Kong konusunu da Çin'e karşı ortaklıkların devamı kapsamında değerlendiriyor.

Çin Ulusal Halk Kongresi'nin Hong Kong Özel İdare Bölgesi (HKSAR) Temel Kanunu'nun 23. Maddesinde ulusal güvenliği artıracak değişiklik tasarısı haberi Batı ülkelerinde tartışmalara yol açtı.

Çin'de yayınlanan Global Times gazetesine göre, "Batılı medya ve politikacılar, Çin'in en üst yasama organından hareket etmenin, yasal değilmiş gibi göstermeye çalıştılar. Hong Kong'un özerkliğine ilişkin taahhütlerin ihlal edildiğini iddia ettiler. Bu söylemler yanıltıcıdır. Batı, kendisini Hong Kong üzerinde kendinden tayin edilmiş bir 'koruyucu' olarak tasvir etmek istiyor. Aynı zamanda Beijing'i egemen topraklar üzerinde soyutlama girişimi ile Çin-İngiliz Ortak Deklarasyonunu tek taraflı olarak ele alıyorlar."

TÜRK BASININDAKİ "BULANIKLIK"

Bu yorumda Türk basınını da ilgilendiren önemli bir saptama var:

"Her şeyden önce, Batı medyası Çin'in anayasal düzeni hakkında netlik sunmuyor. Hong Kong'un Beijing'den tamamen yasal ve politik olarak bağımsız olduğu imajını yaratmak istiyorlar."

Türk gazetelerindeki haberlere bakınca Batı medyasındaki Hong Kong ile ilgili "bulanıklık" yaratma çabasının yansıması görülüyor. Benzer haber ve yorumlara Taiwan konusunda da rastlanıyor. 

"Hong Kong'da yine endişeli bekleyiş", "Çin Milli Marşı tasarısı Hong Kong'u karıştırdı", "Yeni yasa tepki çekti". Haberlere göre, Hong Kong'da aylarca hayatı felç eden şiddet eylemlerine başvuranlar "muhalif", "demokrasi yanlısı", "özgürlük savunucusu" yönetim ise "Çin yanlısı". Çok tanıdık yöntemler, değil mi!

Altı çizilmesi gereken nokta Hong Kong'un Çin toprağı, buradaki konuların da Çin'in iç işi olduğu gerçeğidir. Bunu tartışmak için Batı medyasının attığı sis bombalarının dışında ortada bir olgu da yoktur.

Kamil Erdoğdu