Azot ve karbondioksit salınımı sorunları Avrupa'yı tedirgin ediyor

Azot ve karbondioksit salınımı sorunları Avrupa'yı tedirgin ediyor

Gazeteci Yusuf Özkan, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu.

Yusuf Özkan, çalışan kadın ve erkek arasındaki gelir dengesizliği hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Özellikle İskandinav ülkelerinde çalışan kadın-erkek arasındaki maaş dengesi konusunda önemli adımlar atıldığını dile getiren Özkan, Avrupa'nın genelinde böyle bir çalışmanın yapılmadığına, gelir eşitsizliğinin ise giderek arttığına dikkat çekti.

Genç çalışanlar arasındaki gelir farkının ciddi boyutlara ulaştığını kaydeden Yusuf Özkan, son yapılan bir araştırmaya göre, 18-36 yaş aralığındaki kadınlar ve erkekler arasındaki ortalama maaş eşitsizliğinin %6,4 oranında kadınların aleyhine olduğunu ifade etti.

"ÖZELLİKLE İŞ YAŞAMINDA KADINLARA YÖNELİK AYRIMCILIK VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR"

2017 yılında ortalama maaş eşitsizliğinin %5'in altında olduğunu belirten Özkan, tüm Avrupa ülkelerindeki durumun aynı olduğunu söyleyerek, şunları aktardı:

"Özellikle iş yaşamında kadınlara yönelik ayrımcılık hâlâ varlığını sürdürüyor. Bu neden ile birçok ülkede şirketlere, çalıştırmaları gereken kadın işçi konusunda kota getiriliyor. Buna uymayan şirketler çeşitli yaptırımlar ile karşı karşıya geliyor ancak buna rağmen dengesizlik devam ediyor. İşverenler ise bu durumu, kadınların erkeklere göre daha çok mazereti olduğunu dile getirerek açıklıyor. Muayyen günleri, doğum izni ya da çocuk bakımı gibi birçok konuda kadınlar, patronlar açısından 'verimsiz çalışan' olarak nitelendiriliyor. Bu durumun da gelirdeki dengesizliği artırdığı bilinen bir gerçek."

Kadınların, işe başlangıç döneminde erkeklere göre daha yumuşak başlı ve kanaatkâr olmasının, başlangıç maaşının daha düşük belirlenmesini sağladığı bilgisini veren Yusuf Özkan, "Bir gerçek var ki nedeni ne olursa olsun iş yaşamında, özellikle insan hakları konusunda çok çeşitli tartışmaların yapıldığı Avrupa'da, kadın erkek arasındaki gelir dengesizliği artarak devam ediyor." diye konuştu.

"AVRUPA'DA TREN YOLCULUĞU, HAVA YOLU VE DİĞER ULAŞIM TÜRLERİNE GÖRE DAHA PAHALI"

Avrupa'nın bir başka önemli sorununun iklim değişikliği olduğuna değinen Özkan, iklim değişikliğine bağlı olarak gelişen azot ve karbondioksit salınımı konusundaki sorunların, Avrupa'yı tedirgin ettiğini vurguladı.

"Çevre örgütü Green Peace'in yayınladığı son rapora göre, özellikle Avrupa içerisindeki hava yolu taşımacılığının, karbondioksit salınımına ciddi derecede katkı sağladığı açıklandı" diyen Yusuf Özkan, Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların 750 km'den daha az mesafeler için dahi hava yolu taşımacılığını kullandığını bildirerek, şunları söyledi:

"Özellikle Londra, Amsterdam, Manchester, Paris ve Münih gibi havaalanlarından, Avrupa'nın diğer kentlerine çok sayıda uçuş yapılıyor. Green Peace raporunda, bu durumun hava kirliliğine önemli bir derecede katkı sağladığını belirtiyor. Bunun yerine insanların, kara yolu veya demir yolunun kullanımına teşvik edilmesi gerektiğini savunuyorlar fakat bu durumun uygulanması zor gibi görünüyor. Çünkü Avrupa'da tren yolculuğu, hava yolu ve diğer ulaşım türlerine göre çok daha pahalı. Bu nedenle de, Euro sonrası ekonomileri giderek daralan Avrupalı halkın tren yolu yerine daha ucuz taşımacılık yollarını tercih ettikleri bir gerçek. Dolayısıyla son yıllarda, çok sayıda ucuz taşımacılık yapan hava yolu şirketleri popüler hale geldi. Çünkü neredeyse 5-10 Euro'dan başlayan ücretler ile hava yolu taşımacılığı yapılıyor. Bu sebepten dolayı, çevreci örgütlerin 'tren yolu kullanın' ısrarı biraz havada kalıyor."

İNSANLARIN ÇEVRECİ TAŞIMACILIK YOLLARINA YÖNLENMESİ İÇİN UCUZ SEÇENEKLER GEREKİYOR

Başta Green Peace olmak üzere çevreci örgütlerin, Avrupa'daki hükümetleri ve Brüksel'i göreve çağırdığı bilgisini paylaşan Özkan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Tren yolculuklarının ucuzlatılması ve taleplerin tren yolculuğuna yönlendirilmesi konusunda çalışma yapılmasını istiyorlar. Buna yönelik bazı hava yolu şirketlerinden yanıtlar da geliyor. Örneğin; Fransızlar tarafından satın alınan Hollanda'nın Kraliyet Hava Yolları KLM, önümüzdeki yıllarda Amsterdam-Brüksel arasındaki uçuşları azaltacağını söyledi. Ünlü tur operatörü TUI de 2020'den itibaren Paris turlarının tren ile yapacağını ve uçak kullanmayacağını ifade etti ancak bunlar çok yeterli çözümler değil. Kitlesel olarak insanların daha çevreci taşımacılık yollarına yönlenmesi için kendi bütçelerini aşmayan seçeneklerin, onlara sunulması gerekiyor.  Şu ortamdaki astronomik tren ücretlerine bakıldığında, çevre açısından çok da iyimser bir tablo görünmüyor."