“Atatürk, diğer liderler ile karıştırılmamalıdır”

“Atatürk, diğer liderler ile karıştırılmamalıdır”

Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkan Vekili, ODTÜ ve Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uluç Gürkan, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Uluç Gürkan, sözlerine dün hayatını kaybeden duayen anayasa profesörü ve eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal'ı anarak başladı Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye'den seçilen ilk ve son genel sekreteri olan Soysal, uzun süredir İstanbul'da alzaymır tedavisi görüyordu.

"MÜMTAZ HOCA, BİZİMLE NEFES ALMAYA DEVAM EDECEK"

Gürkan, Türkiye için büyük bir değer olan Prof. Dr. Mümtaz Soysal ile ilgili "Mümtaz Hoca, benim de hocamdı. Sadece hocam olarak kalmadı.12 Mart 1971 faşist askeri darbesi döneminde birlikte tutuklandık. Aynı odada aynı ranzayı paylaştık. Mümtaz Hoca, son derece sakin, zarif bir insandı ve o dönemde devrimci duruşu maçoluk zanneden geniş kitlelere, zarafeti ile müthiş bir ders veriyordu. Sadece öğrettikleri, anlattıkları, yazdıkları ile değil, zarif duruşuyla da bize bambaşka bir vizyon bambaşka bir duruş da aşılamıştı." ifadelerini kullandı.

Uluç Gürkan, konuşmasında Prof. Dr. Mümtaz Soysal ile bir anısını da paylaştı:

"12 Mart sonrasında Nihat Erim'in meşhur Balyoz Harekâtı ile tutuklandığımızda Mamak Askeri Cezaevi'nde kalıyorduk. Mümtaz Hoca, benim üst ranzamda idi. Muammer Aksoy Hocamızı da tutukladıklarına dair bir haber aldık. Her ranzadan inişi sırasında beni rahatsız etmeye kıyamayan Mümtaz Hoca, müthiş bir öfke ile ranzadan atladı. Elleri bir kartal pençesi gibi demir parmaklıklara sarıldı ve yumruklamaya başladı. 'Muammer Aksoy'u buraya sığdıramazsınız' diye bağırıyordu. Sesi hâlâ kulağımda çınlıyor. Gerçekten de Muammer Hoca ve Mümtaz Hoca'yı cezaevine sığdıramadılar. Muammer Hoca'yı kahpece katlederek mezara sığdırmaya kalktılar fakat onu da başaramadılar. Ben inanıyorum ki, Mümtaz Hoca da toprağa verildikten sonra dahi düşünceleri ve bize kattığı değerler ile beraber bizimle birlikte nefes almaya devam edecek."

Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkan Vekili, ODTÜ ve Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uluç Gürkan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 81. yılında tüm yurtta gerçekleşen anma törenlerini de değerlendirdi.

Gürkan, Atatürk'ü anmanın ötesine geçilerek yeniden keşfedildiğini sadece anmak ile kalmayıp düşüncelerinin de anlaşılmaya başlandığını vurguladı.

"İKİNCİ ATATÜRK, TÜRKİYE İÇİN DÜŞÜNEN, ÇAĞDAŞ UYGARLIK ATILIMLARINA İNANAN SİZLERSİNİZ"

Atatürk'ün gerçekleştirdiklerinin geçmişe dönük bir özlem olmaktan çıkıp, geleceğe dönük bir vizyon olarak önümüze çıktığının altını çizen 19-20 ve 21. dönem eski Ankara Milletvekili Uluç Gürkan, şunları kaydetti:

"Bunun genç kesimlere hızla yayılması gerçekten heyecan verici bir olay. Atatürk'ün birkaç anı kitabında yer alan bir öyküyü paylaşmak istiyorum. Atatürk 1930'lu yıllarda gençler ile buluşmuş ve bir süre sohbet ettikten sonra bir genç; 'Paşam, bize Mustafa Kemal'i anlatır mısınız?' diye bir soru yöneltmiş. Atatürk biraz duraklamış ve 'İki Mustafa Kemal vardır.' demiş. 'Birincisi fani, ölümlü olan Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal'i ise ben olarak tanımlayamam.' ifadesini kullanmış. 'O ben değilim, o Türkiye için düşünen, yeni hayaller kuran, çağdaş uygarlık atılımlarına inanan, bu konuda projeler ortaya koyan, yurdun dört bir köşesindeki öğretmenlerdir, öğrencilerdir, tüm millettir.' cevabını vermiş. İşte ölmeyecek ve sonsuza kadar yaşayacak olan ikinci Mustafa Kemal, O'dur. Gençleri ve coşkuyu gördüğümde, ikinci Mustafa Kemallerin böylesine çoğalmasını büyük bir sevinçle, geleceğe dolu bir umutla karşıladım. Bu çok önemli bir olay çünkü o gençler, Atatürk'ün ölümsüzlük iksirini içselleştirmişler. Kendi şahıslarında ve Atatürk'ün izinde Türkiye'yi barışa, refaha, huzura kavuşturmayı, dünyayı da bu doğrultuda değiştirmeyi öngörmüş kararlı bir topluluk haline gelmişler."

Uluç Gürkan, "Atatürk'ün İzinde Türkiye Dünyayı Değiştirecektir" isimli kitabı ile 10 Kasım Pazar günü TÜYAP Kitap Fuarı'nda okurları ile buluştu. Bu bağlamda okurların Atatürk'e olan ilgisi ve yaklaşımları hakkında değerlendirme yapan Gürkan, şunları anlattı:

"10 Kasım Atatürk'ü Anma ve Anlama etkinliklerindeki coşkuya benzer bir coşkuyu TÜYAP Kitap Fuarı'nda da gördük. Farklı giyinmiş her insanın elinde, sadece benim kitabım değil, Atatürk özlemini yansıtan, Atatürk doğrultusunda yürüme kararlılığını ifade eden birçok kitap vardı. Beni görmeye gelenler arasında en azından 2-3 Atatürk kitabı almış, Atatürk'ü yeniden içselleştirmeye dönük kararlılığını ortaya koymuş okuyucularla karşılaştım. Bu çok müthiş bir gözlem idi. Benim kitap imzaladığım standın karşısında Cumhuriyet kitapları standı vardı ve bu standın önündeki kalabalık ile coşku başka hiçbir yerde yoktu. Bu kalabalığın büyük çoğunluğu gençti ve gençlerin en az 5'te 1'inin üzerindeki tişörtlerde Atatürk fotoğrafları yer alıyordu."

ATATÜRK, DİĞER LİDERLER İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR

Atatürk'ü; Adolf Hitler, Mussolini, Stalin gibi çeşitli çağdaş liderler ile karşılaştırdığımızda, yetiştirdikleri nesiller tarafından lanetlendiklerini görebildiğimizi söyleyen ODTÜ ve Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uluç Gürkan, "Atatürk, bu çağdaş liderlerin hepsinden daha önce yaşama gözlerini kapamış olmasına rağmen her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Düşünceleri, öngörüleri ve gerçekleştirdikleri ile bir kutup yıldızı gibi takip ediliyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın harf devrimi ile ilgili yapmış olduğu açıklamalara da değinen Uluç Gürkan, bu konu ile ilgili şunları aktardı:

"Sayın Cumhurbaşkanı sanıyorum şu gerçeği biliyor; Harf Devrimi sadece Arap alfabesinden Latin alfabesine geçişten ibaret değildir. Farsça olan Osmanlı Divanı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nde Türkçeye dönmesi ile de ilgilidir. Sadece yazım şeklinin Latin alfabesi ile kolaylaştırılmasından ibaret değildir. Cumhurbaşkanı'nın bahsettiği Osmanlıca, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolulu Türk insanının konuştuğu dil değildir. Osmanlıcayı kimse, Arap alfabesini ise erkeklerin %7'si, kadınların sadece 1000'de 4'ü bilmekte idi. Ancak Latin alfabesine dönüş ile Türkiye müthiş bir sıçrama yaparak çok kısa sürede okuryazar oranında %50'nin üzerine geçmeyi başarmıştır. Ayrıca Türkiye, günümüz itibarıyla %90 okuma yazma oranıyla dünyadaki öncü devletler arasında yer almaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanı'nın 'harf devrimi ile bütün toplum cahilleşti' söylemi bütün verilere aykırıdır. Baktığımızda okuma yazması olmayan bir toplumun okuryazar hale geldiğini görebiliriz. Bu aynı zamanda Padişah'ın kullarını, Halife Sultan'ın tebaasını özgür cumhuriyet yurttaşlarına dönüştürerek, insanımızı bir yurttaş kimliğine kavuşturdu. Kadını da Orta Asya Türk geleneğine uygun bir biçimde erkeği ile eşitliğe sahip kıldı. Bu açıdan Harf Devrimi'ni sadece alfabe şekillerinden ibaret bir olgu olarak değerlendirmemek gerekir. Harf Devrimi aynı zamanda özgür bireylerin düşünebilmelerini ve bir anlamda milli dogmalar ile hareket etmek yerine aklı kullanma yoluna da kapıyı açmış oldu. Alvin Toffler'ın 21. yy'a dair çok anlamlı bir sözü var; '21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyen, öğrendiği yanlışlardan vazgeçmeyen ve yeniden öğrenmeyenler olacak.' İşte bu Harf Devrimi sadece okuryazar yaratmadı. Kısa süre önce Anıtkabir, Dolmabahçe ve TÜYAP Fuarı'nda gördük ki dogmatik öğretileri unutup, yeniden öğrenmeye başlayan genç cumhuriyet neslini de yarattı. Bu övünülmesi gerek bir durumdur."

"1789 FRANSIZ DEVRİMİ HANGİ ETKİYİ YARATTI İSE ATATÜRK'ÜN ÖNCÜLÜĞÜNDEKİ 1923 DEVRİMİ DE AYNI ETKİYİ YARATACAKTIR"

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uluç Gürkan, sözlerini noktalarken gençlere şu mesajı verdi:

"Kurtuluş ve geleceğin refahı için bir Atatürk beklemek yerine 'İkinci Mustafa Kemal' olmayı içselleştirmelerini ve Atatürk'ün izinde Türkiye'yi, demokrasinin öncüsü, dünya için bir barış ve refah modeli olarak desteklemelerini, bu model ile dünyayı değiştirmeye soyunmalarını öneriyorum. 1789 Fransız Devrimi hangi etkiyi yarattı ise Atatürk'ün öncülüğündeki 1923 devrimi aynı etkiyi, halkın çoğunluğu Müslüman olan bu coğrafyada yarattığında, dünya geleceğine daha güvenle bakacaktır. Bunu da başaracak olan gençlerimizdir."