Aşılamada adalet mümkün olacak mı?

Aşılamada adalet mümkün olacak mı?

Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı geliştirilen aşı Birleşik Krallık'ta kullanıma başlanırken, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) 11 Aralık tarihinde dağıtılmaya başlanacak. Benzer şekilde Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin de kitlesel aşılamaya kısa süre içinde geçmesi bekleniyor. Batılı ülkelerin kısa sürede aşıya kavuşması kendileri için her ne kadar sevindirici bir haber olsa da yapılan araştırmalara göre yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin aşıya kavuşması 2023 yılını bulacak.

Uluslararası Aşı İttifakı'nın yaptığı açıklamaya göre, AB ile 5 zengin ülke küresel nüfusun yalnızca yüzde 14'ünü oluşturmasına karşın üretilen aşıların yarısından fazlasının sahibi olacak. Üstelik, bahsi geçen zengin ülkeler şu anda denemeleri devam eden ya da tamamlanmış aşıları nüfuslarının üzerinde stokladılar. Örneğin, bu ülkelerden Kanada'nın tüm nüfusunu 5 defa, Birleşik Krallık'ın ise 3 defa aşılayabilecek kadar doz aşı satın aldığı belirtiliyor.

Salgına karşı en etkili küresel çözümün en geniş bağışıklığı inşa etmek olduğu bilinmesine karşın şimdiye kadar uluslararası platformlarda herhangi bir yol haritası çizilmiş değil. Birleşik Krallık özelinde görüleceği üzere, AB'nin dahi aşının izni ve dağıtımı konusunda kendi içinde birleşememesi iyimserliği zorlaştıran etkenler arasında yer alıyor.

ZAMANA KARŞI YARIŞTA UMUT VAR

Zamana karşı yarışta umut veren haberler ise ilaç şirketlerinden gelmekte. Çin'in SinoVac şirketine yapılan 500 milyon dolarlık yatırım sonrasında yeni bir üretim tesisinin yıl sonuna kadar hayata geçeceği ve üretimin ikiye katlanarak yılda 600 milyon doza ulaşabileceği duyuruldu.

Sinovac'ın yöneticilerinden Yin Weidong söz konusu yatırımın, "aşı satış kapasitesini artıracağını, Asya piyasalarına açılma imkânı tanıyacağını bu sayede yeni teknolojiler geliştirileceğini ve her şeyden önemlisi pandemi ile küresel mücadele çabalarını hızlandırılacağını" dile getirdi. Yin Weidong, hafta içinde yaptığı açıklamada ayrıca, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde yapılan klinik deneylerde "önemli sonuçlara" ulaşıldığını ilan etti.

ÇİN, GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE SÖZ VERDİ

İlaç şirketlerinden gelen sevindirici açıklamaların somut kazanımlara dönüşmesinin siyasi iradeden geçtiğine ise şüphe yok. Bu bağlamda Batılı ülkelerin aksine gelişmekte olan ülkelerin aşıya erişimini son G20 zirvesi sırasında gündeme taşıyan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, aşının küresel bir kamu malı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmişti. Ülkesinin ABD'nin katılmadığı COVAX uluslararası aşıya erişim programının parçası olduğunu hatırlatan Xi, aşı üretiminin hızlanacağı sözünü vermiş ve "Sözlerimizi diğer gelişmekte olan ülkelere vereceğimiz destek ile onurlandıracağız ve aşıyı bir kamu malı olarak ulaşılabilir ve dünya çapında uygun fiyatlı yapmak için çalışacağız." ifadelerini kullanmıştı.

Çin lideri Xi, aynı platformda yaptığı konuşmada aşı teknolojilerinin paylaşımını gündeme taşıyan Dünya Sağlık Örgütü'nü (DSÖ) destekleyeceklerini ve salgın sırasında seyahatlerin kolaylaşması için küresel sağlık kodu uygulamasını önermişti.

"ORTAK KADER" BATI'YI NEDEN RAHATSIZ ETTİ?

Salgınla mücadelenin insanlığın önümüzdeki sınavları için kurumsallaşmasını talep eden ve bunu "Ortak kader" söylemi etrafında formüle eden Beijing yönetiminin ortaya koyduğu iradeye itiraz Batı kamuoyundan yükseliyor.

ABD merkezli CNBC internet sitesi 9 Aralık günü yayımladığı Çin'in salgına karşı attığı adımları "yumuşak gücünü" derinleştirmek için attığını ileri sürerken, haberde ismi geçen uzmanlardan Singapur Üniversitesinden Chong Ja Ian, Çin'in yardımları karşısında "orantısız taleplerde" bulunabileceğini iddia etti.

Salgınla mücadelenin başından bu yana bir yandan Çin ürünlerine rağbet eden (ABD'de kişi başına 120 adet Çin'den ithal maske düşüyor) diğer yandan da atılan adımlara karşı şüpheciliği derinleştiren Batı medyasının hedefindeki Beijing yönetimi ise aşı çalışmalarının siyasallaştırılamayacağına dair söz veriyor. Bu bağlamda Çin'in önde gelen haber ajansı Xinhua, 10 Aralık tarihli yazısını şu ifadelerle noktaladı:

"Çin, Covid-19 aşılarını herhangi bir jeopolitik silaha veya diplomatik araca dönüştürmeyecek ve aşı geliştirmenin politikleştirilmesine de karşı çıkıyor. Küresel salgın bağlamında, tek başına ayakta durmak imkânsızdır. Çin, uluslararası iş birliğini ilerletmeye, DSÖ'nün küresel müdahaledeki öncü rolünü desteklemeye, deneyimlerini diğer ülkelerle paylaşmaya, müdahale kabiliyetleri zayıf olan ülke ve bölgelere yardım etmeye devam edecektir."