Aşı çalışmaları olması gerekenden çok daha hızlı

Aşı çalışmaları olması gerekenden çok daha hızlı

Türkiye'de son haftalarda koronavirüs vaka sayısında ciddi bir artış yaşanıyor. Özellikle tedbirlere uyma konusunda ilk günlerdeki özenin gösterilmemesi artıştaki en önemli etkenlerden biri olarak görülüyor.

Dün açıklanan son verilere göre, toplam vaka sayısı 274 bin 943'e, virüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı da 6 bin 511'e yükseldi. Son 24 saatte 1211 kişinin daha iyileşmesiyle Covid-19 tedavisi tamamlananların sayısı 248 bin 87 oldu.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, artan koronavirüs vakalarını ve aşı çalışmalarını CRI Türk'e değerlendirdi.

İYİLEŞENLER VE YENİ TANI KONMUŞ OLANLAR ARASINDAKİ FARK YÜKSEK

Prof. Dr. Bengi Başer, Türkiye'de uzun süredir güvenli bölgenin dışında olunduğunu ve "RT" değerlerinin 1'in üzerinde seyrettiğini söyledi. Bu durumun salgının kontrol altında olmadığının göstergelerinden önemli bir unsur olduğuna dikkati çeken Başer, vaka sayılarının giderek arttığını ve iyileşenler ile yeni tanı konmuş olanlar arasındaki farkın yüksek seyrettiğini dile getirdi.

Ağır vakaların da gittikçe arttığını belirten Prof. Dr. Başer, "Hastane dolulukları sahadan aldığımız veriler ve bizlere poliklinikte gelen hasta sayılarının da artışı bu salgında bir şeylerin çok yolunda gitmediğini ve çok da kontrol altında olmadığını ifade ediyor." dedi.

 SALGIN YÖNETİMİNDE EN ÖNEMLİ NOKTA "AKIL VE SÖZ BİRLİĞİ"

"Salgın yönetiminin pek çok ayağı var. Bu ayaklardaki en önemli nokta, akıl ve söz birliğidir." açıklamasını yapan, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, şunları kaydetti:

"Salgını yönetenlerin akıl ve söz birliği ile aynı ifadeleri kullanması yani bir yer için 'salgının kontrolünü gösteren veriler doğru değildir' derken bir başka hekim ya da siyasi 'salgın kontrol altında' dediğinde bu insanlarda kafa karışıklığı yaratabilir. Onun için veriler dâhilinde fikir birliği ile bu işlemin yürütülmesi gerekir. Bilim Kurulu, birçok şeyi verilere dayalı olarak sunması gereken organdır. Bilim Kurulu'nun dediği doğrultuda bazı şeylerin gitmesi halinde salgının daha iyi yönetilmesi kaçınılmazdır. Bunun ötesinde salgın yönetiminde sadece devletin değil, halkın da bilinçlendirilmesi ve kurallara uyması gerekir.  Eğer burada kurallara uymayan bir kesim varsa yaptırımlar uygulanmalı. Açılımı yaparken adım adım yapmak lazım ki, gerekirse hangi nokta problem yaratıyorsa o noktadan geri adım atılarak kapatılabilsin. Salgında şeffaf ve açık olmak da önemli. Bu yönde yeni adımlar atıldı, detaylı bilgiler verilecek. Ancak en başından itibaren yapılması gereken çok açıklıkla bütün bölgeler ve şehirlere göre verilerin sunulmasıdır."

SALGININ YAYILMA HIZININ DAHA YÜKSEK OLMASI İLE KISITLAMALAR GELEBİLİR

Prof. Dr. Bengi Başer, kısıtlama konusuna değinerek yaşla ilgili ve bölgesel kısıtlamalar olduğuna vurgu yaptı. Düğün ve nişan gibi çok ciddi kümelenmelerin olduğu etkinliklere kısıtlamalar getirildiğini aktaran Başer, "Okullar ertelendi ancak bizim ifademiz daha katıysa 'restoranları kapatmak mı, hafta sonu sokağa çıkma yasaklarının konulması mı, sinema ve tiyatro gibi etkinliklerin kısıtlanması mı?' Belki bunlar aşama aşama gelebilir. Vaka sayılarının artışı ve salgının yayılma hızının daha yüksek oranda olması ile bu kısıtlamaların gelmesi kaçınılmazdır." değerlendirmesinde bulundu.

AŞI ÇALIŞMALARI OLMASI GEREKENDEN ÇOK DAHA HIZLI

Dünya genelinde devam eden aşı çalışmalarından da bahseden Prof. Dr. Başer, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından aşının 2021 yılının sonunda ancak yüzde 60 ile sınırlı bir nüfusa ulaşılabileceği bilgisinin paylaşıldığını hatırlattı.

"Birçok ülke bunu daha önce yapabilir fakat aşıda önemli olan yaygın olarak dünyada kullanıma geçiyor olmasıdır." diyen Başer, sözlerine şöyle devam etti:

"Söyledikleri gibi 'herkes güvende olmadan kimse güvende olmaz' mottosu ile gittiklerine göre biz de en azından 2021 yılı sonunu baz alabiliriz. Aşı çalışmaları, Rusya, Çin ve ABD'de var. Bunların faz 3'lerine geçildi ve bunların faz 3 çalışmaları için Türkiye ile anlaşmalar yapıldı. 9 merkezde Amerika ve Almanya ortak yapımı aşı için gönüllüler üzerinde çalışma başlatıldı. Bunun sonucunda tüm dünyadaki veriler toplanarak faz 3 gerçekten etkin ve iyi bir sonuç sağlıyorsa aşı çalışmalarında bir sonraki aşamaya geçilerek artık aşı üretimi ve topluma bunun iletilmesi ile ilerlenecektir. Aşı çalışmaları olması gerekenden çok hızlı gitti. Dünyadaki birçok aşı çalışması yıllar alır, beş, altı yıl gibi… En hızlı bulunmuş aşı çalışması bile dört yılda hazırlanan kabakulak aşısıdır. Faz 3'ün neler göstereceği ve geniş kitlelere yapıldığında olumsuz etkisi olup olmayacağını bilmiyoruz ama ön verilerimiz şu an iyi gözüküyor. En azından faz 3 bittiğinde artık ışığı net gördük deme şansımız olacak. Dünyanın kaynakları açısından aşıların tüm insanlara üstelik birden fazla kez yapılma ihtimali olan bir aşının iletilmesi çok kolay olmayacaktır. Bu bağlamda da ne olursa olsun sadece aşıya bel bağlayarak 'biz eski normale dönelim düşüncesi ve beklentisi' hayal kırıklığı yaratır. Bu nedenle biz üç korunma yönteminden uzun bir süre vazgeçemeyeceğiz."

INFLUENZA VE ZATÜRRE AŞISINI KİMLER YAPTIRMALI?

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, son günlerde Influenza ve zatürre aşısına talep ile ilgili olarak ise, tüm dünyada Influenza aşısı için "herkes yaptırsın" denildiğini ancak zatürre aşısı için 65 yaş üstü risk grubu olanlara özellikle yapılmasının önerildiğini bildirdi.

Bu konuda en büyük problemin elde edilen miktarın sınırlı olması olduğunun altını çizen Başer, "Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde dağıtılacak gibi duruyor. Aile hekimliklerine sorumluluklar verildi, onlar başvurulara göre belirleyecek, sıraya koyacaklar. Hak edenlere öncelik tanıyarak bu aşıların yapılmasını sağlayacaklar. Elimizde zatürre aşısı vardı ancak ne kadar miktarda olduğunu sağlık bakanlığı açıklayacaktır. Geçen yıl Influenza aşısı kasım ayında gelmişti, oldukça geçti. Bu yıl da henüz yok fakat muhtemelen bunların angajmanları da yapılmıştır, diye düşünüyorum. Genel olarak eylül-ekim aylarında yapılan bir aşıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Haber: Tuğçe Akkaş