“Anormal bir durum söz konusu değil”

“Anormal bir durum söz konusu değil”

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Prof. Dr. Okan Tüysüz, son dönemde Türkiye'de yaşanan depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Okan Tüysüz, Elazığ'da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin beklenen bir deprem olduğunu dile getirdi.

Deprem bölgesinin 600 kilometre uzunluğundaki Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığını ve bu hattın üzerinde oldukça eski tarihlerde gerçekleşmiş depremlerin olduğunu söyleyen Tüysüz, Doğu Anadolu Fay Hattı'nın uzunca bir süredir suskun olduğu bilgisini verdi.

"DOĞU ANADOLU FAY HATTI ÜZERİNDE DEPREM GERÇEKLEŞMESİ BEKLENEN BAZI BÖLGELER MEVCUT"

Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde deprem gerçekleşmesi beklenen bazı bölgelerin tespit edildiğini ve Elazığ'ın da bu bölgede yer aldığını belirten İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, "Bu bölge, Hazar Gölü'nün güneyinde, Pülümür ile Sivrice arasında bulunan bir fay parçası. Biz bunlara segment diyoruz. Bu fay parçasının kırılması sonucunda da 6,8'lik bir deprem meydana geldi. Hemen arkasından da artçılar olmaya başladı ve artçı depremler hâlâ mevcudiyetini sürdürüyor ancak zaman içerisinde giderek sönümlenecek ve kaybolacaklar. Sonrasında ise yeni bir suskunluk evresine girilecek." dedi.

"STRES ARTIŞI SONUCU BEKLENEN DEPREMLER DAHA ERKEN GERÇEKLEŞEBİLİR"

Okan Tüysüz, fayın kırılması sonucu iki ucunda bulunan bölgelerde bir miktar stres artışı gerçekleştiğini, bu nedenle oralarda olması beklenen depremlerin biraz daha erken gerçekleşebileceğini bildirdi.

"ELAZIĞ, MANİSA VE MUĞLA'DAKİ DEPREMLERİN BİRBİRLERİYLE İLİŞKİSİ YOK"

Elazığ depreminden sonra gerçekleşen Manisa ve Muğla'daki depremlerin birbirleriyle ilişkisinin olmadığına işaret eden Tüysüz, "Gerek jeolojik yapıları gerekse üzerlerinde bulundukları fayların niceliği açısından, birbirleri ile bağlantısı olmayan bölgeler. Ülkemiz, bir deprem ülkesi. Türkiye'de çok sayıda fay var ve tektonik olarak aktif bir ülke. Bu nedenle, bu depremler olağan depremlerdir. Bunların aynı zaman içerisinde olması ise sadece bir tesadüftür. Anormal bir durum söz konusu değil." ifadelerini kullandı.

"DAHA BÜYÜK DEPREMLERİN MEYDANA GELME OLASILIĞI VAR"

Önümüzdeki dönemde daha büyük depremlerin meydana gelme olasılığının olduğunu aktaran İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki Yedisu segmentinde, Bingöl Yedisu ilçesi üzerinden geçen fay parçası üzerinde 7'nin üzerinde bir deprem bekledikleri bilgisini paylaşarak, şunları kaydetti:

"Marmara Bölgesi, çok uzun süredir deprem beklentimizin olduğu bir yer. Bunun yanı sıra Batı Anadolu'daki çoğu bölgede deprem beklentimiz bulunuyor. Ayrıca Hatay ve Hatay-Kıbrıs arası, deprem beklentisinin olduğu bölgelerdendir. Bu bölgeleri ve yaklaşık deprem büyüklüklerini söyleyebiliyoruz ancak bunların zamanı konusunda bir şey diyemiyoruz çünkü doğa çok düzenli davranmıyor."

"YAPILARIN GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN FİNANSAL DESTEK SAĞLANMALI"

Depreme karşı alınması gereken önlemlere ilişkin önerilerde bulunan Prof. Dr. Okan Tüysüz, "yapıların depreme hazırlıklı olmasının" depreme karşı alınacak önlemlerin başında geldiğini ifade ederek, sözlerine şunları ekledi:

"Yapıların mutlaka kontrol edilmesi ve depreme karşı zayıf olmaları durumunda güçlendirilmesi veya yıkılıp, yeniden yapılması gerekli. Tabii bu oldukça zor bir konu. Bu konuda devlete de bazı işler düşüyor. Yapıların güçlendirilmesinin yapılması noktasında kişilere finansal destek sağlanması gerekiyor. Yapıların araştırılması konusunda ise, belediyelerin ve merkezi hükümetin destek vermesi elzem. Bunların yanı sıra kişiler de kendilerini eğitmeli. İlk yardım eğitiminin alınması, deprem öncesinde ve esnasında nasıl davranılacağının bilinmesi, ev içindeki eşyaların kişilere zarar vermemesi için gerekli tedbirlerin alınması, çocuklarımızın doğal afetler konusunda eğitilmesi gibi konular, kişilere düşen sorumluluklar olarak sıralanabilir."

"İSTANBUL'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM GELİR GETİREN BÖLGELERDE SÜRDÜRÜLÜYOR"

İstanbul'da kentsel dönüşüm projelerinin uygulandığını ancak bu projelerin binaların yıkılıp, yeniden inşa edilmeleri şeklinde gerçekleştiğini anlatan Okan Tüysüz, sağlıklı bir kentsel dönüşümün en azından ada bazında yapılması gerektiğini savunarak, "Bu esnada da zaten pek iyi olmayan imar planlarımızın depreme ve diğer afetlere dayanıklı hale getirilmesi sağlanmalı. Kentsel dönüşüm projelerine baktığımızda, İstanbul'un depreme dayanıksız yerleri dışında daha çok gelir getiren bölgelerde sürdürüldüğünü görüyoruz. Bu konularda devletin yol gösterici olması çok önemli." diyerek sözlerini noktaladı.