Akademisyen Atlı, 22. Çin-AB Zirvesi'ni değerlendirdi

Akademisyen Atlı, 22. Çin-AB Zirvesi'ni değerlendirdi

Akademisyen Dr. Altay Atlı, Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Ekonomi Basını" programına konuk oldu. Atlı, 22. Çin-AB Zirvesi ile ilgili değerlendirmede bulundu.

Bu yılki toplantının pandemi nedeniyle video konferans şeklinde yapıldığını hatırlatan Altay Atlı, "Bu seneki zirveyi birkaç açıdan önemli buluyorum. Pandemi şartları altında yapılması ve dünyanın her zamankinden fazla birbirine ihtiyaç duyması bir kenara iki tane konu var. Bir tanesi Çin ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında devam eden ve artık topyekun bir stratejik mücadele haline gelen, çok farklı taraflardan ilerleyen çatışma hali. Şimdi burada Avrupa Birliği'nin (AB) rolü ne olacak? Çünkü ABD kanadı, AB kanadına 'bizim tarafımızda olmalısınız' diye söylemlerde bulunuyor. Peki, AB ne tarafta olacak? İkincisi ise AB aslında ne kadar bir birlik? Çünkü koronavirüs ile birlikte gördük ki AB'yi bir arada tutan unsurlar o kadar da güçlü değiller. Bu yeni bir şey değil. Daha önceki krizlerde de benzer şeyler yaşandı. AB, Çin ile bir zirve yaptı ama ne kadar bir birlik var Avrupa tarafında? Sadece Çin ile ilgili konularda değil bütün konularda. İşte bu iki unsur çok önemli." diye konuştu.

Toplantıda AB'nin söylemlerini de yorumlayan Atlı, "Çin ile ABD arsındaki zıtlığın arasında Avrupa'nın konumu üst düzey yetkililerin söylemlerine bakacak olursak, Avrupa'nın sağlıklı bir düşünce tarzına yaklaştığını görüyorum. Örneğin AB Konseyi Başkanı Charles Michel'in, 'Avrupa ve Çin olarak aramızda çok büyük bir ekonomik bağımlılık var. Aynı zamanda iklim değişikliği, sürdürebilir kalkınma hedefleri ve koronavirüs gibi konularda hep birlikte çalışmak zorundayız. Çin ile birlikte çalışmak, Çin ile birlikte işbirliği yapmak hem bir fırsattır hem de bir zorunluluktur.' açıklaması oldu. Bence bu doğru bir yaklaşım." dedi.

Akademiysen Dr. Altay Atlı, zirvede tarafların çeşitli konuları yapıcı bir şekilde konuşmasının önemli olduğuna belirterek şunları söyledi:

"Dünyanın şu sıralar en çok ihtiyaç duyduğu şey bu. Özellikle ABD ile Çin arsındaki durum iyice olumsuz bir hale gelmişken, diyalog kanalları bile tıkanmışken AB gibi büyük bir aktörün Çin ile diyalog içinde olması, küçük de olsa ortak fayda yönünde adımlar atılması önemli. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor. Avrupalılar kendi çıkarları konusunda Çin ile bu adımları atacaktır bu da doğru. Fakat ABD'nin baskısı gelince nasıl bir etki yaratacak? Diğer konu da bu zirve yapıldı ama birlik içinde Çin ile görüşleri ve beklentileri farklılaşan ülkeler var. Bir Yunanistan'ın Çin'den beklentisi ile Almanya'nın beklentisi tabii ki aynı değil. Bunlar ne kadar bir etki yaratacak? Bunları da ilerleyen dönemlerde göreceğiz."