Adrian Zenz'in yalan silsilesi

Adrian Zenz'in yalan silsilesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Batı medyası 30 yıl önce Çin Halk Cumhuriyeti'ni Tibet halkını "zorla kısırlaştırmakla" suçladı. Ardından Amerikalı araştırmacılardan oluşan bir ekip iddiayı doğrulamaya Tibet'e gitmiş ancak hiçbir kanıt bulamadıklarını rapor etmişlerdi. Son günlerde benzer suçlamalar bir kez daha Çin'e yöneltiliyor. 26 Şubat 1989'da Washington Post yazarı Blake Kerr, "Çin'in utancına tanıklık etmek" adlı bir makale yayımlamış ve "Çin'in Tibet'te zorla doğum kontrol politikası ve kürtaj, kısırlaştırma ve hatta bebek öldürdüğünü" iddia ederek, "Görüştüğüm Tibetlilerin tümü bu tür faaliyetler hakkında ayrıntılı bilgi verdi." demişti. Fakat somut bir delil ortaya koyulamazken hayali arkadaşlar geçen 31 yıl ardından hâlâ ortaya çıkmadı.

[ https://www.washingtonpost.com/archive/opinions/1989/02/26/witness-to-chinas-shame/d1862427-84f9-4209-9e15-ec7c6dcd3f0e/ ]

Aynı yalanlar "Uygurlar zorla kısırlaştırılıyor" iddiaları ile tekrar pişirilip "bilgiye aç" internet kuşağının (Z kuşağı) önüne sürüldü. Bunu yapan ise Çin'e karşı "Tanrı tarafından görevlendirildiğine" inanan aşırı sağcı bir Hıristiyan olan Adrian Zenz.

Zenz'in Çin'e karşı şüpheli, iddialarda bulunmasının uzun bir geçmişi var. Çin'in milyonlarca Uygur'u tutukladığı iddiasının ana kaynağıdır. Şu sıralar yine bir "kısırlaştırma" yalanı ile karşımıza çıkan Zenz, daha önce Uygurlar için nasıl bir çerçeve çiziyordu hatırlamakta fayda var.

"3 MİLYON UYGUR HAPİS TUTULUYOR" YALANI

Zenz'in bu yalanından ziyade bu yalana inanan kitle şaşırtıcıydı. Bir zamanlar televizyonlarda "Uzaylılar tarafından kaçırıldım beni uzay gemisine aldılar ve incelediler" diyen sanatçılar vardı. Yalan olduğunu herkes biliyordu ama 90'larda televizyona çıkanların asla yalan söylemeyeceği inancı hakimdi, maalesef bu inanç bugün internet için geçerli hale getirildi.

ABD hapishanelerindeki doluluk oranı 2,3 ​​milyon kişi. 328 milyonluk toplam nüfusu ile bu oran 100 bin kişi başına 700 kişinin hapiste olduğunu gösteriyor. [ https://www.prisonpolicy.org/reports/pie2020.html ]

1,4 milyarlık Çin'in hapishanelerdeki doluluk oranı nüfusu 1,71 milyon kişidir. ABD ve Batı'nın en sansasyonel iddiası olan 3 milyon tutuklu Uygur'u eklersek, bu rakam 4,71 milyona yükseliyor. Batı'nın kendi eliyle ortaya çıkardığı raporlar Çin'de bu kadar insanı hapsedecek bir tesisin dahi olmadığını gösteriyor. Yine 1,4 milyar nüfusu ile bu hapsetme oranını 100 bin kişiden 336 kişinin içerde olduğu kayıtlara geçmiş durumdadır ki buda yalanı çürüten ikinci rapor olarak görülebilir. Bu arada dikkat çekici nokta Çin'den dört kat daha az nüfusa sahip olan ABD, Uygur yalanı dahi hesaba katıldığı halde 2 kat daha fazla mahkuma sahip. [ https://www.prisonstudies.org/country/china ]

ACEMİLİKLER İLE DOLU YALAN KAMPANYASI

Acemi bir algı yönetimine kalkışan Zenz bir diğer hatasını şahitleri ile yaptı. 1989'taki haberde hayali arkadaşlarının adının verilmemesinin iyi fikir olmadığını fark etmiş olmalar ki, Zenz "Xinjiang'da zorunlu doğum kontrolü" adlı yalan raporda, Zumrat Dawut, Mihrigul Tursun ve Tursunay Ziyawudun gibi isimleri şahit tuttu.

Zenz, Zumrat Dawut'un bir eğitim merkezinden döndükten sonra kısırlaştırılmaya zorlandığını söyledi. Çin'deki ilgili makamlardan alınan bilgilerde Zumrat'ın hiçbir eğitim merkezine gitmediği ortaya çıkarıldı. Asıl gerçek hastane raporlarında saklıydı. Raporda, "Zumrat Dawut Mart 2013'te kendi rızası ile kontraseptif tedavi için sağlık merkezine başvurmuştur." ifadelerine yer veriliyordu. Bu operasyon ile Zumrat doğum kontrol tedavisinden yararlandığını gizlemeye çalışsa da gerçeklerin ortaya çıkması uzun sürmemişti.

Mihrigul Tursun hakkındaki adli raporlar ise, 21 Nisan 2017'de Qiemo'daki kamu güvenliği bürosu tarafından etnik nefret ve ayrımcılığı kışkırtmaktan tutuklandığını gösteriyor. Tutuklandığında sağlık muayenesi için hastaneye götürülen Mihrigul'de frengi gibi birçok cinsel yolla bulaşan hastalığa rastlandığı raporlara geçirilmiş. İnsani endişelerden dolayı tedavi olması için 10 Mayıs 2017'de serbest bırakıldığı polis kayıtlarında mevcut. Mihrigul ayrıca erkek kardeşinin Xinjiang'daki eğitim merkezinde işkenceyle öldürüldüğünü iddia etmişti, ancak bu yalan bizzat hayatta olan kardeşi tarafından çürütüldü. 

YALANLARI "AKADEMİ" KELİMESİ İLE AKLAMA ÇALIŞMASI

Zenz'in sözde "akademik raporlarına" yakından bakıldığında, Çin karşıtı amaçları için "akademiyi" kullanmak istediği görülüyor. Aslında bu son zamanlarda Batı yakınlığı ile tanınan birçok akademisyenin başvurduğu yöntem. Çin karşıtı akademisyenler şu sıra "Çin alanında uzman haberci" olmak için adeta yarışa girmiş durumdalar.

Aile planlaması 1970'lerde Çin'de kamuoyuna tanıtıldı. Doğum sayısını sınırlandırarak yaşam kalitesinin daha hızlı yükselmesine yardımcı olmak tüm toplumun ortak sorumluluğu mantığı ile çeşitli politikalar uygulandı.

Ancak etnik çeşitliliği korumak için Uygur halkı da dâhil olmak üzere etnik azınlıklar her zaman tercihli nüfus politikalarından yararlandı. Bunun için sözde "uzman" Adrian Zenz'in Çin hükümet arşivlerini araştırması yeterli olacaktı.

1978 ile 2018 arasındaki kırk yılda, Xinjiang'daki Uygur nüfusu 5,6 milyondan 11,7 milyona yükseldi. Uygurların yanı sıra, Xinjiang'daki ilk beş etnik azınlığın her birinin nüfusu da aşağı yukarı iki kat arttığı görülmekte. Adrian Zenz'in raporu belirtilen yıllardaki gerçekleri görmezden gelerek 2018 ve 2019 yıllarını milat alıyor. "Xinjiang'da zorunlu doğum kontrolü" adlı raporda şu cümlelere yer veriliyor.

"Son zamanlarda, Uygurların yaşadığı bölgelerde doğum verileri gizleniyor gibi görünüyor. Kaşgar'ın nüfusu 2018 ile 2019 arasında azaldı. Bunun nedeni dış göç olabilirken, aşırı düşük doğum oranlarından da kaynaklanıyor olabilir."

Bir akademik rapor nasıl -ebilmek, a-bilmek gibi cümlelerden oluşabilir? Üstelik bazı gerçekler üzerinden linç yememek için araya "göç" kelimesi sıkıştırılmış.

GELİŞEN VE GÜÇLENEN TİBET ÖZERK BÖLGESİ

Tibet'e gelecek olursak, Bölgedeki nüfus 1965 verilerine göre yaklaşık 1,37 milyondan 2019'da 3,51 milyona çıktı, Tibetliler hâlâ bölge nüfusunun ezici çoğunluğunu oluşturuyor. Ayrıca, merkezi hükümetin Tibet halkının geçim kaynakları ve sağlık hizmetlerine özel olarak odaklanması nedeniyle Tibet'teki insanların ortalama yaşam süresi 70,6 yıla yükseldi.

Tibet'teki çocuklar da 2012'den beri 15 yıllık ücretsiz eğitimin tadını çıkarıyorlar. Anaokulundan liseye kadar öğrenim ücretsiz. Kırsal bölgelerdeki yoksul ailelerin çocukları kentsel alandaki arkadaşları gibi devlet yardımlarına ve sübvansiyonlarında eşit erişime sahipler. Tibet halkı eğitime ek olarak, sosyal sigorta ve tıbbi bakım gibi diğer alanlarda da devlet politikalardan yararlanmaktadır. "Haçlıların" zoruna gidebilir ama Tibet ülkenin geri kalanıyla birlikte "Çin Rüyası"nı gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

Mehmet Emre Öztürk

1.Bölüm (Tanrı'nın huzurunda yalan söylemek: Adrian Zenz)