ABD'li uzmanlar “acı” gerçekleri itiraf etti

ABD'li uzmanlar “acı” gerçekleri itiraf etti

Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte yeni tip koronavirüs (Covid-19) vakalarında yaşanan artış, salgını tekrar dünyanın bir numaralı gündemi haline getirdi. Salgının halk sağlığına etkisi kadar ekonomide yarattığı tahribat da tartışılmaya devam ediyor. Özellikle dünyanın en büyük iki ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki rekabetin gölgesinde konuşulan rakamlar, dünyanın hangi yöne evirileceği hususunda mesajlar verebilir.

ABD'nin saygın eğitim kurumlarından Yale Üniversitesinin Jackson Küresel İlişkiler Enstitüsü'nde kıdemli öğretim görevlisi olarak bulunan Stephen S. Raoch kaleme aldığı son makalede Çin'in tıpkı 2008 küresel krizinde olduğu gibi, salgın sonrasında da kuvvetli bir büyüme sergileyeceğini aktardı.

2008 küresel mali krizinin ardından Çin'in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) ortalama olarak yüzde 8,6 büyürken, ABD ekonomisi krizi takip eden 2010-2014 seneleri arasında ortalama yüzde 2,1'lik artış kaydetmişti.

"AMERİKALILAR İÇİN ACI HAP"

Project Syndicate sitesinde yayımlanan makalesinde "Çin'i şeytanlaştırma çabaları epik bir hal almışken bu durum birçoğunun zor yutacağı acı bir hap." ifadesi ile Beijing yönetiminin başarısına işaret eden Amerikalı uzman, iki ekonominin geldiği noktaya ilişkin şu verileri paylaştı:

"2020'nin üçüncü çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) raporu Çin'in Covid-19 öncesi trendinin hızlı bir şekilde geri döndüğünü gösteriyor. Reel GSYİH büyümesi olan yıllık yüzde 4,9 rakamı, şu anda Çin'de ortaya çıkan ve devam eden ekonomik toparlanmayı yansıtmıyor. Ekonomik büyümeyi Amerikalı istatistikçiler ve politika yapıcıların tercih ettiği şekilde üç ayda bir ardışık olarak ölçmek bize gerçek zamanlı değişim hissini verir. Buna göre Çin'in kilitlenme sonrası GSYİH'si ikinci çeyrekte yüzde 55'lik bir artışın ardından üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 11 arttı. Bu bağlamda ABD ile karşılaştırma dikkat çekicidir. Her iki ekonomi de kilitlenme dönemlerinde benzer daralmalar yaşamıştı. Çin'in ilk çeyrekteki yüzde 33,8'lik ardışık (yıllık hale getirilmiş) düşüşü, ikinci çeyrekteki yüzde 31,2'lik ABD daralması ile neredeyse aynıydı. Şimdi ise Atlanta Federal Rezervi'nin GDPNow tahminine göre ABD'nin üçüncü çeyrek sıralı büyümesi yaklaşık yüzde 35 olacak. Bu rakam, kilitlenme sonrası rekor düşüşün ardından olumlu ve belirgin bir geri dönüş olsa da Çin'in toparlanmasının yaklaşık 20 puan altında."

TRUMP'IN CESARET GÖSTERİSİ EKONOMİYİ VURDU

Çin'in salgını karantina gibi katı halk sağlığı önlemleri ile sınırladığı, ekonomiyi güçlendirmek içinse maliye politikalarını yürürlüğe koyduğunu ve bu sayede bahsedilen büyümeyi yakaladığını belirten Stephen Roach, Washington yönetimini şu cümlelerle eleştirdi:

 "ABD üçüncü bir enfeksiyonun ortasındayken, Çin yeni salgın üzerinde hızlı ve etkili bir kontrol yöntemi uygulamaya devam ediyor. Örneğin, bu sonbaharın başlarında, Qingdao şehrinde yaklaşık dokuz milyon vatandaş, 20'den az kişiyi etkileyen nispeten küçük bir salgından sonra sadece beş gün içinde test edildi. Buna karşın enfekte olan Trump ise kendi deneyimini ileride neyin olabileceğinin uyarısı değil aksine sapkın bir cesaret gösterisi olarak kullanıyor. Bu bağlamda, Çin'in üçüncü çeyrekteki GSYİH sonuçları ve ABD ekonomisinin kilitlenme durumu keskin bir tezat oluşturuyor. ABD işgücü piyasasındaki devam eden sıkıntı (işsizlik sigortası talepleri ekim ortasına kadar 800 binin üzerinde ve eylüldeki yüzde 7,9'luk salgın öncesinin iki katından fazla) tüketim ağırlıklı ekonomiyi savunmasız durumda bırakıyor."

REKABETE "EVET" DÜŞMANLIĞA "HAYIR"

Amerikalı uzmanlar, Çin'in salgın sonrasında yakaladığı ekonomik başarı kadar ülkenin giderek güçlenen teknolojik ve siyasi birikimini de tartışmaya devam ediyor. Georgetown Üniversitesinden Profesör Anthony Arend de Amerikan CBS News programında ülkesinin artık "Çin'in büyük bir güç olduğunu kabul etmesinin zamanının geldiğini" vurguladı.

Demokrat aday Joe Biden'ın Çin'i bir düşmandan ziyade rakip olarak tanımlamasının doğruluğuna işaret eden Arend "Çin'i yenemeyiz. Çin ile temas kurmalıyız. Gerekirse eleştirmek zorundayız ancak mümkün olduğunca iş birliği yapmaya çalışmalıyız." diye konuştu.

Joe Biden hafta başında CBS News'a verdiği röportajda Washington yönetimi için en büyük tehdidin Rusya olduğunu ileri sürmüş, Çin'i "en büyük rakip" olarak tanımlamıştı.