ABD'den sözde “mütekabiliyet ilkesi” bahanesi!

ABD'den sözde “mütekabiliyet ilkesi” bahanesi!

Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 83 bine yaklaşmış durumda. ABD Başkanı Donald Trump'ın mart ayında yaptığı açıklamayı anımsayacak olursak "100 bin ila 200 bin ölümle bu süreçten çıkarsak, iyi bir iş çıkardık demektir." ifadelerini kullanmıştı. Ancak devam eden süreçte Trump, ilk tahminlerinin aksine virüs kaynaklı ölümlerin 100 binden daha az olabileceğini söylemişti. ABD'nin pandemi ile mücadeledeki eksiklikleri ve sağlık sistemindeki sorunlar aşikâr.

Donald Trump, Çin'i salgını kötü idare etmekle suçlarken sorumlu gösterme gayretinden de vazgeçmiyor hatta daha öteye giderek Çin'den tazminat talep ediyor. Uluslararası topluma baktığımızda ise, Çin'in salgınla mücadeleye yönelik çabaları ve katkıları kabul görüyor. Şunu da unutmamak gerekir ki, salgınla dünya çapında mücadele sürecinde Çin zor durumdaki ülkelere destek konusunda ilk sırada yer alan ülkelerden.

SAYGIN TIP VE BİLİM DERGİLERİ ÇİN'İN BAŞARILARINI ÖVÜYOR

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve bazı ABD'li politikacılar koronavirüs salgınının Çin'in Wuhan şehrindeki bir laboratuvarda ortaya çıktığı söylentisini başlatmış olsa da ABD'deki Ulusal İstihbarat Direktörü Ofisi ve ABD'deki Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci, virüsün yapay veya kasıtlı olarak manipüle edilemeyeceğini ifade etmesi ABD'li siyasilere iyi bir yanıt niteliğindeydi.

Covid-19 salgınının ekonomik etkisine değinecek olursak, elbette ortada bir küresel durgunluk var ve bu etki dalga dalga tüm dünyaya yayılıyor. Ancak, salgınla mücadeleye yetersiz müdahale gerçeğini örtbas etmek için bazı Batılı politikacılar, yalanlar üreterek Çin'i itibarsızlaştırmak adına adeta bir savaş veriyor. Bunların yanında Çin'i destekleyenlerin sayısı da oldukça yüksek. Örneğin, Nature, Lancet ile Science gibi Batı'nın saygın tıp ve bilim dergileri, Çin'in salgınla mücadele etmek için aldığı önlemler sayesinde elde ettiği başarıları öven makaleler yayınladı. Bu akademik otoriteler, ön yargılı ifadeleri kanıtlarla çürüttü.

ABD'DEN SÖZDE "MÜTEKABİLİYET İLKESİ" BAHANESİ!

Trump, ülkesindeki sorunları ve virüsle mücadelede yapılan hataları görmek yerine ısrarla Çin'e karşı asılsız iddialar ile saldırıyor. Önceki gün Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Dr. Margaret Harris, ABD ile Brezilya'nın koronavirüs salgınını ve bu kapsamda yapılan uyarıları dikkate almadığına dikkat çekti. Ancak DSÖ'yü Çin ile birlikte hareket etmekle suçlayan Trump'a göre DSÖ'nün yaptığı her duyuru kesinlikle taraflı. Trump'ın, yeni tip koronavirüs salgınında "Çin odaklı davranmak" ve "salgının boyutlarını örtbas etmek" ile suçladığı DSÖ'ye ABD'nin sağladığı fonu kesti ve çok büyük tartışmalara neden oldu.

Son olarak, ABD yönetimi, Çinli gazetecilere verilen vizelerin süresini 90 günle sınırlayacağını açıklayarak gerginliği daha üst perdeden sürdürmeye devam edeceğinin sinyallerini verdi. Çin ise Washington'un ABD'de görev yapan Çinli gazetecilerin vize sürelerini kısıtlamayı planlamasından haklı olarak rahatsızlık duyuyor. ABD tarafı bu kararın mütekabiliyet ilkesine uyduğunu söylüyor fakat ABD'nin sözde "mütekabiliyet ilkesi" bahanesiyle Çinli medya kuruluşlarına yönelik siyasi baskılarını sürekli artırdığı görülüyor ki, bu adım Çinli gazetecilerin ABD'de haber yapabilmelerine de şüphesiz etki edecektir.

TRUMP VE "KUSURLU" SENARYOLARI SEÇMENDEN KAÇ YILDIZ ALACAK?

Son olarak, Trump günlük basın toplantısına yine bir skandala imza attı. Trump dünyada en fazla test yapan ülke olduklarını söyleyince bir gazeteci, "Ölümler karşısında bunun bir önemi yok. Neden bunu küresel bir yarış gibi görüyorsunuz?" sorusunu yöneltti ve aralarında tartışma çıktı. Trump soruya, "Dünyanın her yerinde can kayıpları oluyor. Belki de bu soruyu Çin'e sormalısınız, bana sormayın. Size sıra dışı bir yanıt verebilirler." diye yanıt verdi. Ardından da diğer gazetecilerden soru almaktan vazgeçen Trump, kürsüyü terk etti. Donald Trump'ın özellikle gazetecilere olan bu yakışıksız tavırlarına alışığız fakat görünen o ki, belki de seçimlere dek salgınla mücadeledeki başarısızlıkları gölgelemek için daha çok iddia ve iftiraya tanıklık edeceğiz.

Şu anda ABD, dünyadaki en fazla sayıda onaylanmış Covid-19 vakası ve ölüm rapor ediyor. Amerikan hükümeti, salgını durdurmak için hızlı bir şekilde harekete geçemediği için hâlihazırda yurt içinden ve yurt dışından sert eleştiriler alıyor. Bazı Amerikalı politikacılar virüsle mücadelede başarısız olduklarının bilincinde ve bunun kasım ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendilerine oy kaybettireceğinin de farkındalar. Bu nedenle başarısızlıklarına "haklı" gerekçeler bulabilmek için DSÖ'yü ve Çin'i "günah keçileri" yapmak adına her yolu mübah görüyorlar.

Bakalım, Trump ve "kusurlu" senaryoları "gerçek eleştirmen" olan seçmenden kaç yıldız alacak?

Tuğçe Akkaş