ABD, Çin'e yönelik hamlelerinde bu kez Taiwan konusuna sarıldı

ABD, Çin'e yönelik hamlelerinde bu kez Taiwan konusuna sarıldı

Çin'i izleyenlerin en çok karşılaştıkları konu Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkileridir. Bu konuyla ilgili açıklama ve yorumlarda en çok geçen ifade ise "Taiwan konusu Çin-ABD ilişkilerindeki en hassas sorundur". Çin Halk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişki kuran ülkeler Taiwan'ı Çin topraklarının "ayrılmaz parçası" ve Beijing yönetimini de Çin'i temsil eden tek hükümet olarak tanırlar; Taiwan ile resmi ilişki kurmazlar.

Ancak Amerikan Kongresi 1979'da kabul ettiği "Taiwan ile İlişkiler Yasası" aracılığıyla bu adayı Çin'i çevreleme politikasının bir unsuru olarak kullanmayı sürdürdü. Hatta adaya silah satışını sürdürdü, adanın yöneticilerine vize verdi, Başkan tarafından ağırladı. Silah satışıyla adanın olası bir ilhakını önlemeyi ve statükoyu korumayı amaçladı.

ABD'NİN PLANI

Akademisyen Fulya Köksoy'un Kartal ve Ejderha'nın Valsi Amerika-Çin İlişkileri (2019) adlı kitabında şu değerlendirme yer alıyor:

"Taiwan sorunu, jeopolitik konumla da paralel olarak, Soğuk Savaş yıllarından bugüne kadar geçen sürede ABD dış politikasının Asya-Pasifik bölgesinde de yürütülmesine sürdürülmesi açısından son derece önemli olmuştur. Çin'den ayrılan bir Taiwan'ı kontrol eden ABD, hem Japonya'yı ve Güney'de ASEAN ülkerlerini etkisi altına alabileceğini ve batıda Çin'i kuşatarak Çin'in Güney Çin adaları üzerindeki egemenliğini sarsabileceğini hem de Çin'i Malakka Boğazı'ndan uzaklaştırarak Çin'in Körfez'den Hint Okyanusu'na ulaşan stratejik yolun kontrolünü kaybedebileceğini düşünmüştür. Çin'in Taiwan'a düzenleyebileceği herhangi bir askeri tatbikatın da ABD'nin bölgedeki varlığını tehdit edebileceğinden dolayı ABD'nin Taiwan'a yönelik politikası karmaşık bir dengede ilerlemiştir."

Çin-ABD ilişkilerinde Taiwan sorunu ile başlayan Uygur ve Tibet konuları, insan hakları tartışmaları, Kore Yarımadası, Güney Çin Denizi ve ticari anlaşmazlıklar diye uzanan bir sorunlar listesi bulunuyor. Washington, bu konuları adeta sıraya koyarak Çin'i meşgul edip çevreleme politikasını sürdürmeye çalışmaktadır. En son koronavirüs salgınıyla ilgili olarak başlayan tartışmalarda Taiwan konusu yine gündeme geldi. ABD yönetimi son zamanlardaki Çin karşıtlığını Taiwan konusuna da taşıyarak krizi tırmandırma yöntemini seçti. Amerikan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo yeni dönem görevine başlayan bölge lideri Cai Yingwen'i sözde "devlet başkanı" olarak andı ve ABD ile Taiwan arasındaki ilişkileri "ortaklık" olarak niteledi. Her tartışmalı konuda olduğu gibi hedef yine Çin'in egemenliğiydi. İki ülke arasında imzalanan üç ortak bildiriyi ihlal etmesiyse işin cabası.

DSÖ'DEKİ HAMLE

Taiwan makamlarının Dünya Sağlık Asamblesi'nin 73'üncü toplantısına katılma girişimi Çin yönetimi tarafından "salgın aracılığıyla bağımsız arayışı" olarak değerlendi. ABD Temsilciler Meclisi'nin 205 Üyesi Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) Taiwan'ın asambleye "gözlemci" statüsüyle davet edilmesi yönünde mektup yazdı. 2009 ile 2016 yılları arasında Çin yönetimi Taiwan'ın DSÖ'ye "Çin'in Taipei'i" adıyla katılmasına izin vermişti.  Ancak Cai Yingwen'in bağımsızlıkçı tutumu Taiwan Boğazı'nın iki yakası arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

1990'lı yıllarda Çinli uzmanlar Çin ile ABD arasında Taiwan sorunu yüzünden bir çatışmanın kaçınılmaz olduğunu savunuyordu. Tsinghua Üniversitesi'nden Prof. Yan Xuetong, kısa süre önce "eğer Çin Taiwan adası ile yeniden ulusal birleşmeyi sağlamak istiyorsa Amerika'dan daha güçlü bir askeri potansiyel inşa etmek zorunda. Bu, şu an olası gözükmüyor. Zira Çin 1978'den beri savaşa girmedi. Amerika ise hem zengin deneyime, hem de daha sofistike ekipmanlara sahip" görüşünü dile getirdi. Çinli uzmanlara göre, Taiwan sorunun çözümü "Çin'in tamamen yükselmesi ya da yükselişinin tamamen durması" anlamına geliyor.

Amerikan tarafından ise farklı haberler geliyor. İngiliz The Times gazetesinin bildirdiğine göre, Pentagon 2030 yılı için savaş simülasyonları hazırlıyor. Haberde Pentagon'dan bir yetkilinin Çin'in geçen yıllarda askeri teknolojisini ve gücünü hızla geliştirilen ABD'nin pasif kaldığını ve açığı kapatacak bir hamle yapmadığını söylediği yazıyor. Galiba taraflar ellerindeki kartları "şimdilik" göstermek istemiyor.

Kamil Erdoğdu