“Çöp” filmlerden zevk almak yüksek zekâ göstergesi

“Çöp” filmlerden zevk almak yüksek zekâ göstergesi

"Ne kadar kötü, o kadar iyi." anlayışıyla duyulan zevk filmlere ve televizyona has. Muhtemelen berbat bir albümü kasten dinlemezsiniz, ucuz bir romanı okumazsınız ya da lüzumsuz konular işleyen bir sanat eserini görmeye gitmezsiniz. Ama yine de çoğumuz oturur ve bulabildiğimiz en kötü filmi neşeyle izleriz.

Bilim insanları bu hadiseyi ilk kez derinlemesine araştırdı. Poetics dergisinde "Çöp Filmlerden Keyif Almak: Altında Yatan Nedenler, Bakış Açıları ve Deneyimsel Tepki Boyutları" başlıklı bir çalışma yayımlandı.

Max Planck Enstitüsü'nde Ampirik Estetik bölümü doktora sonrası öğretim üyesi Keyvan Sarkhosh, "İlk bakışta birinin kötü yapılmış, utanç verici ve hatta bazen rahatsız edici bir filmi, bile bile izleyip de ondan keyif alması mantığa aykırı görünüyor." diye yazdı.

Ekip, araştırmaya bir filmi "çöp" yapanın ne olduğunu belirlemeye çalışarak başladı. Anket katılımcılarının cevaplarındaki en yaygın nitelik, filmlerin "ucuzluğu" oldu. Düşük bütçeli korku filmleri en çok verilen örnekti. Bunun nedeni de büyük olasılıkla çok sayıda olmaları ve rahatlıkla bolca üretilebilmeleriydi.

Ancak bu noktada epey ironik bir durum ortaya çıktı. Araştırmacılar "çöp filmleri" izleyenlerin genelde sinefiller olduğunu keşfetti.

"Bu tip izleyiciler için çöp filmler, ana akım filmlerden ilginç ve hoş bir sapma olarak görülüyor." diye konuşan Sarkhosh sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada ortalama üstü bir eğitim seviyesine sahip izleyicilerden bahsediyoruz. Onları "kültürel hepçil" diye tanımlayabiliriz. Bu tür izleyiciler yüksek ve popüler kültürün geleneksel sınırlarını aşan geniş bir sanat ve medya yelpazesine ilgi duyar.

Sarkhosh'a göre bu filmleri blog ve forumlarda tartışmaları, bu izleyicilerin film kültürüne bağlılıklarının kanıtı.

Şimdi bir de "fena olmayan filmlere" dair bir çalışmaya ihtiyacımız var. Böylece neden Bourne filmlerini 300 kere izlediğimizi anlayabiliriz.

Kaynak: Independent Türkçe