Yorum: “Temiz Ağ”ı savunan Pompeo ABD'ye üç açıdan zarar verecek

Yorum: “Temiz Ağ”ı savunan Pompeo ABD'ye üç açıdan zarar verecek

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, son zamanlarda sürekli olarak "Temiz Ağ" planını ileri sürerek, Çin'in ürünlerini ve hizmetlerini telekomünikasyon operatörleri, uygulama marketleri, uygulamalar, bulut hizmetleri ve ağ kabloları alanlarından dışlamayı amaçlıyor.

Bununla beraber, Beyaz Saray, TikTok ve WeChat gibi Çinli sosyal paylaşım platformlarını engelleyeceklerini açıkladı ve daha çok Çinli mobil uygulamaya karşı da benzer önlemlere başvurma tehdidinde bulundu.

Bütün bunların arkasında, seçim siyasetinin yanı sıra, sürekli tırmanan bilim ve teknoloji savaşıyla Çin'in kalkınma adımlarının önünü kesme amacı yatıyor.

Sözde "Temiz Ağ" planı, ABD'nin giriştiği dijital korumacılıktan ibaret. Pompeo gibi siyasetçiler, "ulusal güvenlik" bahanesiyle Çinli dijital şirketlere asılsız suçlamalar yöneltiyor, hatta devlet gücünden yararlanarak, Çinli işletmeleri ABD'deki işlerini satmaya zorluyor.

Pompeo'nun "Temiz Ağ" planı, küresel çapta dijital iş birliğini ve sektörün gelişimini ciddi şekilde engellemenin yanı sıra, ABD toplumuna da büyük zararlar getirecek.

Her şeyden önce, ABD'nin Çinli şirketlere yönelik yasakları şüphesiz ABD'li kullanıcıların çıkarlarına doğrudan zarar veriyor. Bilişimin küreselleştiği bir çağda TikTok ve WeChat gibi sosyal medya uygulamaları, ticari nitelikleri dışında, açık kamusal bilgi platformları niteliği de taşıyor. İnsanlar, bu platformlar aracılığıyla bilgi paylaşımı, eğlence ve ticari fırsatlar gibi birçok olanağa sahip oluyor. Bu nedenle Beyaz Saray'ın TikTok'un ABD'deki faaliyetlerini yasaklama kararı ülkede yoğun tepkiyle karşılandı.

Bunun yanı sıra, ABD yönetiminin Çinli işletmelere yaptığı "siyasi eziyetler", diğer ülkelerin ABD'ye yatırım yapma konusundaki güvenlerini sarsacak. Pompeo gibi siyasetçiler, bugün "Temiz Ağ" bahanesiyle Çinli işletmeleri ezmeye çalışıyorlarsa, yarın da başka bir bahaneyle diğer ülkelerin işletmelerine baskı uygulayabilirler. Böyle bakıldığında, dünya genelindeki bilim ve teknoloji alanında inovasyon yapan çok sayıda şirket de ABD piyasasına girme konusunda tereddüt edecek. İnovatif şirketler için cazibesini kaybeden ABD piyasası canlılığını nasıl sürdürecek?

Bunun dışında, ABD'nin rakiplerine baskı yapmak için utanmazca yöntemlere başvurması ve piyasa ekonomisinin kurallarını kabaca ihlal etmesi adil rekabet ilkesine aykırılık oluşturuyor. Bu durumun uzun vadede, ABD ekonomisinin rekabet gücünü kaçınılmaz bir şekilde azaltması bekleniyor.

ABD'li bazı politikacılar siber hegemonyacılık uygularken, Çin ise dünyanın karşısına "Küresel Veri Güvenliği İnisiyatifi" ile ortaya çıkıyor.

Çin, bilişim teknolojileri kullanılarak başka ülkelerin kritik altyapılarına zarar verilmesine ve önemli verilerinin çalınmasına, başka ülkelere yönelik büyük ölçekli veri izleme uygulamalarına başvurulmasına ve bilişim ürünleri ve hizmetlerinde arka kapı bulunmasına karşı çıkılması önerilerinde bulundu.

İnisiyatif, gün geçtikçe artan veri güvenliği risklerinin ortadan kaldırılması ve dijital ekonominin gelişmesi için yararlı bir plan ortaya koyduğu gibi, Çin'in küresel veri güvenliğini koruma konusunda üzerine düşen sorumluluğu üstlendiğini gösteriyor.

Açık bir siber dünyada ortak istişare, inşa ve paylaşım, küresel dijital yönetişimde yaşanan sorunları çözebilecek tek yol. Başta Pompeo olmak üzere bazı ABD'li siyasetçiler, ABD'lilerin veri güvenliğini korumak istiyorlarsa söz konusu inisiyatife somut eylemleriyle katılmalılar.