Yorum: Çin-Hindistan sınır krizinin anahtarı mutabakata sadık kalmak

Yorum: Çin-Hindistan sınır krizinin anahtarı mutabakata sadık kalmak

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, dün Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ile Moskova'da bir görüşme yaptı.

Samimi ve yapıcı bir şekilde gerçekleşen görüşmede iki taraf beş konuda mutabık kaldı: İki ülke liderlerinin daha önce vardıkları önemli uzlaşının hayata geçirilmesi ve mevcut anlaşmazlıkların tırmanmasının önlenmesi; sınır savunma birlikleri arasındaki mesafenin korunması ve iki ülke savunma birimlerinin diyaloğu sürdürmesi; Çin ve Hindistan'ın sınır işleri konusunda vardığı anlaşma ve düzenlemelere uyulması ve gerginliği tırmandıracak eylemlerden kaçınılması; özel temsilciler arasındaki müzakere mekanizması aracılığıyla sınır sorunlarına yönelik temasların devam ettirilmesi ve karşılıklı siyasi güveni artıracak yeni tedbirler alınması.

Mevcut sorunların çözümüne ve siyasi güvenin yeniden tesis edilmesine odaklanılan söz konusu mutabakat, iki ülkenin lider kadrolarının ikili ilişkileri stratejik açıdan değerlendirme yönündeki iradelerini yansıtıyor.

Ancak Çin ve Hindistan arasında yaşanan son sınır gerginliğinin dikkate değer bir karmaşıklık ve hassasiyet barındırdığını da görmek zorundayız. Bilhassa, Hindistan'da aşırı milliyetçi eğilimlerin baş gösterdiği ve Çin karşıtlığının yükseldiği bir ortamda, iki ülke arasındaki gerginliğin tarafların vardığı son mutabakat doğrultusunda gerçekten yumuşayıp yumuşamayacağı da Yeni Delhi'nin mutabakata sadık kalıp kalmamasına bağlı.

Olayların geçmişine bakıldığında, Hindistan'ın tekrar tekrar kışkırtıcı eylemlerde bulunmasının, Çin-Hindistan ilişkilerinin birden bire kötüleşmesinin asıl nedeni olduğu net bir şekilde görülecektir. Bu nedenle, sınır bölgesinin yeniden huzura kavuşup kavuşmayacağı da Hindistan'a bağlı. Hindistan, verdiği taahhütlere sadık kaldığını somut eylemleriyle ortaya koymalı.

Çin'in egemenliğini ve güvenlik çıkarlarını koruma kararlılığı sarsılamaz. Çin, bir karış toprağından dahi asla vazgeçmez. Hindistan'daki hiç kimse veya hiçbir güç bu konuda yanlış yargılara ve hayallere kapılmamalı.

2020 yılı, Çin ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinin 70. yıl dönümü. Dünyadaki en büyük iki gelişmekte olan ülke ve iki yükselen piyasa olarak Çin ve Hindistan, salgınla mücadele, ekonomik gelişme ve halkın yaşam koşullarını iyileştirme gibi ortak hedeflere, uluslararası hukuka dayalı uluslararası düzeni koruma konusunda da ortak menfaatlere sahip. Dolayısıyla, iki ülkenin zıtlaşma ve çatışma yerine iş birliğini derinleştirmesi tüm taraflar için yararlı.

Bu noktada, Wang Yi'nin Hint mevkidaşı Subrahmanyam Jaishankar'la yaptığı görüşmede sarf ettiği sözleri hatırlamakta fayda var:

"İki ülke arasında anlaşmazlıkların bulunması normal, ancak bu anlaşmazlıkların ikili ilişkilerde uygun bir konuma yerleştirilmesi gerekiyor. İki ülke liderleri arasında varılan, iki ülkenin rakip değil iş birliği ortağı olması, birbiri için tehdit yerine kalkınma fırsatları oluşturması yönündeki stratejik uzlaşı hayata geçirilmeli."

Jaishankar da "Hindistan-Çin ilişkilerinin gelişmesinin sınır meselelerinin çözümüne bağlı olmasının gerekmediğine" dikkat çekti. Çin, bu tür makul yaklaşımların, Hindistan'ın Çin'le ilişkilerine dair genel görüş olmasını temenni ediyor.

Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında Ekim 2019'da yapılan görüşmede, "iki ülkenin uyum içinde bir arada yaşamasının, iki ülke ve iki halkın temel çıkarlarına uyan tek doğru seçenek" olduğu sonucu çıkmıştı.

Beijing, Çin-Hindistan ilişkilerindeki mevcut zorluklara rağmen, Hindistan'dan iki dışişleri bakanı arasında varılan mutabakat doğrultusunda sınır bölgelerindeki tansiyonu somut adımlarıyla düşürmesini bekliyor. Yeni Delhi yönetimi, böylece ikili ilişkilerin bir an önce normale dönmesini sağlarken, bölgenin barış, istikrar ve kalkınmaya kavuşturulmasına da katkı yapmış olacak.