Yaptırıma bağımlı olan Amerikan siyaseti sonunda yaptırımın bedelini ödeyecek

Yaptırıma bağımlı olan Amerikan siyaseti sonunda yaptırımın bedelini ödeyecek

Son birkaç yılda, profesyonel olmayan bazı siyasetçilerin manipülasyonu altında, yaptırım diplomasisi neredeyse ABD dış politikasıyla eş anlamlı hale geldi.

İstatistiklere göre, mevcut Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetimi, iktidara geldiği 2017'den bu yana 3 bin 900'den fazla yaptırım uyguladı ve bu da günde üç kez yaptırım yoluna gidildiği anlamına geliyor. Geleneksel müttefiklerden eski düşmanlara ve yeni düşmanlara, stratejik muhaliflere kadar, hepsi ABD'li siyasetçiler tarafından ayrım gözetmeksizin bastırıldı.

ABD'li siyasetçiler neden yaptırım "bağımlılığına" düştü? Askeri müdahaleyle karşılaştırıldığında, yaptırımlar daha ucuza mal oluyor ve bu nedenle ABD dış politikalarını kararlaştıranların tatminsizliğini gidermek için başvurulan bir yol haline geldi.

Ancak, bir hükümetin dış ilişkilerini ele almak için sadece bu araçlara sahip olması, bu hükümetin artık fikir ayrılıklarını meşru yollarla çözme bilgeliğine sahip olmadığını gösterir. Diğer bir deyişle, Amerikalı politikacılar ne kadar gaddar davranırlarsa, zayıflıklarını ve yetersizliklerini o kadar çok ortaya koyarlar.

Günümüzde küçüklü büyüklü ülkeler birbirine saygı duymalı ve eşit olmalıdır. Anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözmek ve farklılıkları istişare yoluyla çözmek, uluslararası ilişkileri ele almanın doğru yoludur. Sözde yaptırımlar diğer ülkelerin haysiyetini, onurunu, utancını ve çıkarlarını ilgilendirir ve hiçbir egemen ülke buna boyun eğmez. Yaptırım yoluna başvuran ABD'li siyasetçiler "oyunculuk yapma" arzularını tatmin edebilirler, ancak gerçek sorunlar bu yolla çözülmez. Aksine, ABD tüm dünyanın düşmanı haline gelerek tecrit edilme riskiyle karşı karşıyadır.