Trump'ın son kozu toplumsal kutuplaşma

Trump'ın son kozu toplumsal kutuplaşma

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Bağımsızlık Bildirgesi'nde geçen "Tüm insanlar eşit yaratılmıştır." İlkesinin hayata geçtiğini düşünmek bile bugün oldukça zor. Saygı ile yaklaşılmayı hak eden siyahi topluluğa karşı takılan tersi yönde tavır sonunda George Floyd'un ölümüne yol açtı.

46 yaşındaki siyahi Floyd, geçen hafta bir polis memurunun dizini dokuz dakika boyunca boynuna basan Minneapolis polisi tarafından tutuklandıktan sonra hayatını kaybetti. Olayın kayıt altına girdiği videoda Flyod'un "Nefes alamıyorum." dediği duyuluyordu. Floyd'un ölümü ırkçılığa karşı tüm ulus çapında öfke patlamasına yol açtı ve eylemler Minneapolis'ten onlarca Amerikan şehrine yayıldı.

BAZEN BİR YÜZ BİNDEN BÜYÜK OLUR

Neden Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden 100 binden fazla kişi değil de bir siyahinin öldürülmesi protestoları tetikledi?

Virüsler insanları ayırt etmez ama ırkçılık öyle değildir. ABD'de orak bir potada etnik azınlıkları buluşturma siyaseti olmasına karşın ülke genelinde ırksal farklılar her zaman vardı. Hukukta ya da sosyal düzende ırksal eşitlik yer alsa da potansiyel çatışma alanları her zaman bulunmakta.

Sağlık hizmetlerine ulaşımda yaşanan eşitsizlikler Amerika'da yeni tip koronavirüs salgını sırasında yaşanan bölünmeleri de daha belirgin hale getirmişti. Çeşitli eyaletler tarafından gerçekleştirilen anketler, Afrika kökenli Amerikalıların yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetme olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Amerikan medyası bu durumu "Beyaz Amerika yeni tip koronavirüse yakalandığında siyah Amerika ölüyor." ifadeleri ile özetliyor. Benzer şekilde salgın nedeniyle siyahlar diğer gruplara oranla daha fazla işsiz kaldılar.

OBAMA BÜYÜMEDEN ENGELLEMİŞTİ

Floyd'un ölümü, son yıllarda ABD'deki benzer olayların en sonuncusudur ve birçoğu kitlesel protestolara yol açmıştır. "Siyahilerin yaşamı önemlidir" sloganı siyahi yurttaşlar ile beyaz polisler arasındaki gerilimi yansıtıyor.

2017 yılında, ABD polis memurları üzerine takılan kameralar sayesinde yetkililerin siyahi vatandaşlar ilke beyazlara oranla daha az saygılı konuştuğunu göstermişti.  2016 yılında da iki siyahi polis tarafından vurularak öldürülmüş ve polis cinayetleri protestolarına yol açmıştı. Protestolar, bir adamın bir grup polis memuruna ateş etmesi, beş kişiyi öldürmesi ve dokuz kişinin de yaralanmasıyla sona erdi. Siyahi katil, polisin davranışlarından rahatsız olduğunu ve beyaz insanları, özellikle beyaz subayları öldürmek istediğini söylemişti. Bununla birlikte, o zamanki ABD Başkan Barack Obama'nın yanıtı sayesinde olaylar büyük çaplı şiddet protestolarına dönüşmedi.

TRUMP FARKINDA AMA ADIM ATMIYOR

Obama'nın halefi Donald Trump ise çarpıcı ırksal eşitsizlik hakkında hiçbir şey yapmadı. Trump, Afrikalı Amerikalıların orantısız bir şekilde hastalandığını ve salgın nedeniyle öldüğünü kabul etti ancak harekete geçmeyi tercih etmedi. ABD Başkanı Floyd'un ölümü sonrasında başlayan protestoları da "Yağma başlarsa atış başlar." ifadesiyle değerlendirdi. Trump'ın söylemleri 1960'lı yıllardaki polis vahşetini ve şiddetli ırkçılığı hatırlatması dolayısıyla yaygın bir tepkiyi beraberinde getirdi.

Özellikle bir yıllık seçim dönemini hesaba katarsak Trump için siyahi oylar o k adar önemli değil. Sonuçta Trump, dört yıl önceki seçimlerde Afrika kökenli Amerikalıların oylarının sadece yüzde 4'ünü kazandı. Siyahlar ülke genelinde Demokratların tabanını oluşturuyor ve protestolar arttıkça Trump Minnesota'nın Demokrat valisini de hedef alarak kökleri eskiye uzanan siyasi bir oyuna girişti. Salgın şiddetlendikçe ekonomideki göstergeler Trump'ı desteklemiyor. Dolayısıyla suçu başkasına atmak Trump'ın oynayabileceği son koz haline geldi.

Trump, 2016 senesinde Obama döneminde ayrımcılığa uğradığını hisseden düşük ve orta sınıf beyaz insanların desteği ile iktidara gelmişti. Demokratlar'ın dediği gibi Trump ırkçı bir lider. En son protestolar daha güçlü beyaz üstünlüğüne yol açabilir.

Kaynak: Global Times