Trump yönetiminin üç büyük yalanı ve gerçekler

Trump yönetiminin üç büyük yalanı ve gerçekler

Mart ayının başlarında Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) henüz birkaç yeni tip koronavirüs vakası tespit edildiği zaman "Virüse karşı savaş iş birliği fırsatları sunuyor." başlıklı bir yazı kaleme almış ve "Eğer büyük ölçekli bir salgın meydana gelirse ne olur?" sorusunu yöneltmiştim. Geldiğimiz noktada Amerikalı arkadaşlarımın güvende kalmasından başka bir hiçbir dileğim yok.

Şimdi bile ABD hükümetinin salgına karşı gerçekten etkili önlemler almadığını görüyoruz. ABD'de teyit edilen vakaların toplam sayısı 30 bini geçti ve dünyadaki en yüksek artış oranlarından birini temsil ediyor. Morgan Stanley'e göre Amerika'da 200 bin kişi yeni tip koronavirüs ile yüzleşmek zorunda kalacak. Bu gerçekten korkutucu bir rakam.

YALANLARIN AMACI DİKKATLERİ DAĞITMAK

Trump yönetiminin politikaları, insanların hayatından daha fazla borsa tasarrufuna odaklanmış durumda. Enfekte vakaların sayısı ve ölümler artmaya devam ederse para da önemli olmayacak zira yatırımcıların ABD borsalarına güvenleri kalmayacak.

Peki, Beyaz Saray elitleri neden başarısız oldu?

Bunun tek yanıtı kendilerinin yalanları.

Amerikan, Daily Beast sitesi, iki yetkili ve bir hükümet raporuna dayandırdığı haberinde Beyaz Saray'ın sorumluluğu üzerinden atmak için Çin karşıtı bir kampanyaya hazırlandığını duyurdu. Washington'da amaç yeni tip koronavirüsü Çin'in sakladığı söylemleri ile dikkat dağıtmak.

YALANLARA KARŞI GERÇEKLER

Bu planın aptalca ve kötü niyetli olduğunu söylemeye gerek yok. Neticede Çin'in imajı ABD yalanları ile çökmeyecek. Buna karşın Trump yönetiminin teşvik ettiği "üç" ana Çin yalanını mercek altına almakta fayda var:

İlk yalan "Çin virüsü" söylemleri. 16 Mart'tan bu yana, Trump ve bazı ABD hükümet yetkilileri bu ırkçı terimi defalarca kullandılar. Trump çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Çin'den geliyor, bu yüzden." ifadeleri ile ırkçı söylemini savundu. Gerçek şu ki, virüsün kökeni doğrulanmamıştır. Trump bu terimi, insanların öfkesini salgının yol açtığı rahatsızlık ve ekonomik gerileme karşısında yönlendirmek için kullanıyor.

İkinci büyük yalan ise "Çin'in gerçekleri sakladığı" yönündeki vurgular. ABD yönetiminin iddiasına göre Çin'in salgını kasıtlı olarak saklamasıyla durum dramatik hale geldi. Oysa 3 Ocak tarihinde Çin hükümeti Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD hükümetini bilgilendirdi ve o tarihten itibaren salgına dair verileri düzenli aralıklarla paylaştı. ABD hükümeti diplomatik personelini Wuhan'dan çeken ve Çin'e seyahat yasağı uygulayan ilk ülke oldu. Salgının genişliğini gizleyen ABD lideri Donald Trump ve kimi senatörler oldu. Trump, Çin hükümetinin Covid-19 bilgilendirmesinden sonra dahi salgını mevsimsel gribe benzetti. Trump ayrıca koronavirüsün yayılmasının "çok kontrollü" olduğunu ve "kaybolacağını" iddia ediyordu. Şimdi ise ocak ayının başında dört ABD senatörünün hisse senetlerini sattığını öğreniyoruz.

Üçüncü yalan ise Amerika'nın "Çin'e bağış yaptığını" ileri sürmesi. Trump yönetimi, Çin ve diğer ülkelere yardım etmek için 100 milyon dolar sunacağını ifade etti. Çin henüz ABD hükümetinden tek kuruş almadı. Buna karşın ABD'li şirketlerden, kuruluşlardan ve şahıslardan gelen yardım için gerçekten minnettarız. Çin son iki ay için en az 53 hükümetten bağış aldı ama ABD hükümeti bunlar arasında yok.

Kaynak: Global Times / Wang Wen