Ticaret anlaşması eşitliğe dayanıyor

Ticaret anlaşması eşitliğe dayanıyor

Çin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) fikri mülkiyet haklarının korunması, teknoloji transferi, tarım ve enerji ürünleri, finansal hizmetler, döviz kuru, ticaret dengesi ve ikili anlaşmazlıkların çözümü dâhil olmak üzere dokuz alanda fikir birliğine vardıktan sonra 15 Ocak'ta birinci aşama ticaret anlaşmasını imzaladı.

İmzalara kadar giden zorlu süreçte taraflar 18 boyunca ileri ve geri hamlelerin yapıldığı çok sayıda müzakere gerçekleştirdi. Başta Çin'in yetenekleri ve iki ülkenin çıkarları göz önüne alındığında, anlaşmanın iş birliği ve karşılıklı yararı teşvik edeceği söylenebilir.

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI GÜVENCEYE ALINACAK

Birinci aşama; ticari sırlarda patent sürelerinin uzatılması ve e-ticaret platformlarında korsanlık ya da sahtecilik faaliyetlerini engellemeyi öngördüğü için fikri mülkiyet haklarının her iki ülke için de korunması anlamına geliyor. Atılan imzalar sayesinde inovasyon dostu bir atmosferde daha fazla sayıda yüksek teknoloji şirketi Çin'e yaptırım yapacak.

Çin ve Amerika arasındaki uzlaşı sadece iki ülke ilişkilerini ekonomik açıdan onarmakla kalmayacak ve aynı zamanda aşağı yönlü baskıya maruz kalan dünya ekonomisine de güven aşılayacak. Buna karşın anlaşmanın istenen sonuçları vermesi tarafların sorumluluklarını yerine getirmesiyle mümkün olabilir. Örneğin, hem Çin hem de Amerika teknoloji transferi hususunda piyasa ilkelerine sıkı sıkıya uymalı ve hiçbir hükümet ya da şirketin rekabeti bozmamasına izin vermemelidir.

Anlaşma ayrıca gizli teknik bilgilerin diğer tarafın zarar görmesini önlemek için yönetim ve denetimde şeffaflık ve eşitlik talep ediyor. Bu nedenle, Çinli şirketlerin ABD pazarına girdiğinde adil muamele görmek istemesi en doğal haklarıdır.

TARIM KONUSUNDAKİ MADDELER EŞİTSİZ DEĞİL

Anlaşmanın tarım ürünleriyle ilgili olan kısmı da eşitliği yansıtmaktadır. Çin'in iki yıl boyunca Amerika'dan yaklaşık 40 milyar dolarlık tarım ürünü satın alma kararı çiftçileri endişelendirse de Washington bunun karşılığında Çin'den kümes hayvanları ve meyveleri ihraç etmeyi kabul etti. Bununla birlikte daha önce Çin'in yayınbalığı sektörü üzerindeki düzenleme sayesinde de çiftçiler birbirilerinin pazarına daha rahat ulaşacak. Aslında, yılda 20 milyon tonluk toplam tahıl ithalatı Çin'in yıllık tüketiminin sadece yüzde 3,4'üne karşılık geldiği için kararın iç piyasalardaki etkisi gözle görünür olmayacak.

Anlaşmaya dair endişelerden bir diğeri ise Çin'in finansal piyasalarını daha fazla açması halinde finansal güvenliği tehlikeye gireceği yönündeki genel algı. Buna karşın, birinci aşama anlaşma her iki tarafa bankacılık, menkul kıymetler, sigorta ve elektronik ödeme için ayrım gözetmeyen etkili bir piyasa erişimi sağlayacak. Dolayısıyla iş birliği derinleşecek ancak Çin denetim sistemlerini sıkı tutmaya devam etme hakkını elinde tutacak. Anlaşmanın "para manipülatörü" suçlamasını yapmak için kimi ön kuralları ortaya koyması da cesaret içeren bir adımdır.

ÇİNLİ TÜKETİCİNİN TALEBİNİ KARŞILAYACAK

Zira bu sayede Amerika, Çin de dâhil olmak üzere hiçbir ülkeyi keyfi biçimde "para manipülatörü" olarak tanımlayamayacak. Para politikasına duyulan saygı aynı zamanda farklılıkları çözmek için iyi bir başlangıçtır. Anlaşma ayrıca ABD'nin 1985'te Japon yeninin değerini düşürmek için Fransa, İngiltere ve Almanya ile yaptığı Plaza Anlaşması'nın bir benzerinin Çin'e karşı uygulanacak endişelerini de boşa çıkardı.

Son olarak, Çin önümüzdeki iki yıl içinde 200 milyar dolarlık ABD malı ithal etmeye karar verdi. Bu sayede Çinli tüketicilerin giderek artan oranda kaliteli ve uygun fiyatlı mal ihtiyacını karşılamaya yardımcı olacak.

Kaynak: China Daily