Stratejik rekabet artıyor

Stratejik rekabet artıyor

Çin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerinin bugün içinde bulunduğu duruma gelmesi herkesin beklentisinin ötesinde. Çin, dünyanın en gelişmiş ülkesi tarafından sıkıştırılıyor ve bazı Batılı ülkeler de Washington tarafından Çin'e kuşatmaları için çeşitli derecelerde seferber edildi. Bu, Çin toplumuna çok kötü bir duygu getiriyor. Bazı Çinli entelektüeller, ABD'nin Çin'e karşı tutumundaki yıkıcı değişimde Çin'in suçu olup olmadığını merak edebilirler.

Çin-ABD ilişkilerinin sürekli kötüleşmesinin, bu iki büyük güç arasında bir etkileşim süreci olduğu söylenmelidir. Her iki taraf da diğer ülkenin ilişkilerinin kötüleşmesinin sebebi olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, Çin-ABD ilişkilerine öznel duygular olmadan objektif olarak bakarak, aşağıdaki temel gerçekleri listelenebilir.

BEKLENTİLER VE YAPILMASI GEREKENLER

İlk olarak, Çin gelişmekte olan bir ülke. Şimdiye kadar ABD için önemli bir zorluk oluşturabilecek gücü oluşturmadı ve Çin'in bunu yapma isteği de yok.

İkincisi, ABD'nin Çin konusunda stratejik şüpheleri var ve Çin'in de kendi vizyonları hakkında çeşitli ifadeleri var. Ancak Çin'in dış ilişkilerinin özü gelişmedir. Çin'in "denizaşırı askeri genişleme" olarak nitelendirilebilecek bir politikası yok. Çin yalnızca komşularıyla bölgesel anlaşmazlıkları olan bölgelerde aktif olmuştur. 30 yılı aşkın bir süredir komşularıyla askeri bir çatışması da yoktur.

Üçüncüsü, Çin etkisini son derece yararlı bir süreç olan ekonomik faaliyetlerle genişletiyor. Bunu ABD önderliğindeki çok taraflı ticaret sistemi altında yapıyor. Çin, ticaret kurallarını zorla değiştirmedi.

Dördüncüsü, Çin'in politik sistemi ABD ve Batı'dan farklıdır. Batı sistemi değerler ve ideolojiler arasında sürtüşmelere yol açar. Fakat Çin ideolojisini dış dünyaya ihraç eden bir ülke değildir ve Batı sistemini yıkma girişimi yoktur. İki taraf arasındaki ideolojik sürtüşmelerde, Batı şüphesiz saldırgan taraftır ve Çin savunma tarafındadır.

Beşinci olarak, Amerikan elitlerinin Çin'i şekillendirme konusunda her zaman bir isteklilik olmuştur. Çin'in son yıllardaki öfkeleri, Çin'in artan başarısının Batı güvenini zayıflatabileceği endişesinden kaynaklanıyor. Ne de olsa Çin, diğer ülkelerin kalkınma yollarına müdahale etmeden kendi yoluna gitme hakkına sahiptir.

Altıncı, Trump yönetiminin Çin ile bir ticaret savaşı başlatması zorbalıktı. "Önce Amerika" doktrini tüm dünyada yaygın bir tiksinti yarattı. Çin tek kurban değil. Covid-19'un ortaya çıkmasından bu yana, Washington'un suçu Çin'e atması, Beyaz Saray ve Cumhuriyetçi Parti'nin seçim amacıyla kampanya hatası uygulamalarından başka bir şey değildi. Uluslararası holiganizmin klasik bir biçimidir.

ULUS ÇIKARLARI İLK ÖNCELİK OLMALI

Trump yönetimi aşırı radikal ve Soğuk Savaş düşüncesiyle doludur. Çin'i stratejik olarak zorluyorlar ve Çin'in geri çekilmesi için neredeyse hiç yer yok.

Çin ve ABD arasındaki ilişkiler geriliyor. Çin büyüdükten sonra, Çin-ABD ilişkilerindeki ilgi örüntüsü değişti. Çin ve ABD arasındaki stratejik rekabet, Çin'in iş birliğini test edecek uzun bir süreç olacak. Çin toplumunun uyumunu geliştirmek için, entelektüel elit de dâhil olmak üzere her türlü elitin katılması ve katkı yapması gerekir. Şu anda, seçkinler ABD'den korkmamalıdır. Bunun yerine, ABD ile karmaşık bir rekabetin ön cephesinde durma cesaretine sahip olmalı. İlk etapta ülkenin ve Çin ulusunun çıkarlarını korumalıdırlar. Bu, sosyal güveni arttırmak için kilit yönlerden biridir ve entelektüelleri birleştirmek özellikle önemlidir.

Kaynak: Global Times