Son 10 yıldaki ABD küresel liderliğinin otopsisi

Son 10 yıldaki ABD küresel liderliğinin otopsisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Dış ilişkiler Konseyi'nin yayın organı olan Foreign Affairs dergisi, ABD hegemonyasının yeniden şekillenmesini dış İlişkiler editörü Gideon Rose ile kaleme aldı. Birçok uzman ile ABD küresel siyaseti ve ABD elitlerinin yarattığı etkilerinin mercek altına alındığı yazıyı önemine binaen dikkatinize sunuyoruz.

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dünyada güven ortamı yaratmak için refah, özgürlük ve huzurlu bir toplumlardan bahsediyordu. Şimdi, dünya ABD sayesinde türbülansa girmiş durumda. Leonard Cohen'in bir şarkısında dediği gibi, "İşte böyle gidiyor ve herkes biliyor. Her şey nasıl da bu kadar hızlı dağılabilir?"

Bugün açıklanması gereken şey ise Washington'un yurt içi ve yurt dışında gütmeye çalıştığı kalıcı ABD hegemonyası değil, iyi huylu ABD hegemonyası hayalleridir. Bir zamanlar insanlar bazı şeylerden habersiz yaşıyordu, şu an ise durum farklı her şey kayıt altında. Böylece, son on yılda Amerikan küresel liderliğinin otopsisini yapmaya karar verdik. ABD elitlerinin ayrı tutulduğu ve kendilerine iyi unvanların atfedildiği yıllar.

Gazeteci Fareed Zakaria, ABD'nin Soğuk Savaş sonrası hegemonyasının gidişatını izleyerek otopsiye başlıyor. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından Bağdat'ın düşmesine kadar derin bir inceleme yapıyor. Politik dış şoklar ve zayıf stratejik tercihlerin, umursamazlık altında acı çektiğini saptıyor.

Demokratikleşme eğilimlerini inceleyen akademisyen ve yazar Larry Diamond, üçüncü dalganın altındaki dünyanın nasıl bir kişisel otoriterizm çağına girdiğini ortaya çıkarıyor.

Ekonomi Profesörü Dani Rodrik ile gazeteci ve yazar Gillian Tett, Washington'un sırasıyla küreselleşme ve finans yönetimini değerlendiriyor. Neoliberalizmin özveri ve hipergloballeşme için baskı, ülkeler arasında daha fazla ekonomik bütünleşme sağladı. Aynı zamanda kendi içlerinde siyasi parçalanmaya neden olurken popülist bir tepki yarattı. Bu arada, Amerikan finans kültürü dünyayı sömürgeleştirdi ve ekonomiyi krize sürükledi. Finansal sistem merkez ekonomiden ziyade geniş bir alana hizmet vermediği sürece bu tekrarlanacak.

Siyaset Bilimi Profesörleri Jacob Hacker ve Paul Pierson, odaklarını içeriye çevirerek Washington'un kamusal alandaki çalışmalarını izliyorlar. Eşitsizliğin artması, demografinin değişmesi ve bölgesel ekonomik ayrışmanın yanı sıra Cumhuriyetçi Parti'de büyük değişimler olduğunu söylüyorlar. Akademisyen Julia Azari de iç işlev bozukluğuna dikkat çekiyor. Ortaya çıkan sorunları kapsayıcı bir şekilde değerlendirerek, eksik reformların var olan demokrasiyi daha da etkisizleştirdiğini öne sürerek olayı daha geniş boyutlara taşıyor.

1990'ların başındaki savaş sonrası ABD hakimiyet dönemi, Soğuk Savaş sonrası ABD egemenlik çağına girdi. Bu dönem henüz açıkça bilinmediği gibi başka bir boyuta bürünmüş durumda. "Sic transit gloria mundi." (İşte dünyanın ihtişamı böyle geçiyor.)

Kaynak: Foreign Affairs / Gideon Rose