RCEP'nin bir yılı ve ticareti güçlendirmek

RCEP'nin bir yılı ve ticareti güçlendirmek

China Daily / Lan Shunzheng

2020 yılı yeni koronavirüs nedeniyle yerel ve küresel ticaret için özellikle iyi bir yıl olmadı ama çok taraflı ekonomik ve ticari iş birliği ve kazan-kazan ortaklığına canlılık kattı. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasının 15 Kasım'da 15 ülke tarafından imzalanması aslında serbest ticareti güçlendirici bir şeydi.

10 ASEAN üyesi, Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın sekiz yıllık görüşmelerden sonra nihayet RCEP'yi imzalaması bölgedeki birçok ülkenin çok taraflılığı desteklediğini ve korumacılık ile tek taraflılığa karşı olduğunu gösteriyor. Bu ayrıca salgın sonrası dönemde küresel ekonominin asıl motoru haline gelmesi beklenen dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesinin kurulmasına anlamına geliyor.

RCEP, 15 imzacı ülke arasında serbest, gelişmiş ticaret anlaşmalarını sağlayacak bir çerçeve olarak görülebilir. RCEP'nin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri kapsaması ticaret gerginlikleri ve yüksek gümrük tarifelerinin bazı ekonomilerin de fiili ticaret politikası haline gelmiş göründüğü bir zamanda dünyaya doğru bir iş birliği mesajı gönderiyor.

RCEP DÜNYAYA DOĞRU BİR İŞ BİRLİĞİ MESAJI GÖNDERİYOR

Ancak, 15 ülkenin dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini kurma ve çok taraflılığı destekleme çabalarını memnunlukla karşılamak yerine, bazı kişiler, Çin'in RCEP'yi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile çatışmaya sürüklediği ve yeni bölgesel ticaret mekanizmasının ABD'nin bölgedeki ülkelerle ticaret yapmasını engelleyeceğini iddia ederek, bu serbest ticaret anlaşması hakkında yanlış bilgiler yayıyor. RCEP görüşmelerini, 10+3mekanizması, yani 10 ASEAN üyesine ek olarak Çin, Japonya ve Güney Kore şeklinde, ASEAN başlattı. Çin'in başından sonuna kadar RCEP sürecindeki görüşmelerin bir parçası olduğu doğru. Ama ne Çin ne de diğer 14 üye ülke RCEP anlaşmasını diğer ülkelere meydan okumak için imzaladı. Yeni ticaret mekanizmasının temeli tam da çok taraflı iş birliğidir. Ve RCEP üyeleri anlaşmayı imzalayarak, sadece ortak olarak küresel ekonomik toparlanmayı desteklemeye söz vermedi, ayrıca bölge ile bölge ve ötesinin uzun dönemli refahı için çalışma sözü de verdi. RCEP, ortak kalkınmayı güçlendirmeyi, bölgede serbest ticareti hızlandırmayı, süreç içinde bölgesel ekonomiyi güçlendirmeyi hedeflediği için, yapısı gereği kapsayıcıdır. Ayrıca ASEAN üyeleri ve diğer beş imzacının RCEP'den önce imzaladıkları ikili ekonomik ve ticari anlaşmaları daha iyi koordine etmelerine de yardımcı olacak.

Covid-19 salgını birçok işletmenin tedarik zincirlerini yeniden düşünme ihtiyacını artırdı. Sonuç olarak, üretimin bölgeselleşmesi, sayısallaşması, ülkeye yakın bölgelere veya ülke içine taşınması, üretim merkezini değiştirme gibi bir dizi eğilim ortaya çıktı. Gümrükler ve gümrük vergileri, hükümet destekleri, emeğe erişimin ve emek maliyetinin değişmesi ile vergilendirmenin hepsinin, işletmelerin kararları üzerinde etkisi var. RCEP işletmelerin yeniden değerlendirme süreçlerinde hayati bir rol oynayacak ve hatta tedarik zincirlerinin yeniden organize edilmesini tetikleyebilecek.

ÇİN BÖLGESEL TİCARETİN İSTİKRAR KAZANMASINDA SORUMLULUĞU OLDUĞUNA İNANIYOR

RCEP çerçevesindeki tercihli mallar ticaret maliyetini azaltacak, sanayi zincirlerinin sorunsuz işlemesini ve düzene girmesini destekleyecek ve pazarları çeşitlendirecek, bu da birçok Asya-Pasifik ülkesinin yeniden güç kazanmasına yardımcı olacak. RCEP'nin imzacısı ve dünyadaki en kapsamlı imalat sektörüne sahip ülke olarak Çin, bölgesel ticaretin istikrar kazanmasında sorumluluğu olduğuna inanıyor. Öte yandan, RCEP'nin istikrarlı bir şekilde gelişmesi imzacı ülkelerin dostça ilişkiler sürdürmelerine ve serbest ticareti desteklemelerine yardımcı olacak.

İronik olarak, RCEP ABD yönetimi üzerine odaklanılmasına da neden oldu, özellikle ABD'yi Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) dâhil, birçok uluslararası örgüt ve çok taraflı anlaşmalardan geri çektiği için. Asya-Pasifik bölgesinde liderliği tekrar kazanmak ve değişik çok taraflı ticaret anlaşmalarının ekonomisi üzerindeki etkilerini bertaraf itmek için TPP görüşmelerini başlatan ABD idi. Ama mevcut ABD yönetimi, Japonya'nın ilk TPP'nin 10 diğer üyesi ile görüşmeleri 2018'de Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve Yenilikçi Anlaşmayı (CPTPP) imzalamaya götürmesinden sonra, ABD'yi TPP'den çekme radikal kararını aldı.

CPTPP ve RCEP'nin birkaç imzacısı aynı ülkelerdir. Örneğin Japonya, Avustralya, Malezya, Vietnam ile Singapur ve asıl olarak Japonya'nın olmak üzere, ABD'yi de RCEP'ye alma önerisi de vardı. Ama ABD yönetimi bölgesel serbest ticaret anlamasına çok az ilgi gösterdi.

BIDEN'IN KAMPANYA VAATLERİNDEN BİRİ "ABD'NİN KÜRESEL LİDERLİĞİNİ YENİDEN KAZANMAK"

RCEP, ABD ekonomisine bir tehdit değil ve bu yüzden gelecek Joe Biden yönetiminin yeni Ticaret mekanizmasına karşı daha az düşmanca yaklaşması bekleniyor. Daha önemlisi, dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesi bölgesel ticareti artırırken sessiz bir seyirci olarak kalamaz. Dolayısıyla, Biden'ın özellikle kampanya vaatlerinden biri ABD'nin küresel liderliğini yeniden kazanmak olduğu için, belki ABD'nin küresel kurallar konulmasına hakim olmasını sağlayacak çabalara girişilebilir.

Başkan seçilen Biden ayrıca küresel demokratik ittifakta ABD liderliğini yeniden sağlamak ve güçlendirmek ve hatta küresel mekanizmaların bazı kilit unsurlarını yeniden yapılandırmak için çok taraflı çözümler araştıracağını da söyledi. Bu yüzden ABD'nin RCEP ile iş birliği yapması ve CPTPP'ye geri dönmesi ihtimali göz ardı edilemez.

Tesadüfen, Çin de bölgesel ve çok taraflı iş birliğini güçlendirme hedefiyle, CPTPP'ye katılmayı düşünüyor. Bu ne yazık ki, Çin-ABD rekabetinin daha da yoğunlaşacağı spekülasyonlarını körükledi. Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda geniş bir küresel uzlaşma var. Çin'e ve ABD'ye karşı komplo teorilerini yaymak küresel iş birliğine zararlıdır. Bu tür olumsuzluğun 2020'nin geçmesi ile birlikte yakında tarih olacağı umalım.