Ottawa, Washington ve Beijing arasında yeni bir cephe haline geliyor

Ottawa, Washington ve Beijing arasında yeni bir cephe haline geliyor

Kanada'nın British Columbia eyaletinin yüksek mahkemesi, Huawei finans şefi Meng Wanzhou'nun iadelerde aranan "çifte suç" koşulunu karşıladığına hükmetti.

Karar, Meng'in Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) iade edileceği anlamına gelmez. Karara iki eylem yolu ile itiraz edebilir.

Aralık 2018'de Reuters ile yapılan bir röportajda ABD Başkanı Donald Trump, "şimdiye kadar yapılmış en büyük ticaret anlaşması" için iyi olursa Meng'in davasına kesinlikle müdahale edeceğini söyledi. Bu siyasi bir durumun ortaya çıktığını gösteriyor. Bir davanın siyasi bir koz olarak kullanılmaması için ilk itiraz çok kolay olacaktır.

İkincisi, Meng'in avukatı sürecin kötüye kullanılmasından dolayı müvekkilinin kurban edilmek istediğini söyleyebilir. Meng haziran ayında başlayan iade kararının ikinci aşamasında bu itirazlar ile serbest bırakılabilir.

Aslında, bu karar biraz beklenmedik. Mahkumiyetten önce, Meng'in avukatları, Çin medya kuruluşları ve hatta Kanada ana akım medyasının çoğunluğu Meng'in serbest bırakılabileceği ihtimalini öne sürüyordu. Çin ile ikili ilişkilerin iyileştirilmesi, devam eden Covid-19 salgını arasında Başbakan Justin Trudeau'nun nasıl bir yol izleyeceği merak konusu.

Meng'in iadesi ABD için önemsiz hale gelirken, tutuklanmasının devam etmesi Kanada'ya daha fazla zarar verecektir. Huawei Meng davasından etkilenmediği kanıtlandı. ABD'nin Huawei'yi nefreti netleştikçe, Meng'i rehin olarak tutmak artık Washington için değerli olmayacak.

BİLGİ HEGEMONYASI YOK OLUYOR

ABD Başsavcısı William Barr, Huawei'nin "güvenilir olamayacağını" söyledi ve Çin yüksek teknoloji firmasını güvenlik tehdidi olarak nitelendirdi. Huawei'in doğrudan tehdit ettiği şey, ABD'nin bilgi hegemonyası. Özellikle Washington'un küresel gözetim ve küresel yaptırımların gücünü kaybetmesine neden olacak. Başka bir deyişle, Huawei tarafından temsil edilen yeni sanayi devrimi doğrudan ABD hegemonyasını öldürecek. ABD böylece Huawei'ye karşı üç stratejik adım attı.

İlk olarak ABD Huawei'yi durdurmak istedi. ABD'nin Meng'i gözaltına alma ve iade etme konusundaki ilk stratejik amacı onu rehin olarak kullanmaktı. Huawei'yi kendisini ABD'ye satmaya ve böylece bir ABD şirketi olmaya zorluyordu. Meng'in ABD için önemli stratejik önemi buydu.

İkincisi, ABD şirketin kolay lokma olmadığını görünce Huawei'yi boğmayı hedefledi. Washington, Huawei'in 5G teknolojisini reddetmek için müttefiklerini kullandı ve yasaklar yayınladı. Ancak, bu hamleler Huawei'yi boğamaz. Bunun yerine Çin, diğer ülkeler ve bölgeler tarafından sağlanan çekirdek teknolojiye bağımlılığından kurtularak ileri teknoloji çiplerin araştırılması ve geliştirilmesine şiddetle yatırım yaptı.

Üçüncüsü, ABD yukarıda bahsedilen iki adımın her ikisinde de başarısız olduğu için, şimdi sadece Meng'in gözaltında tutulmasıyla diğer Çinli şirketler üzerinde baskı kurmaya çalışabilir.

Gelecekte, Meng'in davası yıllarca sürebilir ve Trump yeniden seçilirse, Meng ikinci döneminin sonuna kadar serbest bırakılamaz.

Kanada, Çin-ABD anlaşmazlıklarının yeni cephe hattı olabilir. Açıkça, Çin-Kanada ilişkileri yeni düşük seviyelere sürüklenebilir. Çin misilleme önlemleri almak zorunda. Şiddetli salgın ve ABD tek taraflılığının etkisi ile Trudeau ileride zor günler yaşayabilir. Trump yönetimi müttefiklerini Çin'i birlikte bastırmaya zorluyor. ABD'nin Huawei'yi boğma stratejisi, Çin hükümeti ve Çinli şirketlere alarm verdi.

Kaynak: Global Times