Medya Wuhan'ı “tık almak” için istismar ediyor

Medya Wuhan'ı “tık almak” için istismar ediyor

Beş yıl önce Avrupa Birliği Parlamentosu ve ona bağlı olan Bütçe Kontrol Komitesi'nde Ebola virüsüne dair bir konuşma yapıyordum. Batılı hükümetler o dönemde Ebola virüsünü anlamak ve salgına karşılık vermek konusunda devasa hatalar yaptılar. Bu süreçte medya ise gemiyi azıya almış şekilde haberlere imza attı. Yapılan haberler nedeniyle risk içermeyen bölgelerde dahi korku bir salgın halini almıştı.

Çin gibi ekonomik bir süper gücün koronavrisüne verdiği yanıt elbette 2014 yılında Ebola ile uğraşan Gine, Sierre Leone ve Liberya'dan çok daha etkili oldu. Batı medyasının koronavirisü konusunda yaptığı nadir doğru haberlerden biri sadece Çin'in bir hafta içinde yeni bir hastane inşa edeceğiydi.

ÇİN BİR HAFTADA BATI BİR AYDA KURDU

Batılı hükümetlerin Ebola ile mücadele etmek için hastane inşa etmeleri bir ayı aldı. Bir hafta içinde teşhisler ikiye katlanırken verilmesi gereken yanıt daha hızlı olmalıydı. Buna karşın Batılı hükümetlerin düşüncesine göre yanıt hızlı değil her şeyin doğru yapılmasıydı.

Koronavirisü hakkındaki endişeler şüphesiz ki ciddiye alınmalı ve Çin hükümetinin 11 milyon insanın yaşadığı Wuhan kentini karantinaya alma kararı bu ciddiyeti göstermekte. Batı medyası ise yine tıpkı Ebola virüsünde olduğu gibi yaptıkları haberlerle yardımcı olmaktan çok uzakta. Gazeteler 50 ya da 60 milyon insanın ölebileceği, koronavirüsünün 1918'deki İspanyol nezlesi gibi olduğu yönünde haberler yapmakla meşgul.

MEDYA TIK AVCILIĞI PEŞİNDE

Olgulara baktığınız takdirde ise gazetelerden tamamen farklı bir tabloyu görmeniz mümkün. Şahsen konuyla ilgili akademik makaleleri okumaya çalışıyorum ama merak ettiğim acaba kaç tane gazeteci bu bilimsel yayınlara göz atıyor?

Batı medyası için gerçekleri olduğu gibi yansıtmak gazetelerin satışlarını artırmak ya da televizyonların daha fazla izlenmesini sağlamak için yeterli bir yol değil. Amerikan kanalı NBC, konuyla ilgili hazırladığı Çin haritasında Beijing ve Shanghai'ın yerlerini dahi doğru işaretleyemedi. Gazeteler ise "tık almak" uğruna ya salgının kontrol altına alındığını ya da 50-60 milyon insanın ölebileceğini ileri sürebiliyor. Hiçbir açıklama olmadan "koronavirüs" kelimesinin haberde geçmesi bile insanları ürkütmeye yetiyor. Bu arada her "koronavirüsün" ölümle neticelenen virüs türüne dâhil olmadığı bilinmelidir. Örneğin koronavirüs 229E ve OC43 tipleri hemen hemen soğuk algınlığı ile eşdeğerdir.

YAPILMASI GEREKEN DOĞRULARI AKTARMAK

Peki, koronavirüs tehlikeli midir? Kesinlikle evet ve bizler bu salgına karşı olabildiğince medikal olarak hızlı yanıt vermek zorundayız. Peki, koronavirüs 50 ya da 60 milyon kişinin ölümüne neden olabilir mi? Büyük ihtimalle hayır çünkü şimdiki gidişat bunun böyle olmayacağını kanıtlıyor.

Koronavirisünün yayılmasının önlenmesi için sert önlemler alınmalıdır. Geçmişteki SARS ve Ebola virisü deneyimlerinden dersler alındığı açık. Batı kültürlerinde özel bir ölüm korkusu vardır. Hastalıklı başlıklar orantısız panik yaratır. Vatandaşları korkutmaya gerek yok. Yapılması gereken, sadece gerçekleri doğru bir şekilde halka ulaştırmak.

Kaynak: CGTN/ Jonathan Arnott eski Avrupa Parlamentosu üyesi