Lukaşenko'nun kaderi Putin'in ellerinde

Lukaşenko'nun kaderi Putin'in ellerinde

Belarus'un geleceği, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belaruslu mevkidaşı Alexander Lukaşenko 14 Eylül'de Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Soçi tatil beldesinde düzenledikleri görüşmelere bağlı olabilir. İki liderin ticaret, ekonomi, enerji, kültürel ve insani alanlarda ortak projeleri tartıştığı bildirildi. Rusya ve Beyaz Rusya arasındaki entegrasyon süreçlerinin yanı sıra anlaşmalarının gerçekten uygulanıp uygulanmayacağı ise henüz belli değil.

Putin ve Lukaşenko, geride kalan seneler içinde "Birlik Devleti" entegrasyonunu defalarca tartıştılar ancak ilerleme kaydedilmedi. 1999'da kurulduğundan bu yana, Rusya ve Beyaz Rusya Birlik Devleti yalnızca kâğıt üzerinde kaldı.

BİRLİK DEVLETİNDE EŞİTLİK SORUNU

Başlangıçta, bu federal tipteki varlığın ortak bir parlamento, hükümet, gümrük, para birimi, yargı ve vergi sistemlerine sahip olması gerekiyordu. Lukaşenko tek para birimi, gaz fiyatı, ortak parasal ve mali politikalar temelinde "eşitliğe dayalı entegrasyonlar" istediğini birkaç kez tekrarladı. Buna karşın Rusya'nın Beyaz Rusya'dan 82 kat daha büyük olduğu ve komşusundan çok daha fazla ekonomik ve askeri güce sahip olduğu düşünüldüğünde iki ülke arasında eşitlik pratik olarak imkânsız hale geldi.

Belarus lideri, Moskova'nın önerdiği entegrasyonların ülkenin egemenliğini fiilen sınırlayacağının oldukça farkındaydı. Bu nedenle Kremlin ile Batı arasında denge kurmaya başladı ve ülkenin egemenliğini ile kendi koltuğunu korumayı hedefledi.

DENGE SİYASETİNİN SONUNA GELİNDİ

Belarus'ta 9 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra dengeler değişti. Merkez Seçim Komisyonu'na göre, Cumhurbaşkanı Lukaşenko oyların yüzde 80'ini alırken ana rakibi Svetlana Tikhanovskaya sadece yüzde 10 oy aldı. Yine de muhalefet, seçimin hileli olduğunu iddia ederek kitlesel protestolar düzenledi. O zamandan beri, Belarus Cumhurbaşkanı istikrarsızlaştırma amaçlı gösteriler, grevler ve dış destekli girişimlerle karşı karşıya. Batılı güçler onun yeniden seçilmesini hiçbir zaman tanımadı ve hatta komşu ülkesi Litvanya Tikhanovskaya'yı "Belarus'un meşru başkanı" olarak tanıdı. Doğal olarak denge siyaseti sonra erdi. Şimdi, Lukaşenko'nun doğuya dönüp Rusya'dan yardım istemesi gerek.

Soçi görüşmeleri sırasında Putin, Belarus'a 1,5 milyar dolar kredi verdiğini doğruladı. Geçmişte Rusya'nın Belarus ekonomisini krediler, sübvansiyonlar veya ucuz ham petrol ve doğal gaz yoluyla yılda dört milyar dolar sunduğu medyada yer aldı. Buna karşın Moskova, geçen yılın sonunda böyle bir politikanın artık mümkün olmadığını açıkça göstermiş ve Minsk yönetiminden Birlik Devleti ile ilgili ucuz enerji şartlarını kabul etmesini istemişti.

KOLTUĞUN SÜRESİNİ İŞ BİRLİĞİ BELİRLEYECEK

Lukaşenko'nun pozisyonunun bir aydır süren protestolar nedeniyle zayıfladığı ve artık Batı'da hoş karşılanmadığı göz önüne alınırsa manevra alanının da ne kadar daraldığı görünebilir. Önümüzdeki haftalar ve aylar bizlere Lukaşenko 'nun Rusya'nın politik desteğinin yanı sıra mali yardım almak için ne tür tavizler vermek zorunda kaldığını gösterecek. Putin ve Lukaşenko enerji, güvenlik ve ekonomi gibi önemli konularda anlaşmayı başarırsa, Lukaşenko 2025'te görev süresi sona erene kadar yeni bir hükümete ihtiyaç kalmayacak. Bu arada, anlaşmanın yapılması durumunda iki ülkenin ittifaklarını derinleştirmeleri bekleniyor. Putin ve Lukaşenko 'nun ağustos ayında altı kez telefon görüşmesi yaptıkları ve dışişleri ile savunma bakanlarının hem Moskova hem de Minsk'te iki kez buluştukları sır değil.

Belarus'ta potansiyel Maidan tarzı bir darbe aynı zamanda Rusya'nın yenilgisi olarak görülecektir. Bu nedenle Kremlin muhtemelen Lukaşenko'ya destek sağlamaya devam edecek. Batılı liderler ise kesinlikle geri adım atmayacaklar. Zira Belaruslu yetkililere yaptırımlar çoktan uygulandı ve Tikhanovskaya'nın Putin'e gönderdiği mesaj, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği'nin (AB) Rusya'ya Minsk'e verilecek destek sonrasında yaptırım uygulayacağının işareti olarak okunabilir.

Kaynak: CGTN